11. DERS: ÜLFET - HAKİKİ KİŞİSEL GELİŞİM SİTESİ

İçeriğe git

Ana menü:

11. DERS: ÜLFET

3. KUR

WORD HALİ


BİR AYET:

       

Al-i İmran /139.

“Gevşeklik göstermeyin, üzüntüye kapılmayın. Eğer inanmışsanız, üstün gelecek olan sizsiniz.”

BİR HADİS:

       

Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem, bana:


"İşittiğime göre, sen her gece Kurânı baştan sona okuyor muşsun?" dedi. "Evet," dedim. "Baştan sona ayda bir oku!" buyurdu.


İbn Amr radıyallahu anh. Müslim.


ÜLFET VE METAFİZİK GERİLİM

        

Ülfet, insanın bir şeye karşı alışkanlık peyda etmesi, sağında, solunda, önünde ve arkasında gördüğü çok orijinal ve hârika şeylere karşı lâkayd ve alâkasız kalması demektir. Bir mesele ilk duyulduğunda canlıdır ve alâka uyarıcıdır; fakat bir müddet geçtikten sonra, kafamızda sadece donuk hatları ve kalıplarıyla bir hikâye olarak kalıverir.. Kalıverir de ruhumuzdaki ilk mevcelenmeler, heyecan dalgaları, kalp yumuşamaları ve hatta göz yaşarmaları artık birer hayâl olur ve çok ciddî meseleler sadece birer formül olarak ifa edilmeye başlanır. Ruha bir kuruluk, bir hamlık ve kabukta dolaşma hâkim olur; öyle ki artık kalpler, kaskatı hale gelir ve insan da vurdumduymaz olur.
       

Metafizik gerilim, iç coşkunluğu, aşk, heyecan ve şevk potansiyeli, mânevî duygularımızın daima aktif halde bulunması, bizi dine ve ibadetlere sevk edip koşturacak bir güç kaynağıdır. Kalp merkezimizin daima enerjik bulunması, aksiyon ve hamle ruhuyla şahlanmış, canlanmış bir ruh halinin kesintisiz oluşu demektir. Ne var ki, zamanla bu canlılık da ülfet ve ünsiyet tozu-toprağıyla perdelenebilir; korlar küllenip, duygu ve lâtifeler sönebilir. Ve neticede de tamamen sönme, pörsüme, hatta kokuşma devresine girilebilir.
       

Ülfet ve ünsiyetle metafizik gerilimin kaybolması, aslında fıtrat ve yaratılışımızın gereğidir. Nasıl vesvesenin gelmesi elimizde değilse, aynı şekilde, çok defa ülfete karşı koymak da elimizden gelmez. Hususiyle imanda mertebe katedememiş, kalbî ve ruhi hayatını gerçekleştirememiş kimseler için bu fıtrat kanununu aşmak, oldukça zor ve hatta imkânsızdır.. Bir defasında Hanzala, Hz. Ebu Bekir ile Efendimize gelir ve “Hanzala münafık oldu ya Rasûlallah” der ve “Senin yanında hissettiklerimi dışarda hissedemiyor ve her an yanındaki gibi gerilim içinde kalamıyorum” şeklinde açıklamada bulunur. “Bir öyle, bir böyle” der Efendimiz (sav) ve ilâve eder: “Eğer zamanın her parçasında benim yanımda olduğunuz gibi olsaydınız, melekler sizinle musafaha ederlerdi.” Her kemalin bir zevali vardır ve kâinatta hiçbir şey kararında değildir.
       

Dini hizmetler, ülfete karşı önemli bir sütredir. İnsan hizmetle, sürekli meşguliyetin yanı sıra beklenmedik İlâhî te'yidata da mazhar olur ve hep canlı kalır.


ÜLFETE DÜŞMEMEK VE METAFİZİK GERİLİM İÇİN;


Benlikten vazgeçilmelidir.


İradenin kavgası verilmelidir.


Kalp ve ruhta operasyon yapılmalıdır.


Daima, tefekkürle kalp ve kafayı beslemek lâzımdır.


Kalbin incelmesi, yumuşaması da çok önemlidir.


Gecenin siyah zülüfleri arasında gözyaşları ve teheccüde devam edilmelidir.


Ashâb-ı Kiram
ın hayatı yaşanıp yaşatılmalıdır.


Gözlerimizi çarşı ve sokaklarda haram manzaralardan sakınmalıyız.


İnsan meşguliyetsiz kalmamalıdır.


Ölümü çok hatırlamak lâzımdır.


Nefse düşkünlükten vazgeçilmelidir.


Yalnız kalmayıp, mutlaka iyi arkadaşlar edinmek lâzımdır.

YORGUNLUK

       

Biz aslında kulluktan yana bir yorgunluk yasıyoruz. Hepimiz yorgun asker gibiyiz, adeta ibadetlerden yorulmuşuz. Bir bıkkınlık var. Müslümanlığa çok avamca bakıyoruz. Kalplerimizde onu çok daraltıyor, sığlaştırıyoruz. Bütün Ramazan boyunca ekranlarda bir şeyler konuşuldu, din anlatıldı ama hiçbirisi yeni Müslüman olmuş bir zenci kadının konuştuğu kadar anlamlı konuşmadı. O ne güzel şuur, meseleleri ne güzel kavrama…
       

Biz ülfetin zebunu olmuşuz. Değerler gözümüzde renk atmış, matlaşmış, bizde heyecan uyarmıyor. İbadetleri şeker-şerbet yudumlar gibi eda edemiyoruz.

Neden duyamıyoruz?

Neden heyecan yok?

Her namazda cemaatten bir-iki insanın içi geçse, bu konsantrasyon ruhlarda çok şey ifade edebilir.

Ama neden olmuyor?


 
İçeriğe dön | Ana menüye dön