28. DERS: NAMAZ-3 - HAKİKİ KİŞİSEL GELİŞİM SİTESİ

İçeriğe git

Ana menü:

28. DERS: NAMAZ-3

1. KUR

WORD HALİ


BİR AYET:


"İman edip güzel amellerde bulunanlar, namazı dosdoğru kılanlar ve zekâtı verenler; şüphesiz onların ecirleri Rablerinin katındadır. Onlara korku yoktur ve onlar mahzun olmayacaklardır.” (2/277)


BİR HADİS:

       

Ebu Katade İbnu Rıb'i anlatıyor:

"Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:

"Allah-u Zülcelal hazretleri buyurdu ki: "Senin ümmetine beş vakit namazı farz kıldım ve kim bunu vaktinde kılmaya devam ederse onu cennete koyacağım diye katımda ahidde bulundum. Kim de bunu vaktinde kılmaya devam etmezse katımda onun için hiçbir ahid yoktur."   


NAMAZINI KAÇIRMAMIŞ


Zenbilli Ali Efendi, Bayezid-i Veli camisinin açılışında namaz için toplanmış olan cemaate mihraba yakın bir yerden şöyle diyordu:


- Cemaat-i Müslimin!

İçimizde ilk namazda imamlık yapmaya lâyık birçok zevat vardır. Hangisini ötekisine tercih edeceğimizi bilemez hâle geldik. Bu durumda sizlere şöyle bir teklif sunuyorum. Baliğ olduğu günden şu ana kadar hiçbir namazını terk etmemiş kim varsa namazı o kıldırsın. Şimdi lütfen böyle olan zat mihraba geçsin, bekliyoruz.


Cemaat bir anda sükût kesilmişti. Kimse yerinden kalkmıyor, mihraba geçmiyordu.


Bir kişi Zenbilli'ye doğru yürüdü, kulağına eğildi ve:
-Rabb'ime şükürler olsun, şehzadeliğimde ve sultanlığımda, hazarda da, seferde de bir vakit namazımı terk etmedim, dedi.


Bu sözlerden sonra mihraba geçti. Yüreklerde coşku ve ürperti hâsıl eden bir sesle ellerini kaldırdı ve:
-Allahu Ekber! dedi.

Bu imam, Sultan İkinci Bayezid Han'dan başkası değildi.


Bir millet nasılsa, öyle idare edilir. Bir şeyin içinde ne varsa üzerindeki onun kaymağıdır; o şeyin özelliklerine daha çok havidir. Bu hâdisede olduğu gibi, ihtimal Osmanlı süzülse idi, Sultan olarak karşımıza yine aynı şahıslar çıkardı.


HZ. ÖMER’İN TEKRARLATTIĞI NAMAZ

       

Bedevinin biri mescitte acele ile öyle bir namaz kılar ki, durumu seyreden halife Hazret-i Ömer ikaz etmek zorunda kalır.
— Ey Allah'ın kulu, bu nasıl namaz böyle? Tavuğun yem yediği gibi. İyisi mi, sen şu namazını yeniden kıl!

Adam tutar yeniden kılar. Ama nasıl kılar? Acelesiz, tadil-i erkâna riayet ederek.

Durumu seyreden Halife, namazdan sonra sorar:
— Sen söyle şimdi, hangi namazın daha güzel oldu?

Adam cevap verir:                            
— İlk namazım daha güzeldi?
— Niçin?
— Çünkü, der, onu sadece Allah rızası için kılmıştım, bu ikincisini senin nezaretinde, senin rızan için kılmış oldum da ondan!
       

Bu sözün gerçekten payı vardır. İnsan sadece Allah rızasını esas maksad yapmalı, çevresinde şunun bunun görmesini, beğenmesini asla hatırına bile getirmemeli. Farzına, vacibine, sünnetine dikkat etmelidir.
        

Bununla beraber, farzlarda riya olmaz hükmü kesindir.


Nerede olursa olsun namazınızı kılın, riya korkusunu hatırınıza bile getirmeyin.


İnsanların oldukça derin gaflete daldıkları şu devirde hemen her yerde çekinmeden ibadetler eda edilmeli, görenlerin vicdan muhasebesine de vesile olmalıdır.


Bu halinizle siz Rabbinizin rızasını düşünürsünüz, onlar da vicdanlarının sesini dinlerler.


 
İçeriğe dön | Ana menüye dön