ŞABAN 6 (22 NİSAN) - HAKİKİ KİŞİSEL GELİŞİM SİTESİ

İçeriğe git

Ana menü:

ŞABAN 6 (22 NİSAN)

ÖZEL KUR-3

MEAL”

A’RÂF-3-4-5. “(Ey insanlar!)
Rabbinizden size indirilen (Kur’ân’a) tâbi olun ve Allah’tan başka işlerinizi kendilerine havale edeceğiniz birtakım dost, koruyucu ve sahipler edinip de onlara tâbi olmayın.

Uyarılara ne kadar az kulak veriyor ve ne de az düşünüp, az ders alıyorsunuz!

(Uyarılara kulak asmayan) nice memleketleri helâk ettik ve zorlu baskınımız, onların başında (en gafil oldukları anlarda) ya gece uykusu ya da gündüz uykusu esnasında birden patlayıverdi.

O zorlu baskınımız başlarına geldiğinde son söz ve çığlıkları ancak,

Biz, gerçekten zalimlerdik!” demek oldu.”

---------------------------------------------------------------------

HADİS”

İki nimet vardır ki, insanların çoğu bu nimetleri kullanmakta aldanmıştır:

Sıhhat ve boş vakit.”

(İbni Abbas’dan radıyallahu anhümâ, Buhârî, Rikak 1. Ayrıca bk. Tirmizî, Zühd 1;
İbni Mâce, Zühd 15)

---------------------------------------------------------------------

TEFEKKÜR PENCERESİ”

*Aslan, kendisi için gerekli olan pençesiyle, sığır boynuzuyla, köpek de dişiyle dünyaya geldikleri hâlde, insan; bütün müdafaa ve taarruz vasıtalarını kendi hazırlama durumunda buraya gönderilir.

*Hayatı için gerekli olan her şeyi kendine çekmede, zararlı her şeyi defetmede, basiret, zekâ, irade ve aklıyla icat ettiği şeyleri kullanacak ve bunlarla ferdî ve insanî dünyasını kuracaktır.

*Sonra da meydana getirdiği eserleri, gönül ve fikir dünyasında kurduğu, yaşattığı değerleri gelecek nesillere bırakacaktır.

*Geçmişten bugüne tefekkür ve ilim hayatımıza hizmet edenler, sa’y ve gayretlerinin semerelerini bizzat görmemelerine rağmen, fütur getirmemiş ve nemelazımcılığa düşmemişlerdir.

*İnsanlık için çalışmış, didinmiş, ilim ve kültür adına yığın yığın miras bırakmışlardır.

*Eğer böyle olmasaydı, bugün yeryüzünde ne ilimden, ne de medeniyetten söz etmek mümkün olmayacaktı.

*İlim, hars ve medeniyet mirasının yanında, mükemmel ve faziletli insan da, yine beşerî sa’y ve cehdin semeresidir.

*Onun istidatlarını geliştirme, davranışlarını planlama; iyiye ve fazilete sevk etme, hep kendi nev’inin eliyle olmuştur.

*Bütün tarih boyunca, bir nesil, diğer bir neslin terbiyesini derpiş etmiş ve bunu kendine vazife bilmiştir...

---------------------------------------------------------------------

NURDAN YANSIYANLAR”

İşte bak, namazı terk eden ne kadar zarara uğrar! Ne büyük bir serveti kaybeder! Ve çalışmak için büyük bir şevk veren, amellerde manevî bir kuvvet sağlayan o iki neticeden, o iki madenden mahrum kalır, iflas eder.

Hatta ihtiyarladıkça bahçesinde çalışmaktan usanır, yorulur. “Neme lâzım! Ben zaten dünyadan gidiyorum. Bu kadar zahmeti niçin çekeceğim?” diyerek kendini tembelliğe bırakır. Fakat evvelki adam der ki: “Daha çok ibadet ederek helâl dairede çalışacağım. Böylece kabrime daha çok ışık göndereceğim, ahiretim için daha çok azık hazırlayacağım.”

Kısacası: Ey nefis! Bil ki, dün, senin elinden çıktı.
Yarına ulaşacağına dair de güvencen yok.
Öyleyse asıl ömrünü, içinde bulunduğun gün bil.
Günün en az bir saatini, zor zamanlara ayırdığın bir altın gibi, hakiki istikbalin olan ebedî hayatın için birer kumbara hükmündeki bir mescide veya bir seccadeye at!

Ve bil ki, her yeni gün, herkes için yeni bir âlemin kapısıdır. Eğer namaz kılmazsan, o günkü âlemin karanlık ve perişan bir hal alır. Misal âleminde aleyhinde şahitlik eder. Zira herkesin, şu âlem içinde, her günde hususi birer âlemi vardır. O âlemin mahiyeti de, o kişinin kalbine ve ameline göre değişir.

Nasıl ki, aynada görünen muhteşem bir saray, o aynanın rengini alır. Ayna siyah ise saray da siyah, kırmızı ise kırmızı görünür. Sarayın sureti, aynanın mahiyetine göre değişir. Ayna düzgünse sarayı güzel, düzgün değilse çirkin gösterir. O ayna en nazik şeyleri kaba gösterdiği gibi, sen de kalbinle, aklınla, amelinle, gönlünle, kendi âleminin şeklini değiştirirsin. Ona aleyhinde veya lehinde şahitlik ettirebilirsin.

Eğer namaz kılarsan, namazınla bu kâinatın Sâni-i Zülcelâl’ine yönelirsen, sana bakan âlemin birden nurlanır.

Namazın âdeta bir elektrik lambası, namaza niyetin de onun düğmesine dokunmak gibi, o âlemin karanlığını dağıtır.

