2. DERS: DOST VE ARKADAŞLIK - HAKİKİ KİŞİSEL GELİŞİM SİTESİ

İçeriğe git

Ana menü:

2. DERS: DOST VE ARKADAŞLIK

1. KUR

WORD HALİ


BİR AYET:


“Allah'a ibadet edin ve O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Anne-babaya, yakın akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolda kalmışa ve sağ ellerinizin malik olduklarına güzellikle davranın. Çünkü, Allah, büyüklük taslayıp, böbürleneni sevmez.” (4/36)


BİR HADİS:


Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:


"Sevdiğini ölçülü sev! Çünkü o, bir gün nefret ettiğin kişi olabilir. Nefret ettiğinden de ölçülü nefret et! Çünkü o, bir gün sevgili dostun olabilir."


Ebû Hureyre radıyallahu anh. Tirmizî.


DOST VE ARKADAŞLIK


Dost ve arkadaşlarını aziz tutup onlara ikramda bulunan kimse, düşmanlarına karşı bir sürü müdafaacı ve kendine arka çıkacak kimseler kazanmış olur.


İnsanın sadık arkadaşa ihtiyacı, diğer zarurî ihtiyaçlarından daha ehemmiyetsiz ve geri değildir. Dost ve ahbapları itibarıyla huzur ve emniyet içinde bulunan bir fert, başka birçok hususta da güvene ermiş sayılır.


Akıllı bir insan, çevresiyle münasebetleri bozulduğunda, onlarla arasındaki hoşnutsuzluğu çarçabuk giderip, dostluğunu yenilemesini bilen insandır. Bundan daha akıllısı da, titizlik gösterip, dostlarıyla hiçbir zaman uyumsuzluğa düşmeyen kimsedir.


Gizli düşmanlar olduğu gibi, gizli dostlar da vardır. Dostun gizlisi, kendini anlatmayı dalkavukluk sayar. O halde, düşmanları tanımada gayret gösterildiği gibi, dost arama da ihmal edilmemelidir. Zira aranmadan bulunan dostlar, umulduğu kadar emniyetli olamayabilirler.


Arkadaşlar arasında sevgi ve alâkanın devamı, meşrû yol ve makul işlerde birbirlerine karşı gösterecekleri anlayış ve ferâgat düşüncesine bağlıdır. Düşünce ve davranışlarında birbirlerine karşı fedakâr olamayan kimselerin dostlukları da kısa ve geçici olur.


Bir insanın dostlarına karşı sadakati, onların acılarını vicdanında duyup, lezzetlerini, kendi lezzetleri gibi bildiği ölçüdedir. Dostlarının ağlamasıyla ağlayamayan, onların gülmesiyle gülemeyen dost, vefâlı dost sayılamaz.


Gerçek dostluk ve kardeşlik, dost ve kardeşlerin dünyevî durumlarının parlak olmadığı günlerde dahi, onlarla münasebetini devam ettirdiği nispette belli olur. Kötü günlerde ve tehlike anında dostlarının yanında bulunmayan birinin, dostlukla alâkası yoktur.


Hakikî dost, düşebileceği yerlerde dostunu kollayandır; her işinde ona baş sallayan değil...


Çevresiyle sık sık çekişlerin dostları da az olur. Dostlarının hem çok, hem de vefâlı olmasını arzu eden kimse, onlarla gereksiz münakaşalardan kat'iyen kaçınmalıdır.


Sen kendini aziz tutarsan, başkaları da aziz bilir!


Dostluk, her şeyden evvel bir gönül işidir. Onun riya ve aldatmacalarla elde edileceğini sananlar hep aldanmışlardır.


ÇİVİ ÇIKAR İZİ KALIR


Kötü karakterli bir genç varmış.


Bir gün babası ona çivilerle dolu bir torba vermiş.

“Arkadaşların ile tartışıp kavga ettiğin zaman, her sefer bu tahta perdeye bir çivi çak”, demiş.

Genç, birinci günde tahta perdeye 17 çivi çakmış. Sonraki haftalarda kendi kendine kontrol etmeye çalışmış ve geçen her günde daha az çivi çakmış.


Nihayet bir gün gelmiş ki hiç çivi çakmamış.


Babasına gidip söylemiş. Babası onu yeniden tahta perdenin önüne götürmüş. Gence,


“Bugünden başlayarak tartışmayıp, kavga etmediğin her gün için tahta perdelerden bir çivi sök” demiş.


Günler geçmiş. Bir gün gelmiş ki bütün çiviler çıkarılmış.


Babası ona “Aferin iyi davrandın ama bu tahta perdeye dikkatli bak. Artık çok delik var. Artık geçmişteki gibi güzel olmayacak.” demiş.

----


  Arkadaşlarla tartışıp, kavga edildiği zaman kötü kelimeler söylenilir. Her kötü kelime bir yara bırakır.


  Arkadaşın bin defa affettiğini söyleyebilir ama bu yara aynen kalacaktır (kapanmayacaktır).


  Bir arkadaş ender bir mücevher gibidir. Seni güldürür, yüreklendirir sen ihtiyaç duyduğunda yardımcı olur, seni dinler, sana yüreğini açar.


 
İçeriğe dön | Ana menüye dön