ŞABAN 13 (29 NİSAN) - HAKİKİ KİŞİSEL GELİŞİM SİTESİ

İçeriğe git

Ana menü:

ŞABAN 13 (29 NİSAN)

ÖZEL KUR-3

MEAL”

A’RÂF-89. “Allah bizi sizin o bâtıl inancınızdan ve yolunuzdan kurtardıktan sonra tekrar o aynı yola dönersek, bu takdirde yalan isnadıyla Allah’a iftirada bulunmuş oluruz.

Bizim o yola geri dönmemiz asla söz konusu değildir, meğerki Rabbimiz olan Allah (maazallah hakkımızda başka türlü) dilemiş ola.

Rabbimiz, ilmiyle her şeyi kuşatmıştır.

(Siz ne yaparsanız yapın, ne derseniz deyin) biz, Allah’a güvenip dayandık.

Ey Rabbimiz! Bizimle şu halkımız arasında hükmünü ver ve hakkı ortaya koy;

hiç şüphesiz Sen, gerçeği en doğru ve en hayırlı biçimde ortaya koyansın.”

--------------------------------------------------------------------------------

HADİS”

İbn Ömer (r.a.) şöyle diyor:
"Biz Peygamber (s.a.s.) zamanında hakkımızda vahiy indirilir korkusuyla hanımlarımıza karşı söz söylemekten ve istediğimiz gibi davranmaktan çekinirdik.

Ancak Peygamber (s.a.s.) vefat edince istediğimizi söylemeye ve rahat davranmaya başladık."

(Buhari, Nikâh, 81)

--------------------------------------------------------------------------------

TEFEKKÜR PENCERESİ”

*Şu solucana bakın! Ayaklar altında ve kendi hesabına alabildiğine merhamete muhtaç; ama o, bu hâliyle pek çok şeye merhamet etme yolunda, yorgunluk bilmeyen bir yolcudur.

*Şefkatli toprak ona bağrını açar. O da, bu sıcak kucağın her avuç toprağına yüzlerce döl bırakır. Ve toprak ana bununla havalanır, bununla kabarır ve her yanıyla pişer ve olgunlaşır.

*Toprak solucana, solucan da toprağa rahmet; ya gübre olsun diye otu, kökü yakan nâdanlara ne demeli?

*Zavallı insan! Hem toprağa hem de solucana merhametsizlik ettiğinin farkında bile değildir...!

*Bir de bin bir çiçeğe cilve çakan şu arıya ve kozasına gömülüp kendini hapseden ipekböceğine bakın! Merhamet orkestrasına uyma uğrunda, neleri göğüslüyor ve nelere katlanıyorlar.

*İnsana bal yedirmek ve ipek giydirmek için, bu Koçyiğit fedaîlerin çektikleri sancıyı görmemek elden gelir mi?

*Ya, yavrusunu kurtarmak için başını köpeğe kaptıran tavuğun, nasıl bir şefkat kahramanı; açlığını unutup, bulduğu şeyleri yavrusuna yediren aç canavarın, nasıl ayrı bir babayiğit olduğunu hiç düşündünüz mü...?

*Bu âlemde her şey, ama her şey, merhamet düşünür, merhamet konuşur ve merhamet vaad eder.

*Bu itibarladır ki, kâinata, bir merhamet senfonizması nazarıyla bakılabilir.

--------------------------------------------------------------------------------

NURDAN YANSIYANLAR”

(Dünden Devam)

Birinci Delil:
Gel, her tarafa bak, her şeye dikkat et!

Bütün bu işlerin arkasında gizli bir el işliyor. Çünkü bak, bir dirhem kadar kuvveti olmayan, çekirdek kadar küçük bir şey, binlerce batman yükü kaldırıyor.

Zerre kadar şuuru olmayan şeyler gayet hikmetle iş görüyor.

Demek hiçbiri kendi kendine işlemiyor; onları işleten gizli bir kudret sahibi vardır.

Eğer kendi kendine olsa, baştanbaşa gördüğümüz bu memlekette her işin bir mucize, her şeyin mucizeli birer harika olması gerekir. Bu ise bir safsatadır.

İkinci Delil:
Gel, bütün bu ovaları, meydanları, konakları süsleyen şeylere dikkat et!

Her birinde o gizli Zât’ı bildiren işler oluyor.

Âdeta hepsi birer imza, birer damga gibi, o görünmeyen Zât’tan haber veriyor.

İşte gözünün önünde, bak, bir dirhem pamuktan (Tohuma işarettir.) ne yapıyor! Kaç top çuha, patiska ve çiçekli kumaş çıkıyor; ne kadar şekerleme, yuvarlak tatlı köfte yapılıyor ki, bizim gibi binlerce adam giyse ve yese yeter.

