ŞABAN 15 (1 MAYIS) - HAKİKİ KİŞİSEL GELİŞİM SİTESİ

İçeriğe git

Ana menü:

ŞABAN 15 (1 MAYIS)

ÖZEL KUR-3

MEAL”

A’RÂF-127-128. “Firavun kavminin önde gelen yetkilileri, Firavun’a müracaatla:

Musa’yı ve halkını kendi hallerine bırakıp, şu ülkede bozgunculuk yapsınlar, seni ve ilâhlarını terk etsinler mi istiyorsun?” dediler.

Firavun, “Hayır, bilakis onların erkek çocuklarını öldürecek, kız çocuklarını ise kullanmak üzere alıkoyacağız.

Elbette onlara karşı dilediğimizi yapabilecek ve onları ezecek güçteyiz!” cevabını verdi.

Musa, kavmine şu tembih ve tesellide bulundu:

Allah’tan yardım dileyin ve sabredin! Şüphesiz ki bütün yeryüzü Allah’ındır.

Ona kullarından kimi dilerse onu vâris kılar. Nihaî zafer ise, her zaman kalbleri O’na karşı saygıyla dopdolu olan ve O’na karşı gelmekten sakınıp, emirlerini yerine getiren (müttakî)lerindir.”

---------------------------------------------------------------------------------

HADİS”

"Bir kişi, sevabını Allah'tan umarak ailesine harcama yaptığında,

bu harcama onun için sadaka olur."

(Buhari, İman, 41)

---------------------------------------------------------------------------------

TEFEKKÜR PENCERESİ”

*İnsan, üstün yönleriyle beraber kusurları da çok olan bir varlıktır.

*Ona gelinceye kadar hiçbir canlı, bağrında bu kadar zıtlıkları barındırmamıştır.

O, Cennetlerin semalarında kanat çırpıp pervaz ettiği aynı anda, beklenmedik inhiraflarıyla gayyalara kadar da inen bir ucûbedir.

*Onda uçurumlaşan, bu korkunç iniş ve çıkışlar arasında münasebetler aramak da nafiledir.

*Zira insanoğlunda, sebepler, neticeler bambaşka bir çizgide hareket etmektedir.

*Zaman gelir, bir ekin gibi durmadan yatar, kalkar; zaman olur, heybetli bir çınar görünümü arz etmesine rağmen, devrilir gider de bir daha doğrulamaz.

*Melekleri, hâline imrendirdiği anları az olmadığı gibi, şeytanları utandıracak zamanları da az değildir insanoğlunun.

*İstidadında bu kadar inişler ve çıkışlar olan insan için, günah asıl olmasa bile mukadderdir.

*Kirlenme arızî olsa dahi muhtemeldir. Kirlenip de fıtratını ifsat edecek olan böyle bir varlık için, af ise her şeydir.

*Af dileme, af bekleme ve kaçırılan fırsatlar için inleme, bir idrak ve şuur işi olması itibarıyla nasıl kıymetli ise, affetme de o kadar, hatta ondan ileri bir yücelik ve fazilet işidir.

---------------------------------------------------------------------------------

NURDAN YANSIYANLAR”

(Dünden Devam)

Altıncı Delil:
Gel, şu geniş ovaya gideceğiz. (Bahar ve yaz mevsimindeki yeryüzüne işarettir.)

İşte o ovada yüksek bir dağ var. Üstüne çıkacağız ki her taraf görünsün.

Yanımıza da her şeyi yakınlaştıran güzel dürbünler alacağız. Çünkü bu hayret verici memlekette harika işler oluyor. Her saat hiç aklımıza gelmeyecek şeyler gerçekleşiyor.

İşte bak! Bu dağlar, ovalar ve şehirler birden değişiyor. Hem bu iş öyle bir tarzda oluyor ki, birbiri içindeki milyonlarca iş gayet muntazaman başka şekil alıyor.

Âdeta milyonlarca türlü kumaş iç içe, beraber dokunuyor gibi pek hayret verici değişimler meydana geliyor.

Bak, o kadar aşinalık duyduğumuz ve tanıdığımız çiçekler, bitkiler kayboldu. Yerlerine düzenli bir şekilde, mahiyetçe onlara benzer, fakat görünüşte farklı başkaları geldi.

Şu ova ve dağlar, âdeta içinde yüz binlerce ayrı ayrı kitabın hatasız, noksansız yazıldığı birer sayfa… İşte bunların kendi kendine olması yüz derece akıl dışıdır.

Evet, şu son derece sanatlı, ince işlerin kendiliğinden olması bin derece imkânsızdır; çünkü onlar, kendilerinden çok sanatkârını gösteriyor. Hem bunları yapan, öyle mucizeler ortaya koyan bir Zât’tır ki, hiçbir iş O’na ağır gelmez. Bin kitap yazmak, O’nun için bir harf kadar kolaydır.

Bununla beraber, her tarafa bir bak! O Zât her şeyi öyle hikmetle yerli yerine koyuyor, herkese, lâyık oldukları lütufları öyle cömertçe veriyor ve ihsanıyla öyle geniş perdeler, kapılar açıyor ki, herkesin arzularını tatmin ediyor.

