ŞABAN 5 (21 NİSAN) - HAKİKİ KİŞİSEL GELİŞİM SİTESİ

İçeriğe git

Ana menü:

ŞABAN 5 (21 NİSAN)

ÖZEL KUR-3

MEAL”

EN’ÂM-160. “Kim güzel bir iş yapar ve Allah’a onunla gelirse,

yaptığının on katıyla mükâfatlandırılır.

Kim de bir kötülükle gelirse,

sadece o kötülüğe denk bir ceza görür ve hiç kimseye haksızlık edilmez.”

---------------------------------------------------------------------------

HADİS”

Kendisini ilgilendirmeyen (mâlâyânî) şeyleri terk etmesi,
Müslümanın İslâmiyetine ait güzelliklerindendir.”

(Ebû Hüreyre’den radıyallahu anh, Tirmizî, Zühd 11; İbni Mâce, Fiten 12)

---------------------------------------------------------------------------

TEFEKKÜR PENCERESİ”

*İnsan, her felsefî ve ilmî görüşün temel mevzuudur.

*O hesaba katılmadan ne bir felsefe yapmak, ne de ilimlere geçmek mümkün değildir.

*Fiziğiyle, metafiziğiyle ilimlere mevzu odur ve onun dışındaki her şeyin, onunla münasebeti nispetin de bir ağırlığı ve kıymeti vardır.

*İlimler kol kol onun etrafında kümelenir ve onun çeşitli yönlerinden bahisler açarlar.

*Kitaplar ona koşar, onunla dolar ve etrafa nur saçarlar.

*Kompleks bir beyin ve maddî ölçüler içinde bulanık bir mahiyet arz eden ruh; sonra bu iki sırlı varlığın tam bir âhenk içindeki münasebeti...

*İnsan her şeyi ile anlaşılması güç bir varlıktır. Gariplik ve tuhaflıkları dünyaya gelişiyle başlar ve devam eder.

*Onun dışında her canlı dünyaya ayak basarken, başka bir âlemde yetiştirilmiş gibi, hayat kanunlarına âşina ve en mükemmel içgüdülerle gelir.

*O ise, en muhteşem ve mübeccel bir varlık olmasına rağmen, bütün bu insiyaklardan ve hayat için gerekli fonksiyonlardan mahrum olarak karşımıza çıkar.

*Onun hayvanî mevcudiyetinin mekanik nizamını aşan her şey, akıl, zihin, irade, hürriyet, his ve iç müşâhede sayesinde burada teşekkül eder.

*Onda bir niyet ve geleceğin büyük adamı olma remzinden ibaret olan istidatlar, ancak talim ve terbiye ile inkişaf ettirilir.

*Onu insiyaklarına (içgüdülerine) terk etmek ise, en mükemmel şey olma yolundaki bir nüveyi veya nüveler topluluğunu, en pespaye, en sefil ve en acınacak hâlde bırakmak demektir.

---------------------------------------------------------------------------

NURDAN YANSIYANLAR”

(Dünden Devam)

Beşinci İkaz:
Ey dünyaya tutkun nefsim!

Acaba ibadetteki isteksizliğin ve namazdaki ihmalin dünya meşguliyetlerinin çokluğundan mıdır?

Veyahut geçim derdiyle ibadete vakit bulamayışından mıdır?

Sırf dünya için mi yaratıldın ki bütün vaktini ona sarf ediyorsun?

Sen, kabiliyetlerinle bütün canlılardan üstün olduğunu fakat dünya hayatının devamı için gerekli şeyleri temin etme kudreti bakımından bir serçe kuşuna bile yetişemeyeceğini biliyorsun.

Asıl vazifenin hayvanlar gibi çabalamak değil, gerçek bir insan gibi hakiki ve daimî bir hayat için gayret etmek olduğunu neden anlamıyorsun?

Hem dünya işleri dediğin, çoğu sana ait olmayan, boş yere karıştığın ve karıştırdığın faydasız şeylerdir.

En lüzumlu işi bırakıp güya binlerce sene ömrün varmış gibi, en lüzumsuz malûmatla vakit geçiriyorsun.

Mesela, kıymetli vaktini, “Satürn gezegeninin etrafındaki halkaların mahiyeti nedir? Amerika’da kaç tane tavuk vardır?” gibi kıymetsiz şeyleri düşünmeye harcıyorsun. Güya astronomi ve istatistik bilimleriyle uğraşıyor, onlardan istifade ediyorsun!..

Eğer, “Beni namazdan ve ibadetten alıkoyan, bana usanç veren, böyle lüzumsuz şeyler değil, geçim derdinin zaruri işleridir.” dersen, ben de sana şöyle derim:

Bir yerde yüz kuruş gündelikle çalışsan, sonra biri gelse ve sana, “Gel şurayı on dakika kadar kaz, yüz lira değerinde bir pırlanta ve bir zümrüt bulacaksın.” dese, sen de ona,

Hayır, gelmem! Çünkü gündeliğimden on kuruş kesilecek, kazancım azalacak.” diye cevap versen, bunun ne kadar divanece bir bahane olduğunu elbette bilirsin.

