ŞABAN 3 (19 NİSAN) - HAKİKİ KİŞİSEL GELİŞİM SİTESİ

İçeriğe git

Ana menü:

ŞABAN 3 (19 NİSAN)

ÖZEL KUR-3

MEAL”

EN’ÂM-151. “De ki:
Gelin, Rabbinizin size neleri haram ettiğini okuyup açıklayayım:

Her şeyden önce, O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın.

Anne-babanın (hukukuna riayetsizlikte bulunmak şöyle dursun,) onlara her zaman iyilikte bulunun ve Allah’ın her yaptığınızı gördüğünün şuuru içinde iyi davranın.

Fakirlik korkusuyla çocuklarınızı (anne karnında da, doğduktan sonra da) öldürmeyin.

Sizi Biz rızıklandırdığımız gibi, onları da rızıklandıran ve rızıklandıracak olan Biziz.

Gizlisiyle açığıyla bütün yüz kızartıcı çirkin fiillere yaklaşmayın (sizi bu fiillere götürecek sebeplerden de uzak durun).

Allah’ın mutlak koruma altına aldığı ve katlini haram kıldığı cana, hukuken hak etmiş olma dışında asla kıymayın.

İşte, akleder (de İslâm’a girip, Allah’ın ahkâmına uygun bir hayat sürersiniz) diye Allah size bunları emrediyor.”

------------------------------------------------------------------

HADİS”

Cerîr radıyallahu anh şöyle demiştir:

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e ansızın görmenin hükmünü sordum.

Bana “Hemen gözünü başka tarafa çevir! ” buyurdu.

(Cerîr b. Abdillah’dan radıyallahu anh, Müslim, Âdâb 45.
Ebû Davûd, Nikâh 43; Tirmizî, Edeb 28)

------------------------------------------------------------------

TEFEKKÜR PENCERESİ”

*Geleceği kuracak ve yükseltecek fikir işçileri, kendi ruhunda varlığa ermiş talihlilerdir.

*Bu hakikat erleri, alabildiğine silik ve alabildiğine sönük görünümlüdürler. Bu itibarla da onları, dünyevî debdebe içinde bekleyenler hep yanılmış ve hep inkisar-ı hayale uğramışlardır.

*Dış görünüşleri itibarıyla oldukça mukassidirler. Ama sinelerinde bin bir buhurdan çeşit çeşit koku neşretmektedir.

*Onların nilüfer tenlerini, yasemin kokularını, onlarla hemhâl olmayanlara anlatmak oldukça zordur.

*“Girmeyen duymaz, tatmayan bilmez.”

*Kafdağı’ndan daha ağır bir yüktür, nadanlara hâl arz etmek...

*Nam u nişan nedir bilmez, makama, mansıba eyvallah etmezler.

*İçlerinde tutuşturdukları sonsuzluk ateşi, onları her şeyden müstağni kılmıştır.

*Bir mum gibi eriyen benliklerinde, cihanlar aydınlığa kavuşur ama onların göz bebekleri ışığın zerresini bile kendi hesabına kullanmak istemez.

* “Yol yapma bize, rahat yürüme başkalarına; sa’y u gayret bize, ganimet başkalarına...”

*Duygu ve düşüncelerini anlatmak için, ne yüce mahfillere, ne de muhteşem kürsülere ihtiyaç hissetmezler.

*Madde ve mânâ “alaşımı” yüksek bir mahiyete sahiptirler.

*Dayanıklıdırlar ve darılma bilmezler. Müsamaha atmosferlerine çarpan kin ve öfke şahapları, onların yakıcı ve eritici havalarıyla iz bırakmadan kaybolur gider.

*Yunus’un diliyle “Dövene elsiz, sövene dilsiz ve gönülsüz”dürler.

------------------------------------------------------------------

NURDAN YANSIYANLAR”

(Dünden Devam)

Üçüncü İkaz:
Ey sabırsız nefsim!
Acaba geçmiş günlerdeki ibadetlerin zahmetini, namazın zorluğunu ve musibetlerin sıkıntısını hatırlayıp ıstırap çekmek ve gelecekteki ibadetleri, namaz vazifesini ve musibetlerin elemini bugünden düşünüp sabırsızlık göstermek hiç akıl kârı mıdır?

Şu sabırsız halin şöyle sersem bir kumandanın haline benziyor:
Düşmanın sağ taraftaki kuvveti kendi birliğine katılıp taze bir kuvvet olmuşken, o tutar, mühim bir kuvvetini o tarafa gönderir, merkezi zayıflatır.

Sol tarafta da henüz düşman askeri yokken, oraya büyük bir kuvvet gönderip “Ateş!” emri verir. Merkezi tamamen zayıf bırakır. Düşman işi anlar, merkeze saldırır ve orayı yerle bir eder.