Ve şu dünya kargaşasında perişanlık içindeymiş gibi görünen hadiselerin, hikmetli bir intizam ve mânâlı bir kudret eseri olduğunu gösterir.

Nurlarla dolu “Allah göklerin ve yerin nurudur.” ayetinden kalbine bir nur verir. O günkü âlemini o nurla ışıklandırır, misal âleminde senin lehinde şahitlik ettirir.

Sakın, “Benim namazım nerede, hakiki namaz nerede!” deme.

Zira bir hurma çekirdeği, hurma ağacının bütün hususiyetlerini içinde taşır ve onu tarif eder. Farkları, birinin çekirdek, ötekinin ise onun dal budak salmış hali olmasıdır. Aynen öyle de, senin benim gibi sıradan bir insanın namazının –hissetmese ve şuurunda olmasa da– büyük bir velinin namazı gibi şu nurdan, şu hakikatten bir hissesi vardır. Fakat o nur dereceye göre açığa çıkar.

Bir hurma çekirdeği ile mükemmel bir hurma ağacı arasında ne kadar mertebe ve fark varsa, namazda da öyle, hatta daha fazla farklı mertebeler bulunabilir. Fakat bütün o mertebelerde namaza ait nuranî hakikatin esası vardır.

---------------------------------------------------------------------

DUA İKLİMİ”

Rahman ve Rahîm Allah’ın adıyla…

Ey emellerimi lütf u keremine ve ihsanlarının güzelliğine bağladığım, gizli-açık her hâlimi gören ve âkıbetimin nasıl olacağını bilen Yüce Rabbim! İnişli-çıkışlı hallerimi ve dilimin ihtiyaçlarıma tercüman olamayışını da yine Sana şikâyet ediyorum.

Yegâne Mâlikim Sen, yaptığım her işi neticeye erdirecek olan Rabbim de Sensin. Hiçbir hâlim Sana gizli kalmaz. Ne kadar gamım, kederim varsa hepsini görür, işitir ve bilirsin.

Bir mükâfata mı mazhar olacağım yoksa bir mücazaata mı maruz kalacağım, onu da kestiremiyorum, ey dönüşümün Kendisine olacağı, içimden geçenleri de, dışıma aksedenleri de, arzularımı da, âkıbetimin nasıl olacağını da bilen Rabbim!

Sen benim tek sığınağımsın. Huzuruna gelebilmek için en büyük vesilem de yine Sensin, Senin rahmetindir; açığımı ve gizlimi bilen sadece Sen olduğun için acılarımı, ızdıraplarımı Sana arz ediyor, başımda dönüp duran felaketleri def ü ref’ etmeni diliyorum.

Ey duyan, gören, olup biten her şeyi manzar-ı âlâdan temâşâ eden, arzın ve semanın, esmâ-i hüsnanın sahibi, isimleri kâinatın devam ve bekâsının vesilesi Yüce Rabbim!

Senden, yaş akıttığım gözlerime, bitkin ve bîtap düşen bedenime, dermansız hâlime, sönüp gitmeye yüz tutmuş gençliğime merhamet etmeni diliyorum.

Ey Kendisine el açıldığında cevap veren, dilediği hususu anında gerçekleştirmeye muktedir olan, azamet, kerem ve lütuf sahibi Rabbim! Benim içine düştüğüm musibetleri de ancak Sen bertaraf edebilirsin. Recâ hislerimi tamamıyla Senin inayetine, rahmetine, şefkatine bağladım; ne olur, bu aciz kulunu haybet ve inkisara uğratma!

Ey benim Yüce Rabbim! Ne olur, dualarımla Senin arana perde koyma, dileklerimi geri çevirme ve beni hicranımla, bir hiç hükmünde olan havl ve kuvvet(sizliğ)imle baş başa bırakma!

Acziyetime, ihtiyacıma merhamet et! Sadrım daraldı, fikrim teşvişe uğradı; ne yapacağımı, nasıl davranacağımı şaşırmış bir hâlim var. Gizlimi de açığımı da bilen Sen, faydayı celb, zararı defedecek Sen, yüce nezdinden sürpriz bir fereç ve mahreç gönderecek Sen, bütün zorlukları kolay hâle getirecek de yine Sensin! Rabbim!

Ey teveccühleriyle mahzun kullarının kalblerini imar buyuran, cömertliği ve nimetleriyle bütün mevcûdatı iltifatlara boğan Merhametliler Merhametlisi! Çaresiz kalanların melcei, ümidi, yardım edeni ve şifa vereni yalnız Sensin. Ben de Senin kulunum; ben de Senin nezdindekilere muhtacım.

Fakirim; sehavetinden akıp akıp gelecek lütuflarını gözlüyorum. Günahkârım; günahlarımı silip süpürdüğün, beni de affınla sarıp sarmaladığın müjdesini bekliyorum.

Allahım! Efendimiz Hazreti Muhammed’e (aleyhissalâtü vesselâm) ve kurb payesiyle mükerrem kıldığın, mahlûkatının rızıklarını taksime vekil ta’yin buyurduğun, cismâni erzak ve ezvakın arşını taşıyan yüce melek Hazreti Mikaîl’e (aleyhisselâm) salât ve selâm eyle. Senin salavâtın Efendimiz’in ve onun üzerine olsun.

---------------------------------------------------------------------

GÜNÜN ZİKRİ:  " EL - VÂCİD "

TESBİH ADEDİ: 196

TESBİH NİYETİ: ARADIĞINI VE KAYBETTİĞİNİ BULMA…

 
İçeriğe dön | Ana menüye dön