5. DERS: ALLAH'A İMAN-1 - HAKİKİ KİŞİSEL GELİŞİM SİTESİ

İçeriğe git

Ana menü:

5. DERS: ALLAH'A İMAN-1

1. KUR

WORD HALİ


BİR AYET:


Bakara / 82. “İman edip yararlı iş yapanlara gelince onlar da cennetliktirler. Onlar orada devamlı kalırlar.”

BİR HADİS:


Enes radiya'llâhu anh'den:  

Nebiyy-i Muhterem salla'llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki:


“Lâ İlâhe İllâ'llâh deyip de kalbinde bir arpa ağırlığınca hayır (yâni îmân) bulunan kimse Cehennem'den çıkacaktır.


Lâ İlâhe İllâ'llâh deyip de kalbinde bir buğday ağırlığınca hayır (yâni îmân) bulunan kimse Cehennem'den çıkacaktır.


Lâ İlâhe İllâ'llâh deyip de kalbinde bir zerre ağırlığınca hayır (yâni îmân) bulunan kimse Cehennem'den çıkacaktır.”  


İMANIN ÖNEMİ


       İman, insanın yaratılma sebebidir. Yani o, Yaratanını imanla tanımak ve O’na ibâdet etmek için yaratılmıştır. İnsan bu yaratılış gayesine uygun hareket ederse ahirette ebedî saadete nail olacak, cennete girecek, aksi takdirde bedbahtlığa mâruz kalacaktır. Bu bakımdan iman, insan için ebedî saadeti kazanma vesilesidir ve cennete giriş anahtarıdır. İmansız cennete girilmez. Bu cihetle insanın iman etmesi ve bu imanını son nefesine kadar kaybetmeden veya zayıflatmadan muhafaza etmesi, dünyadan da, dünya içindeki her şeyden de daha kıymetli bir nimettir.



GÜLENLER VE AĞLAYANLAR


İki kişi, hem zevk, hem ticaret için seyahate gider. Birisi, kendini beğenmiş, bıkkın, şikâyetçi; diğeri haddini ve hakkını bilen, ümitlidir.


Birincisi, bir memlekete gider. Ona, oradaki canlı cansız her şey ağlıyor, inliyor gibi görünür. Hiç kimse birbirini tanımamakta, herkes bir diğerine zarar vermek için fırsat kollamaktadır. Sofralar ancak güçlü olanlar içindir. Fakat onlar da tatsalar bile doyamamakta, lokmalar daha midelerine inmeden sofradan kovulmaktadırlar. Tadanlar tattığına pişmandır. Her şey ayrılık azabıyla korkunç bir boşluğa düşüyor gibi vaveyla koparmaktadır.


Diğeri, ümit ve sevinç insanıdır. Gittiği yerde gördüğü varlıklardan her biri, bir padişahın askeridir ve onun verdiği önemli görevlerde şevk ve istekle çalışmaktadır. Herkes birbirinin vazifesini tamamlayan yardımcılardır. O sesler vaveyla, ağlama, inleme değil; varlık ahenginden çıkan sevinç türküleridir. O sofrada en güçlüler, çocuklar gibi en zayıfların hizmetçisidir. Burada ziyafet sofrasının numunelerinden tadanlar, hakikî, geniş sofralara davet edilmektedir. Ayrılık yok, vazifeden terhis ve kavuşmak vardır.


O iki kişiden birincisi inançsızdır ki, ona göre varlık başını taştan taşa vuran, avare mahluklardır.


İkincisi ise mü'mindir ki, onun nazarında bütün mevcudat bir merhametli sultanın kıymetli ve sevinçli misafirleridir, her şeyin ipi onun elinde, her hazinenin anahtarı onun yanındadır.


"İmanda cennet çekirdeği, küfürde cehennem tohumu saklıdır."



ANTİKA SANAT


İnsanın kıymetini ortaya çıkaran imandır. Üzerinde tecelli eden ilahî sanatlar ve Rabbani isimlerin nakışları, iman ile ortaya çıkar. Küfür, o irtibatı koparır, o nakışları karartır. İnsanın kıymetini sadece maddi değerine düşürür.


İçerisine ışığın nuru girmemiş bir avizenin, ne üzerindeki nakışlar ve ne de kendisi hakikî manası ile görünür.


İnsanların sanatları içerisinde de maddenin kıymeti ile sanatın kıymeti ayrı ayrıdır. Bazen eşit, bazen madde daha kıymetli; bazen de maddenin kıymeti 1 ise sanatın kıymeti milyondur.


5 kuruşluk bir demir, demirciler çarşısında ancak o kadar değer ifade ederken, antikacılar çarşısında üzerindeki sanattan ve sanatkârına nispetten ötürü beş milyar kıymet kazanabilir.


İşte insan, Cenab-ı Hakkın böyle antika bir sanatıdır ki, kâinata bir fihriste suretinde yaratılmıştır. Küfür ile o bağlantı kesilir ise, kıymeti ancak hayvani bedeni kadardır ki, mahlukatın en acizi, en kederlisi, en muhtacı derecesine düşer. Elmas iken kömür olur.

İSBAT KOLAY


Bir adam, "Nar diye bir meyve yoktur." dese, semânın katlarından, denizin derinliklerine, yeryüzünün bütün bahçelerine kadar her yeri dolaşmalı ve sonra da "Yok." dememeli, sadece "Bulamadım." demelidir. Zira, belki vardır da o bulamamıştır.


"Nar var!" diyen adam ise, bir tane nar getirip gösterse, artık dünyayı dolaşmasına gerek kalmadığı, kati hükmünü "var!" şeklinde söyleyebildiği gibi, binlerce insanın "Yok!" veya "Bulamadım!" demesi de onun davasına zarar vermez.


Onun içindir ki, bir isbat edici, çok reddediciye tercih edilir.


HATIRLANMASI GEREKEN KİM?


İnsan bir heykele bakınca hemen heykeltıraşı hatırlıyor. Buna mukabil aynada kendisine baktığında ise, sadece kendisiyle alakadar oluyor.


Hâlbuki bu halde kendisinin yaratıcısı ve sanii olan Allah'u Teala'yı hatırlaması icap etmez mi?


 
İçeriğe dön | Ana menüye dön