ŞABAN 9 (25 NİSAN) - HAKİKİ KİŞİSEL GELİŞİM SİTESİ

İçeriğe git

Ana menü:

ŞABAN 9 (25 NİSAN)

ÖZEL KUR-3

MEAL”

A’RÂF-27. “Ey Âdem’in çocukları!

Şeytan nasıl anne–babanızın üzerinden (takva) elbisesini sıyırıp, onlara edep yerlerini (ve mahiyetlerindeki bütün beşerî hususiyetleri) göstermiş

ve onları cennetten çıkarmışsa,

aynı şekilde sakın sizi de dünyada tâbi tutulduğunuz imtihanlarda kaybetmenize sebep olarak benzer bir belânın içine atmasın!

O sizi görür; o da, kabilesi de, sizin onları göremeyeceğiniz yerlerden sizi görürler.

Doğrusu Biz, şeytanları iman etmeyenlere yoldaş, dost ve onların işbirlikçileri yaptık.”

--------------------------------------------------------------

HADİS”

"Kadınlar, erkeklerle birlikte bir bütünü tamamlayan diğer yarıdır."

(Ebu Davud, Taharet, 94)

--------------------------------------------------------------

TEFEKKÜR PENCERESİ”

*Hak rahmetinin insan gözünde damla damla olmasıdır gözyaşları.

*Dilin, duygunun ve gönlün el ele, yüz yüze birleştiği, iç içe girdiği ânın çiçeklenmesidir gözyaşları...

*Heybet, korku, saygı ve sevgi gibi insanı duygulandıran, gönül tasını yakan ve kalpten sefil arzuları sıyırıp atan, ulvî hislerin çepeçevre ruhu sardığı ânın beyanıdır gözyaşları...

*Sel olup çağlamak, başını taştan taşa vurup ağlamak...

*Hangi saadet bundan daha tatlı, hangi haz bundan daha içten olabilir?

*Annenin ağlaması içten içedir; riyasız, arı ve durudur.

*Onun her iniltisinde binlerce ney feryadı gizlidir.

*Yavru da ağlar. Hem de dünyaya gelir gelmez... İyi güne ereceğine, saadet göreceğine yahut başına geleceklere, ihmal edilişine belki de atalarının günahına ve çevresinin körlüğüne...

*Ak alınlı, ak duvaklı geline, ananın en kıymetli hediyesi ayrılık gözyaşlarıdır. İnce gelin, hayatının sonuna kadar, o saflardan saf, inci danesi gözyaşlarını unutamaz. Onları unuttuğu gün, anayı da unutur, atayı da...

*Bir düşünün, gözü dolu bulut ana, üzerimize ağlamasa, nice olur hâlimiz? Yaz demez, kış demez; bahar demez, güz demez daima ağlar...

*Nebisinin diliyle Hak; millet haysiyetini, memleket namusunu görüp gözeten göze denk tutar ağlayan gözü. Zaten “Ağlamayan gözden Sana sığınırım.” dememiş miydi..?

--------------------------------------------------------------

NURDAN YANSIYANLAR”

(Dünden Devam)

Üçüncüsü:

Varlıklar arasında bazı gizli münasebetler bulunur.

Hatta hiç ummadığın şeyler arasında münasebet bağları vardır. Bunlar, ya hakikaten mevcuttur ya da hayalin, meşgul olduğu işe göre o bağları yapmış, o şeyleri birbirine bağlamıştır.

Şu münasebet sırrıyla, bazen mukaddes bir şeyi görmek, pis bir şeyi hatıra getirir. Beyan ilminde ifade edildiği gibi, “Dış dünyada uzaklık sebebi olan zıtlık, hayalde yakınlık sebebidir.”

Yani, iki zıt şeyin suretlerinin bir araya gelmesine vasıta olan şey, hayalî bir münasebettir.

Zıtların bu münasebetle hatıra gelmesine “tedâi-yi efkâr” (bir düşüncenin başka düşünceleri çağrıştırması) denir.

Mesela, sen namazda, münâcât esnasında, Kâbe’nin karşısında, Cenâb-ı Hakk’ın huzurundayken, O’nun ayetlerini tefekkür ettiğin sırada, şu çağrışımlar tutup seni en uzak, rezil, boş ve faydasız düşüncelere sevk eder.

Böyle düşünceler aklından gitmiyorsa sakın telâşlanma!

Farkına vardığın anda dön, “Aman, ne kusur ettim!” deyip sebebini araştırarak üzerinde durma ki, o zayıf münasebet dikkatinle kuvvet kazanmasın.

Zira sen üzüldükçe, önem verdikçe o zayıf, küçük hatırlayışların alışkanlığa döner, hayalî bir hastalık olur.

Korkma, bu kalbî bir hastalık değildir. Şu tür hatırlayışlar çoğunlukla irade dışıdır. Bilhassa asabî ve hassas insanlarda daha çok görülür. Şeytan bu çeşit vesvesenin madenini çok işletir.

