17. DERS: İHSAN - HAKİKİ KİŞİSEL GELİŞİM SİTESİ

İçeriğe git

Ana menü:

17. DERS: İHSAN

2. KUR

WORD HALİ


BİR AYET:

       

Kasas /  77.

“Allah'ın sana verdiğinden (O'nun yolunda harcayarak) ahiret yurdunu iste; ama dünyadan da nasibini unutma. Allah sana ihsan ettiği gibi, sen de (insanlara) iyilik et. Yeryüzünde bozgunculuğu arzulama. Şüphesiz ki Allah, bozguncuları sevmez.”



BİR HADİS:

       

Ebû Hüreyre radiya'llâhu anh'den:  


“Bir gün Resûlu'llâh salla'llâhu aleyhi ve sellem açıkta oturuyordu. (Yanına) Biri gelip: "İman nedir?" diye sordu.


"İman; Allaha, Meleklerine, Allah’a mülaki olmaya (yâni Rü'yetu'llâh'a), Peygamberlerine inanmak, kezalik (öldükten sonra) dirilmeğe inanmaktır." cevabını verdi.


"Ya İslâm nedir?" dedi.
"İslâm; Allah’a ibadet edip (hiçbir şeyi) O'na şerik ittihaz etmemek, namazı ikame ve farz edilmiş zekâtı eda etmek, Ramazanda da oruç tutmaktır." buyurdu.


"Ya ihsan nedir?" diye sordu.

"Allah’a sanki görüyormuş gibi ibadet etmendir. Eğer sen, Allah’ı görmüyorsan şüphesiz O, seni görür." buyurdu.”



İHSAN ŞUURU


İhsan; lügat itibari ile iki şekilde kullanılır:

Biri “Ahsenehu” dur ki “bir şeyi güzel ve mükemmel yaptı, ihsan şuuru ile davrandı” ma’nâlarına gelir; diğeri ise “Ahsene ileyhi” dir ki “iyilik etti, ihsan ve cemilede bulundu” ma’nâlarına gelir.
       

Hakikat ehlince ihsan; hak ölçülerine göre iyi düşünme, iyi şeyler planlama; kullukla alâkalı davranışlarda da -Allah’ın görüp gözettiği şuuruyla- fevkalâde bir titizlik gösterme şeklinde ortaya çıkan kalbî bir ameldir.
      

Cenâb-ı Hakk, yapılacak işin sağlam yapılmasını istemekte ve sağlam işi sevmektedir.
       

O, Kur’ân’da diyor ki :
       

“De ki: Amel edin! Amelinizi Allah da, Rasûlü de, mü’minler de görecektir. Sonra görüleni de görülmeyeni de bilen Allah’a döndürüleceksiniz. O da size yapmakta olduklarınızı haber verecektir.” (Tevbe, 9/105).
       

Yani yapılan bütün ameller, Allah’ın, Rasûlü’nün ve vicdanları hüşyar mü’minlerin teftişinden geçecektir. Onun için her amel, teftişe göre yapılmalıdır ki, sahibini utandırmasın. Bu da, yapılan amelin çok sağlam yapılmasını zaruri kılmaktadır. Böyle bir amele muvaffak olabilmek de, ancak içten “ihsan”a ulaşmakla mümkündür. İnsan, iç âlemi itibariyle böyle derinleşebildiği ölçüde, davranışları da çok mükemmel olacak ve bu insan, asla laubaliliğe düşmeyecektir.



İMÂN ve İHSAN

       

İman, İslam’ı dil ile ikrar ve kalp ile tasdikten ibarettir. O, sonsuz bir güç ve kuvvet kaynağıdır. Ancak, istenen semereyi ve arzu edilen neticeyi elde edebilmek için, imanın amel ile takviye ve desteklenmesi şarttır. Amelin, Allah’ı görüyor gibi yapılmasına ise “ihsan” denir.
       

İman ve ihsan, gözde ziya ve cesette can gibidir. Bu iki temel esasa bağlı olarak farz ve nafilelerin yerine getirilmesi ise, sonsuzluğun semalarına açılmada iki nuranî kanat durumundadır.


KİMSENİN GÖREMEDİĞİ GİZLİ BİR YER


Hocaları, bir grup talebeden, ellerindeki kuşları kimsenin görmediği bir yerde kesmelerini istenmişti. Talebelerden çoğu, gizli bir yerde kuşları kesip geriye gelmişti. Ancak ihsan şuuruna sahip bir tanesi kuşu kesmeden geriye getirmişti. Hocası bunun sebebini sorunca:


-“Ben kimsenin görmediği gizli bir yer bulamadım. Nereye gittiysem Yüce Allah’ı orada hâzır ve nâzır olarak gördüm” diye cevap vermişti.


MARANGOZUN PİŞMANLIĞI

       

Yaşlı bir marangozun emeklilik çağı gelmişti. Yanında çalıştığı müteahhite; yapmış olduğu ahşap ev inşaatı işini bırakmak, eşi ve çocukları ile birlikte daha rahat, daha huzurlu bir hayat sürme isteğinden bahsetti.
       

Müteahhit, yıllardır birlikte çalıştığı emektar marangozunun işi bırakma isteğine oldukça üzüldü. Fakat ondan, kendine bir iyilik olarak, son bir ev daha yapmasını rica etti.
       

Marangoz, bu son olsun diye istemeye istemeye teklifi kabul etti ve işe girişti. Ne var ki gönlünün yaptığı işte olmadığı her halinden belliydi. Bundan dolayı baştan savma bir işçilik yaptı ve kalitesiz malzeme kullandı. Ömrünü verdiği mesleğine böyle bir eserle son vermek ne büyük talihsizlikti!..
       

Marangoz, ev bittiğinde müteahhite teslim etmek üzere kendisini çağırttı, işveren, evi gözden geçirmek için geldi. Şöyle bir baktıktan sonra dış kapının anahtarını marangoza uzattı.
       

"Bu ev senin." dedi, "Yıllardır süren emeklerinin karşılığı sana benden hediye." Marangoz şoka girdi. Ne kadar utanmıştı! Keşke yaptığı evin kendi evi olduğunu bilseydi! O zaman onu böyle yapar mıydı!
       

Unutmayın! Herkes kendi hayatının marangozudur. Herkes gün be gün kendi hayatını inşa eder; bir çivi çakarak, bir tahta koyarak veya duvar dikerek...


Evet, bugün aldığınız kararlar, ortaya koyduğunuz davranışlar, sarf ettiğiniz sözler, yaptığınız tercihler yarın yaşayacağınız evin malzemeleridir. Elinizden gelenin azını değil, fazlasını yapın ki o evin içinde uzun yıllar huzurla yaşayabilesiniz.


 
İçeriğe dön | Ana menüye dön