20. DERS: DÜNYA SEVGİSİ - HAKİKİ KİŞİSEL GELİŞİM SİTESİ

İçeriğe git

Ana menü:

20. DERS: DÜNYA SEVGİSİ

3. KUR

WORD HALİ


BİR AYET:

       

Şura/20- “Her kim ahiret kazancını isterse, biz onun kazancını artırırız, her kim de dünya kazancını isterse ona da ondan veririz, ama onun ahirette hiçbir nasibi yoktur.”


BİR HADİS:

       

Sehl İbnu Sa'd es-Sâidî radıyallahu anh anlatıyor:


"(Bir gün) Resulullah aleyhissalâtu vesselâm'a bir adam gelerek:

"Ey Allah'ın Resulü! Bana öyle bir amel gösterin ki, ben onu yaptığım takdirde Allah beni sevsin, halk da beni sevsin" dedi.


Resulullah aleyhissalâtu vesselâm:

"Dünyaya rağbet gösterme, Allah seni sevsin; insanların elinde bulunanlara göz dikme ki onlar da seni sevsin!" buyurdular."   


DÜNYA BİNEKTİR

       

İmam-ı Maverdi hazretleri buyuruyor ki: Dünya çalışma yeridir. Hadis-i şerifte, “Dünya ne güzel binektir. Ona binin ki, sizi ahirete kavuştursun!” buyuruluyor. Dünya mutlak manada kötü değildir. Ahiret azığını hazırlayanlar için servet yurdudur.
       

Dünya bir alet, bir vasıtadır. Bu vasıtayı iyi yolda kullanan kazanır, kötü yolda kullanan kaybeder.


Mesela size yeni, güzel bir araba veriyorlar:
-“Bu araba ile şu kadar zamanda şu karşıdaki köprüyü geçerseniz, kurtuluşa ereceksiniz.” deniyor. Siz de, arabaya bakıp “Ne kadar da güzelmiş” diyerek onu sevmekle meşgul olur, verilen zaman içinde karşıya geçmezseniz, köprüyü geçemezsiniz. Demek ki, bineği sevmekle meşgul olmayıp, binip bir an önce saadet diyarına gitmeye çalışmalıdır!
        

Bizi maksadımıza ulaştıran bineğin iyi, sağlam olması istenir. Onun için Allahü teâlânın bize verdiği akıl, sağlık, mal gibi nimetleri yerinde kullanmalıdır! Cenab-ı Hak, dünya saadetini de istememizi emrediyor. “Ey Rabbimiz, bize dünyada da ahirette de iyilik, güzellik ver!” diye dua etmemizi istiyor.
      

Hadis-i kudside de buyuruldu ki: “Hak teâlâ buyurdu ki, Ey dünya, bana hizmet edene hizmetçi ol! Sana hizmet eden de senin hizmetçin olsun.
       

Dünyanın faydasız işlerinden uzak durmak, ahirete yarayacak işler yapmak gerekir.


DÜNYANIN ÜÇ YÜZÜ VAR

       

Birinci yüzü, Cenâb-ı Hakkın esmâsına bakar; onların nukuşunu gösterir, mânâ-i harfiyle, onlara âyinedarlık eder. Dünyanın şu yüzü, hadsiz mektubât-ı Samedâniyedir. Bu yüzü gayet güzeldir; nefrete değil, aşka lâyıktır.
      

İkinci yüzü, âhirete bakar; âhiretin tarlasıdır, Cennetin mezraasıdır, rahmetin mezheresidir (çiçek bahçesidir). Şu yüzü dahi, evvelki yüzü gibi güzeldir; tahkire değil, muhabbete lâyıktır.
       

Üçüncü yüzü, insanın hevesâtına bakan ve gaflet perdesi olan ve ehl-i dünyanın mel'abe-i hevesâtı olan yüzdür. Şu yüz çirkindir. Çünkü fânîdir, zâildir, elemlidir, aldatır. İşte, hadîste vârid olan tahkir ve ehl-i hakikatin ettiği nefret, bu yüzdedir.



RUMMÂN ARZUSU

       

Bir çilehânede dervişler günlerini ibadetle geçiriyorlar. Bir erbaîn, iki erbaîn, üç erbaîn.. ancak ölmeyecek kadar yiyip-içmek, elden geldiğince sadece ibadet ü tâatte bulunup dışarıya çıkmamak orada bir prensiptir. El-ayak, göz-kulak, dil-dudak, tamamen ibadetle meşgul edilir. Uyku da azaltılır; bir günde sadece 1 saat kadar başlar bir yere konarak geçiştirilir. Zaten çok yiyip içmeyince de az uyumaya alışılır.
       

İşte böyle bir çilehâne ehlinden birisinin içine rummân (nar) arzusu düşüyor. Bir türlü kafasından atamıyor. Aslında nar -Allah öbür nârdan (Cehennemden) muhafaza buyursun- sevilecek bir meyvedir; fakat öyle, gönül bağlanan haneyi terk ettirecek kadar olmasa gerek. Nar isteği yerine başka şeyler de düşünülebilir elbette. Tam kapıyı açıp dışarı çıkıyor, bir de bakıyor ki kapının önünde yara-bere içinde yatan birisi var. Yara-bere içinde ama hâlinden çok memnun, çok müteşekkir, yüzünden behcet akıyor.
       

“Elhamdülillah Yâ Rabbi” diyor yatan adam. Bizimki “Yâhu bu hâlinle böyle içten hamd ü senâ da ne?” deyince “Allaha hamdolsun” diyor. “Hiçbir zaman rummân arzusuyla Rahmânı terkedip Onun huzurundan ayrılmadım.” Derviş bunu duyunca kendine geliyor ve tekrar çilehâneye dönüyor.
       

>>Kaç defa rummân arzusu bizi arkasından koşturmuştur. Kâmil olmak kolay değil. Allah potansiyel insan yaratmıştır ve hakikî insan olmayı kulun iradesine, cehdine, gayretine ve azmine bağlamıştır. Azimsiz insanlar, sabırsız kullar o hedefe ulaşamazlar.


 
İçeriğe dön | Ana menüye dön