13. DERS: TAKVA - HAKİKİ KİŞİSEL GELİŞİM SİTESİ

İçeriğe git

Ana menü:

13. DERS: TAKVA

3. KUR

WORD HALİ


BİR AYET:

       

A’raf / 201.

“Takvâya erenler var ya, onlara şeytan tarafından bir vesvese dokunduğunda (Allah'ın emir ve yasaklarını) hatırlayıp hemen gerçeği görürler.”


BİR HADİS:

       

Abdullah İbnu Amr radıyallahu anhüma anlatıyor:

"Resülullah aleyhissalatu vesselam'a:

"En efdal insan kimdir?" diye sorulmuştu.

"Kalbi mahmüm (pak), dili doğru sözlü olan herkes" buyurdular.

Ashab: "Doğru sözlülüğün ne demek olduğunu biliyoruz. Mahmümu'l-kalb ne demektir?" diye sordu.    

"(Mahmüm kalb), Allah'tan korkan tertemiz kalptir, içinde günah yoktur, zulüm yoktur, kin yoktur, hased yoktur" buyurdular."  


TAKVALI OLMAK

       

Takvâ, vikaye kökünden gelir; vikaye de gayet iyi korunma ve sakınma demektir. Şer’î ıstılahta takvâ, Allah’ın emirlerini tutup, yasaklarından kaçınmak suretiyle O’nun azabından korunma cehdi şeklinde tarif edilmiştir.
       

Lügat ve şer’î ma’nâlarının yanında bazen korku, takvâ tabiriyle; bazen de takvâ, korku sözcüğüyle ifade edilmiştir ki, şeriat kitaplarında her iki şekilde de kullanıldığını görmek mümkündür.
       

Takvâ insan için biricik şeref ve değer kaynağıdır ki: “ -Sizin Allah indinde en asil, en şerefliniz takvâda en derin olanınızdır” (Hucurât, 49/13) âyet-i pürenvârı da buna işaret etmektedir.
       

İbadet ve itaat kutbunda takvâ denince, daha çok iç safveti, gönül derinliği ve ihlâs enginliği anlaşılır; ma’siyet dairesinde de günah ve şüpheli şeylere karşı kesin tavır ve kararlılık. Bu itibarla da, kulluğun çeşitliliğine göre, aşağıdaki hususların hepsini takvânın ayrı bir buudu sayabiliriz:

1. Kulun mâsivâullah’tan (Allah’dan gayrı her şey) kaçınması.


2. Onun şeriat ahkâmına bihakkın riayet etmesi.


3. Esbab dairesinde cebre düşecek davranışlardan, kudret dairesinde i’tizâle sapacak inhiraflardan sakınması.


4. Hakk’tan uzaklaştıracak şeylere karşı sürekli tetikte bulunması.


5. Yasaklara muhalefet etmeye çekecek nefsî hazlara karşı devamlı uyanık olunması.


6. Maddî-manevî herşeyin Allah’dan bilinip, nefse hiçbir şeyin temlik edilmemesi.


7. Kendini hiç kimseden daha âlî ve daha hayırlı görmemesi.


8. Allah’dan başka hiçbir şeyi gaye-i hayal edinmemesi.


9. Hazret-i Rehber-i Küll’e bilâ kayd u şart inkıyâd edilmesi.


10. Âyât-ı tekviniyenin sürekli tetkik ve tefekkürüyle kalbî ve ruhî hayatın yenilenmesi.


11. Ve değişik buudlarıyla râbıta-ı mevtte kusur edilmemesi.



SIRATTAN GEÇERKEN

       

Bir dostu, vefatından sonra, rüyasında Ebu Ali Dekkak Hazretleri'ni görür. Sıratın üzerinden geçmektedir, fakat sırat çok geniştir.


- Efendim, sırat kıldan ince, kılıçtan keskindir diye biliyoruz. Bu ne haldir? diye sorar.


Hazret cevap verir:
- Elbette o söz doğrudur. Fakat sıratın üzerinden geçene göre değişir. Bir kimse, dünyada ne kadar geniş giderse, burada o kadar dar bir köprüden geçer. Dünyada, Allah'ın emir ve yasaklarına inceden inceye dikkat eden, burada o kadar geniş bir köprüden yürür.
       

Burada hassas yaşayan, haddi ve sınırı aşmayan, orada sınırı geçmek telaşına düşmeyecek, burada korkan, orada korkmayacaktır.
       

Burada korkmayan, haddini aşan, orada sıratı korkunç vakumları ile insanları yutan, yürünmez, dokunulmaz, geçilmez bir köprü olarak bulacaktır.

O mânâda, iki korkuyu ve iki emniyeti bir arada yaşamak mümkün değildir.

TAKVANIN ÜÇ MERTEBESİ:


1. Şirkten takva: İman ederek şirkten korunmak. Kişi böylece ebedî cehennemde kalmaktan korunmuş olur.

2. Masiyetten takva: Büyük günahları işlemekten, küçüklerde de ısrardan sakınmak. Takvanın en yaygın mânâsı budur.

3. Masivadan takva: Kalbini, Hak’tan alıkoyan her şeyden uzak tutmak.


 
İçeriğe dön | Ana menüye dön