Şu halinle sen, işte bu kumandana benziyorsun. Çünkü geçmiş günlerdeki ibadetlerin zahmeti, bugün rahmete çevrilmiştir. Elemi gitmiş, lezzeti kalmış. Zahmeti lezzete, sıkıntısı sevaba dönüşmüş. Öyleyse namazdan usanmak yerine yeni bir şevk, taze bir zevk ve ciddi bir gayretle ona devam etmek gerekir.

Gelecek günler henüz gelmediğine göre, onları şimdiden düşünüp usanmak ve gevşeklik göstermek, aynen ileride başına gelecek açlığı ve susuzluğu bugünden düşünerek bağırıp çağırmak gibi bir divaneliktir.

Madem hakikat böyledir, aklın varsa yalnız bugünkü ibadetini düşün ve “Günümün bir saatini, ücreti pek büyük, zahmeti pek az olan, hoş, güzel ve yüce bir hizmete sarf ediyorum.” de! O zaman acı usancın tatlı bir gayrete dönüşür.

İşte, ey sabırsız nefsim! Sen üç çeşit sabırla vazifelisin.
Biri: İtaat ve ibadette sabırdır.
İkincisi: Günahlara karşı sabırdır.
Üçüncüsü: Belâ ve sıkıntılar karşısında sabırdır.

Aklın varsa, bu üçüncü ikazdaki temsilde görünen hakikati kendine rehber edin, mertçe “Ya Sabûr” de, üç sabrı omzuna al!

Eğer Cenâb-ı Hakk’ın sana verdiği sabır kuvvetini yanlış yolda kullanıp dağıtmazsan, o her zorluğa ve her derde katlanmaya yeter... O kuvvetle dayan!

(Devamı yarın)

------------------------------------------------------------------

DUA İKLİMİ”

Rahman ve Rahîm Allah’ın adıyla…

Ya Rab! Bizleri hayırlı nesillerden eyle.

Yollarımızı takva dairesinde hareket edenlere mihmandarlık yapan kutluların yollarıyla kesiştir.

Allah’ın adıyla, O’ndan medet dilenerek, O’na sığınarak ve “Müminler Allah’a dayanıp güvensinler.” emrine ittiba ederek (ben de ikrar ederim ki), gerçek güç ve kuvvetin yegâne sahibi Allah’a güvendim. O’na inandım. Hakkımdaki hükümlerine razı oldum. O’na dayandım ve Yunus peygamber gibi şöyle nidâ ediyorum:

Ya Rabbî! Sensin İlah, Senden başka yoktur ilah. Sübhansın, bütün noksanlardan münezzehsin, yücesin. Doğrusu kendime zulmettim, yazık ettim. Affını bekliyorum Rabbim!”

Ey Yüceler Yücesi Aliyy, ey Azîm, ey Halîm, ey Alîm, ey Semî’, ey Basîr, ey Müeyyid, ey Kadîr, ey Hayy, ey Kayyûm, ey Rahman, ey Rahîm, ey “Hû (3 defa)”, ey Hû, ey Evvel, ey Âhir, ey Zâhir, ey Bâtın.. Ey azamet ve kerem sahibi!

Ey nâm-ı celîli çok, çok yüce olan Rabbim! Affını ve inayetini umarak dergâhına sığındım; bahtına düştüm, n’olur, dualarımı kabul buyur!

Allah’ım! Nurunla bizi dosdoğru yola hidayet eyle ve huzurunda hep sadâkatle kullukta bulunma payesini bize de lütfet!

Lütfet ki Allah’ım, dillerimiz sürekli Senin zikrinle meşgul, bedenimiz bütün uzuvlarıyla Senin emrine itaat içinde olsun. Kalblerimiz yalnız Senin marifetinle dolsun.

Ruhlarımızı müşâheden ile kanatlandır; latîfelerimizi yakınlığınla taçlandır. Sen her şeye kâdirsin. Senden, dünyanın gelip geçici cazibedar güzelliklerine karşı zühdümüzü ve nezdindeki derecelerimizi artırmanı diliyoruz.

Allahım! Bütün meleklerin, dünyayı teşrifi için muntazır oldukları Efendimiz Hazreti Muhammed’e ve nebilerine vahyini indirmek payesiyle mükerrem kıldığın, “çok kuvvetli, yüce arş sahibi Allah nezdinde pek itibarlı” kerîm ve emin, ilim, vahiy ve ilhamla hayata ruh üfleyen, ilimlerin arşını taşıyan, Senin Alîm ve Allâm isimlerinin mazharı, melâike-i kiramın en büyüklerinden biri olan Hazreti Cibrîl-i Emîn’e salât ve selâm eyle.

Senin en faziletli tahiyyât ve selâmların Efendimiz’in ve onun üzerine olsun.

------------------------------------------------------------------

GÜNÜN ZİKRİ:  " EL - MUMÎT "

TESBİH ADEDİ: 490

TESBİH NİYETİ: HARAMA BAKMAMAK, KÖTÜLÜKLERDEN VAZGEÇMEK…

 
İçeriğe dön | Ana menüye dön