Bu yaranın merhemi şudur:
Çağrışımlar çoğu kere irade dışıdır. Bunda insanın mesuliyeti yoktur.

Hem çağrışımda zıt şeyler birbirine yakın olabilir, fakat temas edip karışmazlar.

Onun için fikirlerin mahiyeti birbirine geçmez, zarar vermez.

Nasıl ki, şeytan ile ilham meleğinin kalp taraflarında birbirine yakın olmaları ve günahkârlar ile hayırlı kimselerin aynı mekânda bulunmaları zararsızdır.

Aynen öyle de, çağrışımların sevkiyle istemediğin pis hayaller gelip temiz fikirlerinin içine girse, kasten olmadıkça ve zarar ettiğin zannıyla onlarla fazla meşgul olmadığın sürece sana zarar vermezler.

Bazen de kalb yorulur. Fikir, eğlenmek için rastgele bir şeyle meşgul olur. Şeytan fırsat bulup pis şeyleri önüne serper, sürer.

(Devamı Yarın)

--------------------------------------------------------------

DUA İKLİMİ”

Rahman ve Rahîm Allah’ın adıyla…

Allah’ım nefis gemimi, (Nuh peygamberinin gemisi gibi) “Onun yüzüp gitmesi de, durması da Allah’ın adıyladır. Rabbim gerçekten Ğafûr’dur, Rahîm’dir.” hakikatinin sırrına mazhar eyle. Beni, Senden uzaklaştıran şeylerin hepsinden uzak tut, tut ki Allah’ım, hakkında kesin bilgim olmayan şeylerin tâlibi olmayayım.

Allah’ım! Beni ağyar düşüncesinden koru ve kederli-kudûretli, bulanık mülahazalardan arındır. Arındır ki, saflardan saf hayırlı kullarını muhafaza ettiğin yanlış vadilerden uzak kalabileyim.

Allah’ım! Vâridâtını gönlüme akıtırken beni, onları alma hususunda hazırlıklı, istidatlı ve uyanık eyle. Nur menbalarının derinliklerindeki Muhammedî inayet ve Sıddîkî muhabbetten beni de feyizlendir. Beni özüme eriştir. Dostlarına açtığın ve açmadığın sırlardan beni de hissemend eyle. Felekleri evirip çevirdiğin sırlarından bazılarını bana da aç, aç ki, omuzlarıma bir emanet olarak yüklediğin hilafet vazifesini bihakkın yapabileyim.

Allahım! Ne bir saat, ne bir lahza ne de göz açıp kapayıncaya kadar inayetini üzerimizden eksik etme. Akılların, Zâtı karşısında dehşet yaşadığı kerem sahibi, ezelî ve sermedî yegâne ilah Sensin. Sırrın sırrı da Sensin. Vaad-i Sübhânîn iktizasınca zâkirlerin kalblerini marifetinle doldurursun.

Ya Allah, ya Allah, ya Allah! Bu bendeni de nur deryalarına daldır. Kalbini esrâr-ı ulûhiyet ve rubûbiyetinle doldur. Nezdindeki yerini sağlam kıl ve dileklerini gerçekleştirmek için imkânlar lutfet. Kendisinden dolayı akılların dehşete düştüğü o sırra beni de ulaştır.

Allahım! Kulağım, gözüm, gizlim, açığım, bâtınım, zâhirim topyekûn Senin vahdaniyetine şahitlik ederler.

Kudret-i nûraniyeni bana da müşahede ettir ya Allah ya Hû!

Ey imdada yetişecek kimse kalmadığında imdada koşan, yardım eli uzatacak bir kişi bile bulunmadığında yardım eden, meliklerin ardına kadar sürmelenen kapıları kapandığında yüce dergâhının kapısını açan Rabbim!

Sen gerçekleştirmezsen bütün ümitler suya düşer.
Sen açmazsan bütün yollar tıkanır.
Ve nihayet emeller hep haybetle noktalanır.
Acilen, acilen yardım eyle, yardım eyle, yardım eyle ya Rabbî! İcabet buyur, icabet buyur.
Dualarıma cevap ver, hâcâtımı gider, kalb gözümün önündeki perdeleri kaldır.
Bunları gerçekleştirmeye muktedir yegâne zât Sensin. Çünkü Sen “La havle velâ kuvvete illâ billahilaliyyilazîm” kenzinin biricik sahibisin.

Rabbim!
Sana sonsuz hamd ü senalar ediyor ve Senden Resûl-ü Müctebâ Efendimiz’e, saflardan saf ehl-i beytine, iyilerden iyi ashâb-ı kirâmına kıyamete kadar hep salât ü selâm etmeni diliyorum.

--------------------------------------------------------------

GÜNÜN ZİKRİ: " ES - SAMED "

TESBİH ADEDİ: 134

TESBİH NİYETİ: HİÇ KİMSEYE MUHTAÇ OLMAMAK…

 
İçeriğe dön | Ana menüye dön