13. DERS: GIYBET - HAKİKİ KİŞİSEL GELİŞİM SİTESİ

İçeriğe git

Ana menü:

13. DERS: GIYBET

2. KUR

WORD HALİ


BİR AYET:

         

Hucurat/ 12.

“Ey iman edenler! Zannın birçoğundan kaçının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurunu araştırmayın. Biriniz diğerini arkasından çekiştirmesin. Biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz. O halde Allah'tan korkun. Şüphesiz Allah, tövbeyi çok kabul edendir, çok merhamet edendir.”


BİR HADİS:


Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor:


"Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

"Gıybetin ne olduğunu biliyor musunuz?"  


"Allah ve Resûlü daha iyi bilir!" dediler.


Bunun üzerine:

"Birinizin, kardeşini hoşlanmayacağı şeyle anmasıdır!" açıklamasını yaptı.


Orada bulunan bir adam:

"Ya benim söylediğim onda varsa, (Bu da mı gıybettir?)" dedi.


Aleyhissalatu vesselam:

"Eğer söylediğin onda varsa gıybetini yapmış oldun. Eğer söylediğin onda yoksa bir de bühtanda (iftirada) bulundun demektir."     


ÖLÇÜ


Bazılarımız yeme-içme hususunda şüpheli olan şeylerden dahi kılı kırk yararcasına kaçınırız. Bu, bir insanın manevî hayatı adına güzel bir davranıştır ve hiç kimse tarafından da küçümsenemez.


Ne var ki, aynı şahsın haram olduğu Kitap ve Sünnetle sabit, kesin hükümler karşısında da aynı duyarlılığı göstermemesi insanı hayrete sevk ediyor.
         

Meselâ, bazı gıda maddelerini yiyip-yememe hususuna o kadar dikkat eden bir insan, çok rahatlıkla gıybet edebiliyor, yalan söyleyebiliyor, hased edebiliyor.


Hâlbuki biri şüpheli şey yemek, diğeri ise kardeşinin etini, hem de ölü iken dişlemektir.


Böyle düşünmek, şüpheli şeylerden kaçınmayalım manâsına gelmez; bu, Allahın haram kıldığı şeylere karşı daha dikkatli ve daha duyarlı olalım demektir.


Gıybet ki, hem ferdin amelini yer bitirir, hem de toplumu içten içe çürütür.


Diğer haramları da buna kıyas edebiliriz. Ama nedense halk arasında haramlar çok ucuza gidiyor. Oysaki ölçü, bizim heveslerimiz değil, Kitap ve Sünnet olmalıdır.


22. MEKTUPTAN…

        

Gıybet, ehl-i adâvet ve haset ve inadın en çok istimal ettikleri alçak bir silâhtır. İzzet-i nefis sahibi, bu pis silâha tenezzül edip istimal etmez. Nasıl meşhur bir zat demiş:
      

"Düşmanıma gıybetle ceza vermekten nefsimi yüksek tutuyorum ve tenezzül etmiyorum. Çünkü gıybet, zayıf ve zelil ve aşağıların silâhıdır."
       

Gıybet odur ki, gıybet edilen adam hazır olsaydı ve işitseydi, kerahet edip darılacaktı. Eğer doğru dese, zaten gıybettir. Eğer yalan dese, hem gıybet, hem iftiradır; iki katlı çirkin bir günahtır.
       

Gıybet, mahsus birkaç maddede caiz olabilir:

Birisi: Şekvâ suretinde bir vazifedar adama der, tâ yardım edip o münkeri, o kabahati ondan izale etsin ve hakkını ondan alsın.

Birisi de: Bir adam onunla teşrik-i mesai etmek ister, seninle meşveret eder. Sen de, sırf maslahat için, garazsız olarak, meşveretin hakkını edâ etmek için desen: "Onunla teşrik-i mesai etme. Çünkü zarar göreceksin."

Birisi de: Maksadı tahkir ve teşhir değil, belki maksadı tarif ve tanıttırmak için dese: "O topal ve serseri adam filân yere gitti."

Birisi de: O gıybet edilen adam fâsık-ı mütecahirdir. Yani fenalıktan sıkılmıyor, belki işlediği seyyiatla iftihar ediyor, zulmüyle telezzüz ediyor, sıkılmayarak âşikâre bir surette işliyor.
       

İşte bu mahsus maddelerde, garazsız ve sırf hak ve maslahat için gıybet caiz olabilir. Yoksa gıybet, nasıl ateş, odunu yer, bitirir; gıybet dahi a'mâl-i salihayı yer, bitirir.
       

Eğer gıybet etti veyahut isteyerek dinledi ise; gıybet edilen adama ne vakit rast gelse, "Beni helâl et" demeli.


GIYBET KARŞILIĞI HEDİYE

       

Anlatıldığına göre Hasan Basriye gelip “Adamın biri seni arkadan çekiştirdi.” dediler. Bunun üzerine Hasan Basri, adama bir tabak hurma ile birlikte şu haberi gönderdi:


- Duyduğuma göre sen bana iyiliklerini hediye ettin. Ben de buna karşılık vermek istedim. Fakat senin hediyene denk gelecek bir hediye veremediğim için özür dilerim”


GIYBETİN TÜRLERİ


Gıybet dört türlüdür:


1.si küfürdür.

Gıybetin bu türlüsü şöyledir. Kişi, bir Müslümanı çekiştirmeye başlar. Kendisine “gıybet etme” denince de “bu sözler gıybet değildir, çünkü doğru söylüyorum” diye cevap verir. Böylece Allahın haram kıldığı şeyi helal saymaya kalkmış olur ki, bu da insanı küfre götürür.


2.si münafıklıktır.

Kişi, isim vermeksizin birini arkadan çekiştirir. Fakat sözünü dinleyenler onun kim olduğunu anlamaktadırlar. Adam da böyle yapınca gıybet etmiş olmanın günahından sıyrılabileceğini sanmaktadır.


3.sü günahtır.

Gıybetin bu şekline gelince kişi, isim vererek birini arkadan çekiştirmekte ve yaptığı işin günah olduğunu bilmektedir. Bu durumda o kimse bir günahkârdır ve tövbe etmesi gerekir.


4.sü de mubah hatta sevap kazandırıcıdır.

Gıybetin bu şekli kişinin, açıkça günah işleyen bir kimsenin veya bidatçının aleyhinde konuşmasıdır. Kişi bu konuşması yüzünden sevap kazanır. Çünkü onun bu açıklamaları sayesinde söz konusu fasıkı veya bidatçıyı tanıyarak şerrinden sakınırlar.

Nitekim Efendimiz (s.a.s.)

“Kötünün kötülüğünü anlatınız ki, insanlar ondan sakınsın” buyurmuştur.


 
İçeriğe dön | Ana menüye dön