19. DERS: ŞÜKÜR - HAKİKİ KİŞİSEL GELİŞİM SİTESİ

İçeriğe git

Ana menü:

19. DERS: ŞÜKÜR

2. KUR

WORD HALİ


BİR AYET:


Bakara-172.

“Ey iman edenler! Size verdiğimiz rızıkların temiz olanlarından yiyin, eğer siz yalnız Allah'a kulluk ediyorsanız O'na şükredin.”


BİR HADİS:

       

Enes bin Malik (r.a.) rivayet ettiğine göre peygamber Efendimiz şöyle buyurur:

“Allah, yemeğini yedikten ve içeceğini içtikten sonra bu nimetlere karşılık şükreden kulundan kesinlikle razı olur.”



ŞÜKRETMEK

       

Görülen herhangi bir iyiliğe karşı gösterilen memnuniyet ve minnettarlık manalarına gelen şükür; ıstılahta, insana bahşedilen duygu, düşünce ve âzâları yaratılış gâyeleri istikametinde kullanmaya denir ki; kalple, lisanla, ifa edilebileceği gibi, bütün uzuvlarla da yerine getirilebilir.
       

Lisanla şükür; her türlü lütûf ve nimetlerin Allahtan geldiğini kabul ve itirafla gerçekleşir. Evet, bütün iyilikleri, güzellikleri kısmet eden ve mebdeden müntehâya sebeplerini hazırlayan “O” olduğu gibi, vakti geldiğinde gönderen de yine Odur. Takdir ve taksim eden, vakti gelince yaratıp semavi sofralar halinde önümüze seren O olduğu için neticede minnet ve şükran da Onun hakkıdır.
        

İnsanlığın İftihar Tablosu, Şükür Kahramanı, değeri çok yüksek bu önemli amelin en önde temsilcisiydi. O, oturur-kalkar şükreder ve yanına gelenlere de şükür tavsiyesinde bulunurdu. “-Allahım! Seni anmam, Sana şükredebilmem ve Sana ibadetlerin en güzeliyle yönelebilmem için bana yardım et.”  Onun sabah akşam dilinden düşürmediği nurlu sözlerindendi.


ŞÜKÜR VAZİFEMİZİ YERİNE GETİREBİLİYOR MUYUZ?

       

Yaptığımız ibadetlerle Cenab-ı Hakın bize lütfettiği varlık, insaniyet, İslamiyet gibi külli nimetlerden ve akıl ve hafıza, göz, kulak gibi cihazattan kat-ı nazar, sadece elle yemek yemenin dahi şükrünü yerine getiremeyiz. Şöyle ki:
       

Farz-ı muhal olarak, insanlar bu dünyaya gelmeden önce kendilerine: “eğer rızkınızı ağzınızla yerden toplarsanız, hiç ibadet etmeyeceksiniz. Yok eğer rızkınızı elinizle yerseniz, her gün beş vakit namaz kılacaksınız” şeklinde bir teklifte bulunsaydı, hiç tereddütsüz bütün insanlar ibadet etmeyi kabul edeceklerdi.
       

Bu hale göre bizler, yaptığımız ibadetlerle nazarımıza çarpmayacak kadar ehemmiyetsiz gördüğümüz bir ibadetin dahi şükrünü eda edemiyoruz. Nerede kaldı bunlarla ebedi Cenneti bihakkın kazanabilmek!...


ŞÜKÜR DE AYRI BİR ŞÜKÜR İSTER

       

Musa (a.s.) Allaha
-“Sana şükrüm, senden bana verilen ayrı bir nimettir ki, o da ayrı bir şükür ister” demişti.


Allahu Teâla, Musa (a.s.)ya şöyle vahyetti:
-İşte bunu bildiğin anda, bana şükretmiş olursun.
       

Diğer bir rivayette:

“Her nimetin benden olduğunu bildiğin vakit, ben de bu bilgini şükür olarak kabul ederim” buyurmuştur.


BAŞKALARININ ACIDIĞI HALE, O ŞÜKREDİYORDU

       

Adamın biri, Muhammed bin Vasi Hz.lerinin bacağında gördüğü bir yaradan dolayı:

“-Sana acıyorum.” demişti.


Muhammed bin Vasi de ona şu manalı cevabı vermişti:
-Ben de, bu yaranın gözümde çıkmadığına şükrediyorum…


NİMETİ GÖRMEK

       

Şeyh Sadi, ayakkabısız kalmış. Ayakkabı alacak parası da yokmuş. Can sıkıntısı ile Kufa Camii'ne gitmiş. Caminin önünde ayaksız bir dilenci görünce, ayakkabısız ayaklarına bakıp şükretmiş.
       

İnsanın kendisine ait hiçbir sermayesi yoktur. O da herhangi bir zerre gibi sonradan yaratılmıştır, o da sair mahlûklar gibi hiçbir şey yaratamaz. Ona verilenlerin hepsi lütuf ve ihsandır.
       

İnsan, sahip olduğu maddî nimetler açısından kendisinin gerisindekilere bakıp şükretmeli, manevî durumu kendisinden iyi olanlara bakıp kulluğunu artırmaya azmetmelidir.
       

Zira şikâyet için hiçbir haklı sebebi yok, şükür için sebebi çoktur.


 
İçeriğe dön | Ana menüye dön