18. DERS: TEVHİD DELİLLERİ - 2 - HAKİKİ KİŞİSEL GELİŞİM SİTESİ

İçeriğe git

Ana menü:

18. DERS: TEVHİD DELİLLERİ - 2

1. KUR

WORD HALİ


BİR AYET:

Hacc / 31.

“Kendisine ortak koşmaksızın Allah'ın hanifleri (O'nun birliğini tanıyan müminler) olun. Kim Allah'a ortak koşarsa sanki o, gökten düşüp parçalanmış da kendisini kuşlar kapmış yahut rüzgâr onu uzak bir yere sürüklemiş (bir nesne) gibidir.”


BİR HADİS:


Enes İbn-i Mâlik'den gelen bir rivâyet tarîkında deniliyor ki:

“Ben dördüncü def'a dönüp geleceğim. Ve Allahu Teâlâ'ya o mehâmid-i mübâreke ile hamd ü senâ edip sonra secdeye kapanacağım. Bunun üzerine bana:    
- Yâ Muhammed! Başını kaldır ve söyle; sözün dinlenecek, iste, dileğin verilecek. Şefâ'at et, şefâ'atin de kabûl olunacaktır, denilecek.

Ben de:    
- Yâ Rab! Bana müsâ'ade buyur da Lâ ilâhe illa'llah, diyen bütün ehl-i tevhîd hakkında şefâat edeyim, diye niyâz edeceğim.

Bunun üzerine Cenâb-ı Hak:    
- İzzetim ve celâlim, kibriyâ ve azametim hakkı için Lâ ilâhe illa'llah, diyen ehl-i tevhîd'in hepsini muhakkak sûrette Cehennem'den çıkaracağım, buyuracaktır.


BİR ŞEYE RAB OLMAK


Bir tabiatperest, bir zerreye rast gelir. Ona Rab ve malik olmak istediğini söyler.


O zerre: "Benim birçok görevim var. Her varlığın içine giriyorum. Bütün bunları bana yaptıracak ilim ve kudret sende varsa...
       

Hem benim gibi sayısı belirsiz zerreler var. Eğer hepimizi emrinin altına alacak bir iktidara sahip isen...
       

Bir intizam içerisinde çalıştığım ve bir parçası olduğum varlıklardan, mesela, bir canlının kanında bulunan trilyonlarca alyuvarın da sahibi isen...
       

Onların yaptığı bütün vazifeleri biliyorsan ve buna gücün yetiyorsa...
       

Hem onların ait oldukları kanı, o kanın ait olduğu vücuttaki bir hücreyi, o vücuttaki bütün hücreleri, o hücrelerden oluşan vücudu, insanlar adedînce vücutları, o insanların maddi ve manevî mahiyetlerini, onların hesaba gelmez özelliklerini, her birinin üzerine vurulan şahsa hususî mühürleri, kafile kafile arkasından gelen beşer taifelerini, asırları, insanların üzerinde misafir edildiği dünyayı, dünyanın ayrı ayrı birer sahife gibi olan mevsimlerini ve coğrafyasını, atmosferi, bulutu, yağmuru, rutubeti, üzerinde yaşanılan toprağı, bir dinamit gibi patlamaya müsait merkezini, dünyanın oturduğu yörüngeyi, gök cisimlerini, onların sahip olduğu yörüngelerden ötürü milyarlarcası ile ilgili zaman ayarını, gezegeni olduğumuz güneşi, onun ısı ve ışığını ve daha hadsiz nice şeyleri biliyorsan, hepsine hâkimsen ve sözün geçiyorsa bana da hâkimlik iddia edebilirsin. Çünkü ben bunların bütünüyle irtibatlıyım.
       

“Birimizi yapan kim ise hepimizi yapan da odur. Hem el de karıştıramazsın. Zira başka bir el karışsa, hepimiz karışacağız. Beni, yani bir zerreyi elinde tutan kim ise, koca kâinatı elinde tutan da o Zat'tır. Böyle bir Zatın sanatına, senin gibi cansız, katı, karanlık, görmez, duymaz, anlamaz, bilmez tabiat ve inkâr fikri el karıştıramaz, sus ve defol git!" der.
      

Böylece, dinin aleyhindeki felsefe hakkında verilen idam kararı, Kur'an'dan alınan dersler ile infaz edilir ve inkâr fikri, esfeli safiline kadar kovulur.


YAKINLIK UZAKLIK

       

Güneşin yakınlık ve uzaklık olmak üzere iki özelliği vardır.


Güneşin eli, insana yetişir, ışığıyla başını okşar. Güneş insana yakındır. Fakat insanın eli ona yetişemediği için, insan uzaktır.


İnsan ondan uzak olduğu için "O bana tesir edemez." derse; o yakın olduğu için de "Ona tesir edebilirim" derse, cehaletini ilan etmiş olur.
       

Yaratıcı ile insan arasında da öyle bir yakınlık ve uzaklık vardır.


Yakınlık yaratıcıdan, uzaklık insandandır.


İnsan nefsinin uzaklığına bakıp Hâlık'ına 'Bana tesir edemez' derse, dalalete düşer.

 
İçeriğe dön | Ana menüye dön