26. DERS: TEVEKKÜL - HAKİKİ KİŞİSEL GELİŞİM SİTESİ

İçeriğe git

Ana menü:

26. DERS: TEVEKKÜL

2. KUR

WORD HALİ


BİR AYET

       

ENFAL/2.

“Gerçek müminler ancak o müminlerdir ki, Allah anıldığı zaman yürekleri ürperir, âyetleri okunduğu zaman imanlarını arttırır. Ve bunlar yalnızca Rablerine tevekkül ederler.”


BİR HADİS

       

Hz. Enes (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Evinden çıkınca kim: "Allah'ın adıyla, Allah'a tevekkül ettim, güç kuvvet Allah'tandır." derse kendisine: "İşine bak, sana hidâyet verildi, kifâyet edildi ve korundun da" denir, ondan şeytan yüz çevirir".  


TEVEKKÜL TANIMLARI

       

Tevekkül; sebepler dairesinde, arızasız sebeplere riayet edip, sonra da Kudreti Sonsuz’un üzerimizdeki tasarrufunu beklemektir ki, iki adım ötesi, çok Hakk dostu tarafından “gassalin elindeki meyyit” sözüyle ifadelendirilen “teslim” mertebesidir.

Nevevi (rahımehullah): Tevekkül, tedbirini Allahu Tealanın tedbirinde fani etmen, Allahu Tealanın vekil olduğuna razı olmandır.
Cüneyd-i Bağdadi (k.s.): Tevekkül, bütün varlığınla Allahu Tealaya dönmek ve ondan başkasından kesilmektir.
İbrahim-i Havas (rahımehullah): Tevekkül, Allahu Teala’dan başkasından korkmamak ve beklememektir.


TESLİMİYET

       

Zamana hükmetmek mi istiyorsun? Zamana hükmeden Allah’ın hükmü altına gir!. Hâdiselerin üzerine çıkmaya mı niyetlendin? Manzar-ı a’lâdan bütün hâdiselere tek nokta gibi bakan Cenab-ı Hakk’ın hükmüne inkıyat et.
       

Böyle bir teslimiyettir ki, başka hiçbir şekilde ulaşılması mümkün olmayan zirveleri insanın ayağına getirir. Teslimiyet, ne şerefli bir pâye ve her şeyi kolaylaştıran ne güzel bir vesiledir!


İHTİYAR KADININ HASTA DEVESİ

       

Yaşlı kadının biricik devesi uyuz olmuştu. Ölürse bütün işleri altüst olacak, bağına, bahçesine giderken eşyasını yükleyecek vasıtadan mahrum kalacaktı.
       

Bunun için günlerce düşünmüş, bir tedbir hatırına gelmemişti. Durmadan dua ediyor, devesini kurtarmasını Allah'tan diliyordu.
       

Bir gün yine kıra çıkardığı devesinin ot yemeyip, su içmediğini, iskelet haline geldiğini görünce üzüntüsü bir kat daha arttı, başladı ağlamaya.
        

Hem ellerini açmış dua ediyor, hem de durmadan ağlıyordu.
       

İşte bu sırada Peygamberimiz, ashabıyla birlikte oradan geçmekteydi. Yaşlı kadının ağladığını görünce sordu:
— Ey Allah'ın kulu, niçin gözyaşı döküp ağlıyorsun? Kadın titrek sesle cevap verdi:
— Niçin olacak, dedi, devem için. Devem benim her şeyim. Ya ölürse halim ne olur? Yakalandığı hastalıktan kurtarması için Rabbime günlerdir el açıp dua ediyorum, fakat bir türlü kabul edilmiyor.
       

Tebessüm eden Peygamberimiz şöyle cevap verdi:
— Kabul olmasını istiyorsan duana biraz da katran kat...
       

Kadın düşünmeye başladı. Ne demekti duasına katran katmak?
      

Nihayet anlar gibi oldu. Bu defa gidip komşulardan katran bulan kadın, uyuz devesine önce iyice bir katran sürdü. Bundan sonra da ellerini açıp duaya başladı.
      

Katranla uyuz mikropları tümüyle ölmüş, böylece deve uyuzdan kurtulmuştu.
      

Bundan sonra anlaşıldı ki, bir hastalığın iyi olması için sadece el açıp dua etmek yeterli değildir. Ayrıca ilâcını da ihmal etmemek şarttır. Peygamberimiz kadına bunu söylemek istemiş, mes'eleyi anlayan kadın da tavsiye edileni tatbik ederek devesini kurtarmıştı.


 
İçeriğe dön | Ana menüye dön