Hem bak, demiri, toprağı, suyu, kömürü, bakırı, gümüşü, altını o görünmeyen avucuna alıyor, bir et parçası haline getiriyor. (Yeryüzündeki unsurlardan hayvanların bedenini, spermden canlıları yaratmaya işarettir.)

İşte ey akılsız adam! Bu işler öyle bir Zât’a mahsustur ki, bütün bu memleket her zerresiyle O’nun kudret mucizeleri altında duruyor, her arzusuna boyun eğiyor.

Üçüncü Delil:

Gel, şu hareket eden antika sanat eserlerine (hayvanlara ve insanlara) bak.

Her biri öyle bir tarzda yapılmıştır ki, âdeta bu koca sarayın küçük birer örneğidir.

Bütün bu sarayda ne varsa, o küçücük, hareket eden makinelerde de bulunur.

Hiç mümkün müdür ki, bu hayret verici sarayı, ustasından başka biri küçük bir makineye yerleştirsin! Hem hiç mümkün müdür ki, bütün bir âlemi içine alan, kutu kadar bir makinede tesadüfî veya abes bir iş bulunsun!

Demek, gözün gördüğü bütün antika, benzersiz makineler, o gizli Zât’ın birer damgası hükmündedir.

Belki birer ilancı, birer ilannamedir.

Hal diliyle şöyle derler:
Biz öyle bir Zât’ın sanatıyız ki, O, bütün bu âlemi, bizi yaptığı, var ettiği gibi kolayca yapabilir.”

(Devamı Yarın)

--------------------------------------------------------------------------------

DUA İKLİMİ”

Rahman ve Rahîm Allah’ın adıyla…

Allah’ım! Ümmeti ve başındakileri, idare edenleri ve edilenleri ıslah buyur.

Hepsinin kalplerini hayır istikametine yönlendir ve birbirlerine kötülük dokundurmalarına fırsat verme.

Ya Rab, Sen bizim içimizdeki sırları bilirsin; onları salâha kavuştur. İşlediğimiz günahları da bilirsin; onları da mağfiret buyur.

Ayıplarımız da Sana malumdur; onların da üzerini örtüp setret. İhtiyaçlarımıza da nigehbansın; onları da gider.

Nehyettiklerini yapmaktan, emrettiklerini yapmamaktan bizi muhafaza buyur. Kul olup onunla izzet kazananlardan eyle bizi; günahlara dalıp da zillete düşenlerden değil.

Senin hoşnutluğuna perde olabilecek bütün meşguliyetleri başımızdan al. Bizi Senden alıkoyacak her şeyden bizi alıkoy.

Seni zikretmenin, Sana şükür ve kullukta bulunmanın tadını gönüllerimize duyur.

Allah’ım! Senden başka ilah yoktur. Senin olmasını dilediklerin olur, olmamasını dilediklerin de olmaz.

Havl ve kuvvet sadece Sana aittir. Ululuk ve azamet tahtının yegâne Sultanı Sensin, Senin lütfun iledir.

Bizi gaflete saplanıp haybet yaşamaktan ve gafil avlanmaktan koru.

Ya Rabbenâ! Eğer unuttuk veya kasıtsız olarak yanlış yaptıysak bundan dolayı bizi sorumlu tutma!

Ya Rabbenâ! Bizden öncekilere yüklediğin gibi bize ağır yük yükleme!

Ya Rabbenâ! Takat getiremeyeceğimiz şeylerle bizi yükümlü tutma!

Affet bizi, lütfen bağışla kusurlarımızı, merhamet buyur bize!

Sensin Mevlâmız, yardımcımız! Kâfir topluluklara karşı Sen yardım eyle bize!”

Ya Erhamerrâhimîn!
Efendimiz Hazreti Muhammed’e, hane halkına, ashâbına, evladına, ezvâcına, ehl-i beytine, yardımcılarına, mümin akrabalarına, ensârına, tarafında olanlara, ittiba edenlere, sevenlerine, muhacirîne, O’ndan yana çıkanlara, zürriyetine, ümmetine ve onlarla beraber bize, gökleri ve yeri dolduracak kadar, Senin kadîm mülkünde şimdiye kadar olmuş ve bundan sonra olacak ne varsa hepsinin sayısınca ve onların da katları sayısınca, ezelden ebede kadar her an salât ve selâm eyle.

--------------------------------------------------------------------------------

GÜNÜN ZİKRİ:  " EL - MUAHHİR "

TESBİH ADEDİ: 846

TESBİH NİYETİ: KÖTÜ VE BELALI BİRİNİN VEYA BİR İŞİN KENDİNDEN UZAKLAŞMASI…

 
İçeriğe dön | Ana menüye dön