6. DERS: ALLAH'A İMAN-2 - HAKİKİ KİŞİSEL GELİŞİM SİTESİ

İçeriğe git

Ana menü:

6. DERS: ALLAH'A İMAN-2

1. KUR

WORD HALİ


BİR AYET:


“Onlar gayba inanırlar, namaz kılarlar, kendilerine verdiğimiz mallardan Allah yolunda harcarlar. (2/3) Yine onlar, sana indirilene ve senden önce indirilene iman ederler; ahiret gününe de kesinkes inanırlar. (2/4)”


BİR HADİS:


Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:


"Allah, şüphesiz kıyamet gününde ümmetimden bir adamı ortaya çıkartacak. Herkesin gözü önünde, her biri gözün görebildiği kadar büyük olan tam doksan dokuz dosya açılacak.


Sonra ona şöyle diyecek:

"Bunlardan bir şeyi inkâr edebilir misin? Yazıcı meleklerim sana haksızlık ettiler mi?"


"Hayır, ya Rabbi!" diyecek.


Allah, "Evet, katımızda senin sevabın vardır. Bugün sana hiçbir haksızlık yapılmayacaktır." diyecek ve ona içinde "Eşhedü en Lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhu ve Resûlüh," yazılı bir kâğıt çıkartılacak ve "Haydi tartıya hazırlan!" diyecek.


"Ya Rabbi, bu kadar dosyanın yanında bu kâğıt neye yarar ki?" der demez, kendisine şu söylenecek:


"Sen bugün haksızlığa uğratılmayacaksın."


Terazinin bir kefesine dosyalar, diğer kefesine de şehadet kelimesi yazılı kâğıt konacak ve kâğıt, dosyalara ağır gelecektir.


Zira Allahın ismini hiçbir şey tartamaz."

İbn Amr radıyallahu anh. Tirmizî.


ALLAH'A NİÇİN VE NASIL İNANIRIZ


İmanın altı şartından birincisi Allah'a inanmaktır. Akıl sahibi olan ve erginlik çağına gelen her insanın ilk ve en önemli görevi, Allah'ın varlığına ve birliğine inanmaktır.


Çevremize baktığımız zaman, hiçbir şeyin kendiliğinden olmadığını görürüz. Güzel bir sanat eseri, bunu yapan bir sanatkârının bulunduğunu gösterir.


Meselâ; kullandığımız saati yapan bir sanatkâr, oturduğumuz binayı yapan bir usta yok mudur? Şüphesiz ki vardır. Bunların kendiliğinden meydana geldiğini akıl kabul eder mi? Elbette etmez.


Öyle ise; çok ince bir plâna göre kurulan ve mükemmel bir düzen içinde işleyen uçsuz bucaksız kâinatı ve en güzel sanat eseri olan insanı da bir yaratan vardır.


İşte bu yaratıcı, sonsuz güç ve kudret sahibi olan "Allah"tır.


Evren, Allah'ın varlığını; evrende görülen ahenk ve mükemmel düzen de Allah'ın birliğini göstermektedir.


O halde, ilk görevimiz, bizi yaratan ve yaşatan Allah'a inanmak, O'na gönülden bağlanmaktır.



ALLAH(cc) NEREDE?
(AKIL BİR MAHLÛKTUR, HALIKINI İHATA EDEMEZ)


Nerede sorusu bir mekânı yani yeri akla getiriyor. Oysa mekân, maddi varlıklar için söz konusudur. Allah nerede, şeklindeki bir soru Allah da diğer varlıklar gibidir, onların bir mekânı vardır, o halde Allahın da bir mekânı olmalıdır, mantığının ürünüdür. Eğer Rabbimizi bir maddi varlık gibi düşünürsek daha baştan yanlış yapar ve çıkmaza gireriz.


İnsanın hayaline gelen ne olursa olsun, o Allah değildir! Çünkü insanın hayali sınırlıdır. Sınırlı olan sonsuz olanı içine alamaz. İnsan ancak yaratılmış olanları hayal veya tasavvur edebilir. Allah ise, yarattıklarına benzemez.


Bütün varlıklar Allah tarafından var edilmiştir. Allah ise ezelidir, yani varlığının başlangıcı ve sonu yoktur. Bir kudsi hadiste “Allah vardı ve beraberinde hiçbir şey yoktu” deniliyor. Ne madde, ne cisim, ne hareket, ne zaman, ne mekan... Maddi ve cismani olmayan için “yer” tasavvuru batıldır, anlamsızdır.


Kâinatın bir sınırı var değil mi?

“Elbette.”

   

Peki kâinatın bittiği sınırın ötesinde ne var?

“Bizce hiç bir şey”.

  

Allah kâinatın içinde mi?

“Hayır. Ustayı eserin içinde aramamalı. Yaradan, yaratılanın içinde olamaz.”

   

“Allah ne kâinatın içindedir, ne de sınırın ötesinde bir yerde.”


Hem Allah var diyorum, hem de ne kâinatın içinde, ne de dışında olmadığını söylüyorum. Tezat gibi görünüyor değil mi? Hâlbuki Allah ne maddedir, ne de cisimdir ve ne de yer tutar.


Bizi yanıltan nokta şudur:


Aklımız her varlığın mutlaka bir mekânda olması gerektiğini düşünüyor. Çünkü daima bir mekânda olan, yer tutan varlıklarla karşılaşmış. Mekânı olmayan bir varlığı tasavvur edemiyor.


Allah mekândan münezzeh olmakla beraber, isimlerinin ve sıfatlarının tecellileri, yani görünümleriyle her yerdedir.


Akıl O'nun zatını kavrayamaz, ancak varlığını anlayabilir.


İsimlerini, sıfatlarını ve şuunatını (hallerini-işlerini) kuşatamaz, fakat onların var olduğunu bilebilir.


"Nerden bilecek?"

Eserlerinden...


Her varlık sanatlı bir eserdir. Her eser gibi sanatkârını gösterir.


Kâinat da bir büyük eserdir ve o da ustasının şahididir.


Çevremizde gördüğümüz her varlık ölçülü, düzenli ve süslü haliyle bize Rabbimizi anlatan birer mektuptur.


    Yeter ki okumayı bilelim...


 
İçeriğe dön | Ana menüye dön