11. DERS: VAKAR - HAKİKİ KİŞİSEL GELİŞİM SİTESİ

İçeriğe git

Ana menü:

11. DERS: VAKAR

2. KUR

WORD HALİ


BİR AYET:

       

Furkan / 72.

“Ve onlar ki, yalan şahitlik etmezler, boş bir şeye rastladıkları zaman vakar ile (oradan) geçip giderler.”


BİR HADİS:

       

Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:

"Kıyamet günü, müminin terazisinde, güzel ahlâktan daha ağır bir şey yoktur. Allah teâlâ, çirkin konuşan ve ne konuştuğunu bilmeyenlerden nefret eder."  


Ebû Derda radıyallahu anh. Tirmizî.


VAKARLI OLMAK KAZANÇTIR


Cemiyet hayatı itibarıyla, her tür anlayışta insanlarla karşılaşmamız muhtemeldir. Bunlara karşı, hemen ilk anda, gerekli tavrı ortaya koymakta zorlanır, nasıl davranacağımızı bilemeyebiliriz. Ancak vakar ve ciddiyet sayesinde, karşımızdaki kişi kim olursa olsun, en başta tavrımızı ortaya koyup münasebetlerimizi bu çizgiye oturtabiliriz.


Bu durum bizim için olduğu kadar, bir anne-baba, bir öğretmen, bir amir-memur için de söz konusudur.


Özellikle laubali ve yılışık tipler, onların müsamaha ve hoşgörüsünden istifade edip, her türlü şımarıklığı yapabilir ve onların bu duygularını suiistimal edebilirler.


İşte bütün bunlara meydan vermemek için, evvelâ onları severken bile, ciddiyeti elden bırakmamak gerekir.


Karşımızdaki insanlarla şakalaşıp oyun oynamak başka; vakarın, ciddiyetin bir top hâline getirilip onların önüne atılması daha başka şeydir.


ŞIMARIKLIK

       

Soru: Şımarmada ne gibi bir tehlike söz konusudur?
       

Cevap: Şımarmak, kâfir için o kadar olmasa bile müminler için her zaman çok tehlikelidir.


Zira mümin; Allaha (cc) intisap yoluna girmekle, mahviyet, tevazu ve Hakka kulluğu seçmiş sayılır. Kâfire gelince o, küfrüyle en büyük şımarıklığı irtikâp ettiği gibi, cezası da mahkeme-i kübraya ve cehenneme bırakılmıştır.
       

İnsan üveykler gibi semalarda uçarken bile aczini unutmamalıdır. Şuur, imkân, adelî güç vs. gibi şeyleri, Allahı unutup da kendinden bilirse -öyle veya böyle- bir gün mutlaka baş aşağı gelir. Zira Allah (cc) imhal eder (mehil verir) ama ihmal etmez.

Şımarma, bazen aynı duygu etrafında bir araya gelmiş insanlar için daha da tehlikeli olabilir. Çünkü onlardaki bu ârızanın başkalarına sirayet etme riski mevcuttur.
       

Şımarıklığa düşmemek için nasıl bir muhasebe yapılmalıdır, denecek olursa; evvela, cismanî zevk ve heyecanlardan kaçınmak lâzımdır.


Kulluk çok zor bir sorumluluktur. Kul, her zaman Rab karşısında, vaziyetini şuurlu ve temkinli bir şekilde ayarlı tutamıyorsa, farkına varmadan bazen küstahlaşabilir. Kul için nefis muhasebesi paratoner gibidir.



İÇTEKİ CİDDİYET DIŞA AKSEDER

       

Ciddiyetsiz ve laubali insanların, ibadetlerinde de ciddiyet yoktur. Böyle bir insan, belki namaza durduğu zaman ciddi gibi görünebilir; fakat eğer, iç dünyasında, kalp ve vicdanında ciddiliğe ulaşamamışsa, o sadece yıldız görünme sevdasında bir ateş böceğidir. Uzun zaman da böyle görünebilmesi mümkün değildir. Karakterler gizlenemez. Her insan, er veya geç karakterinin muktezasını mutlaka yerine getirir. Meğerki ciddiyet onda değişmeyen bir karakter haline gelmiş olsun!
       

Meseleyi şöyle toparlayabiliriz: İçte ihsan olmalı ki, dışta itkan(sağlamlık) olsun! Dış, daima içten destek almalıdır. İnsanın iç dünyası ciddi olmalı ki, bu onun dış dünyasına da sirayet etsin.
       

Hz. Ömer, hilafet makamına tavsiye edilen büyük bir sahabe için şöyle demiştir: “Denilen kişi her yönüyle hilafete layıktır. Ancak şakası biraz fazladır. Hâlbuki hilafet, bütünüyle ciddiyet isteyen bir meseledir.”
       

İnsanları idare durumunda hilafet, ciddiyet ister de, yeryüzünde Cenâb-ı Hakkın temsilcisi olma manâsına hilafet, ciddiyet iktiza etmez mi?
       

Allah huzurunda, Onun boynu tasmalı bir kulu olma mevzuunda gerekli ciddiyeti elde edememiş bir insan, diğer hususlarda nasıl ciddi olabilir ki?


 
İçeriğe dön | Ana menüye dön