Aynen bunun gibi, sen şu bahçende nafakan için çalışıyorsun. Eğer farz namazlarını terk edersen, bütün gayretinin neticesi, yalnız dünyevî, önemsiz ve bereketsiz bir kazançtan ibaret kalır. Fakat eğer istirahat ve teneffüs vaktini, ruhunu rahatlatan ve kalbini ferahlatan namaza sarf edersen, o zaman, bereketli dünya kazancın ile beraber ahiret azığın için çok değerli iki manevî maden bulursun:

Birinci maden: Güzel bir niyetle, bahçende yetiştirdiğin çiçekli ya da meyveli her bitkinin, her ağacın tesbihatından hisse alırsın.

İkinci maden: Bahçende yetişen mahsullerden kim yese –ister hayvan olsun, ister insan; ister müşteri olsun, ister hırsız– bu senin için sadaka hükmüne geçer. Fakat bahçeni Rızkın Hakiki Sahibi adına ve O’nun izni dairesinde kullanman, kendine O’nun malını O’nun mahlûklarına veren bir dağıtım memuru gözüyle bakman şartıyla…

(Devamı yarın)

---------------------------------------------------------------------------

DUA İKLİMİ”

Rahman ve Rahîm Allah’ın adıyla…

Allah’ım! Nezdinden göndereceğin bir ruhla bizi te’yîd ve takviye buyur. Yüce katından insanî enginliklere akan bir rahmet yağmuru olan ilm-i ledünden bize de ta’lim et.

Razı ve hoşnut olduğun yüce dinimiz üzerine ayaklarımızı sabitle ve bizi, haklarında ebedî saadet takdir ettiğin, hoşnutluğunla sevindireceğin, cemâlinle gözlerini aydınlığa kavuşturacağın saîd ve bahtiyar kullarından eyle!

Allah’ım! Şu muvakkat dünya hayatında sadece Sana kullukta bulunmak ve ma’siyetlerden hep kaçmak istiyorum. Bu dileklerimi gerçekleştirmeyi benim için kolay hâle getir; neticede de beni Cennet’ine al, cemâlini müşahede ile mesrûr et ve ikâbına, gazabına uğramaktan sıyanet buyur!

Allah’ım! Ömrümüzü hep tâat eksenli sürdürme, ölmeden evvel de tevbe kurnalarında küçük-büyük bütün günahlarımızdan arınıp öylece huzuruna gelme hususunda bizden yardımını esirgeme! (Sen zaten esirgemezsin ki!)

Sorgu esnasında da yalpalamaktan ve kaybetmekten koru ve bizi kitabını sağından alanlardan eyle. Mahşer gününün korku ve endişelerinden emin kıl. Sırat-ı müstakîminden ayırma. Rahmetinle, kereminle bizi naîm cennetlerine al.. affınla, hilminle muamelede bulun; bulun ki dokunamasın bize o azab-ı elîm, ey Berr u Rahîm ve ey Halîm ü Kerîm!

Ya Ekramelekramîn! Bizim bir faydayı celbedecek ya da bir zararı defedecek güç ve kuvvetimiz yoktur. Bizler hiçbir şeye sahip olmayan bir kısım fakirler, hiçbir şeye güç yetiremeyen bir kısım zayıflarız.

Hayır bütünüyle Senin elindedir ve her iş encâmı itibarıyla Sana avdet edecektir.

Allah’ım! Bizi emir buyurduğun hususları gerçekleştirmeye muvaffak kıl. Mükellef tuttuğun vazifelerimizi yerine getirebilmemiz için yardımcı ol. Fazl u rahmetinle, gönüllerimizi Senden başka her şeyden müstağnî tut. İnâyât ü kereminle kırık ve döküklerimizi tamir buyur ve bize yüce nezdinden mâ fâtımızı (fevt ettiğimiz güzellikleri) telâfi imkânları sun!

Allah’ım, merhameti sonsuz Allah’ım! Bizim idrak ufkumuzun kuşatamadığı ya da istemeyi bile bilemediğimiz, hayır olarak kullarından herhangi birisine vaad ettiğin ya da ihsan buyurduğun ne kadar güzellik varsa onların hepsini rahmetinden biz de diliyoruz.

İlahî! Gazabına giriftar, yahut hoşnutsuzluğuna dûçâr olmaktan, Senin o zulmetleri parıl parıl parlatan dünya ve âhiret işlerinin medâr-ı salâhı Nur-u Vechine sığınırım.

İlahî! Sen razı olana kadar Senin affını muntazırım.

İlahî! Bütün havl ve kuvvet sadece Senin elindedir. Sana hamd ü senalar olsun.

Allahım! Efendimiz Hazreti Muhammed’e ve sûra üfleme, mertebe ve suretleri tertip etme gibi mukaddes vazifelerle tavzif buyurduğun, Levh-i Mahfuz’da kalemin yazdıklarının nâzırı, gavs-ı a’zam’ın kalbi, kalbinin üzerinde olan, sûra ikinci kez üflediğinde bütün ervâhın cisimlerine döndürüleceği ve bedenlerin yeniden hayat bulacağı büyük melek Hazreti İsrafîl’e salât ü selâm eyle. Senin en güzel salavâtın Efendimiz’in ve onun üzerine olsun.

---------------------------------------------------------------------------

GÜNÜN ZİKRİ:  " EL - KAYYÛM "

TESBİH ADEDİ: 156

TESBİH NİYETİ: BÜTÜN İŞLERDE YARDIMI ALLAH'TAN BEKLEMEK, RIZKIN DEVAMLI OLMASI…

 
İçeriğe dön | Ana menüye dön