Öyle cömertçe sofralar kuruyor ki, bütün bu memleketin ahalisine, hayvanlarına, her bir topluluğuna has ve lâyık, hatta her bir ferdine hususi ismiyle ve resmiyle bir nimet tablası veriyor.

İşte bu gördüğümüz işlerde tesadüf bulunması, bunların abes ve faydasız olması, bir işe çok elin karışması, bunların ustasının her şeye gücünün yetmemesi veya her şeyin O’na itaat etmemesi kadar akıl dışı, imkânsız bir şey var mıdır?

İşte ey arkadaş, yapabiliyorsan buna karşı bir bahane bul!

(Devamı Yarın)

---------------------------------------------------------------------------------

DUA İKLİMİ”

Rahman ve Rahîm Allah’ın adıyla…

Ey Alîm, ey Aliyy, ey Azîm, ey Ğaniyy, ey Kerîm, ey Ğafûr, ey Halîm, ey Rahman, ey Rahîm, ey Latîf ve ey Habîr! Ey yüce Yaratıcı, ey ulu Allah’ımız!

Şanı yüce ve kerîm Zâtının celâl ve kemâli, yüce ve azametli nurunun ziya ve parlaklığı, ilminin açık-gizli her şeye nüfuzu hakkı için ey Alîm, Senden, his ve müşahede ile bulup alabileceğimiz keyfiyette, zikir ve hikmet nurundan kalblerimize indirmeni diliyoruz.

Seni asla unutmayalım ve ebedlere kadar Sana isyan etmeyelim istiyoruz.

Ne olur, sağlam niyet, sıdk, ihlas, huşû, haya, heybet, murakabe, nur, canlılık, hıfz, ismet, fesahat, beyan, Kur’ân’da anlayış gibi güzel hasletlerle bizi cem’ et ve hususî muhabbetinle, özel armağanlarınla matmah-ı nazar olan kulların arasına al.

Bizim duyan kulağımız, gören gözümüz, ufkumuzu açan fuâdımız, söyleyen dilimiz, hisseden kalbimiz ve tutan elimiz ol.

Ey Muğîs, ey Semî’, ey Basîr, ey Serî’, ey Karîb ve ey Mücîb!

Ey zikri, fikri ruhlara itminan veren gönüller sultanı Allahımız! Birbirinden güzel isimlerinin sırlarının hepsi, yüce sıfatlarının bütün hususiyetleri ve vücûd-u Zâtının kıdemi hürmetine kalblerimizi hidayet nuruyla nurlandırmanı, bize marifetinin sevgisini ilham buyurmanı, bizi himayenin örtüsüyle koruyup kollamanı, ünsümüzü Seninle, şevkimizi Sana ve korkumuzu Senden eylemeni diliyoruz. Diliyoruz ki, tek emelimiz Sen ol ve biz sadece Senin huzurunda huşû ve hürmet ile kemerbeste-i ubûdiyet içerisinde duralım.

Ey Merhametliler Merhametlisi Allahımız! Sana olan itimadımızı, inkıyadımızı, sevgimizi, yakınlığımızı ve Sana karşı edebimizi artır.

Sen göklerin ve arzın yegâne Rabbisin.

Yakınlığın izzet vesilesi, şanın yüce, medh u senan başdöndürecek kadar ulu, güzel isimlerin de mukaddestir. Senden başka bir ilah yoktur.

Bize selâmet ve esenlik ver.
Dinimizi hep selâmette eyle.
İrfanımızı ekmeliyet ve etemmiyetle taçlandır.
Zâhir ve bâtın bütün donanımızla bizi Kendine tevcîh buyur ve ne olur, göz açıp kapayıncaya
kadar hatta ondan da az bir süre bizi nefsimizle baş başa bırakma.
Bizi kopukluğun mahkûmu kopuk insanlar olmaktan koru.

Ey dua ve isteklere en güzel şekilde icabet eden!”
Likâullaha, Sana kavuşmaya iştiyakımızı artır.

Bizi Senden uzak tutacak her şeyi bizden uzak tut.
Uzaklaştırdığında yakınlaştır; yakınlaştırdığında da bize yakın ol.
Bilmediğimizi talim buyur; talim buyurduğun zaman da onu anlamaya muvaffak kıl.

Allahım! İki Cihan’ın Güneşi Efendimiz’e ve mukarreb meleklere, onlar içinden hususiyle Kerûbiyyûn’a, göklerde ve yerlerdeki mümin kullar için Cenab-ı Hakk’a istiğfar eden meleklere, âdil-i şahit olarak insanların amellerini kaydeden kiram-ı kâtibîne, inkârcıların ruhlarını şiddetle söküp çıkaran, müminlerin ruhlarını sühuletle kabzeden, can alırken nefislerde dalgıç gibi yüzen, Senin tavzif buyurduğun yerde işleri idare eden ve abesten fersah fersah uzak hikmetine muvafık olarak kullarının amellerinden yarattığın meleklere salât ü selâm eyle. Senin salavâtın Efendimiz’in ve topyekün onların üzerine olsun.

---------------------------------------------------------------------------------

GÜNÜN ZİKRİ: " EL - ÂHİR "

TESBİH ADEDİ: 801

TESBİH NİYETİ: ÖMRÜN UZUN OLMASI…

 
İçeriğe dön | Ana menüye dön