8. DERS: KÖTÜ ALIŞKANLIKLAR VE GÜNAHLAR - HAKİKİ KİŞİSEL GELİŞİM SİTESİ

İçeriğe git

Ana menü:

8. DERS: KÖTÜ ALIŞKANLIKLAR VE GÜNAHLAR

1. KUR

WORD HALİ


BİR AYET:


Al-i İmran / 135.

“Yine onlar ki, bir kötülük yaptıklarında, ya da kendilerine zulmettiklerinde Allah'ı hatırlayıp günahlarından dolayı hemen tövbe-istiğfar ederler. Zaten günahları Allah'tan başka kim bağışlayabilir ki! Bir de onlar, işledikleri kötülüklerde, bile bile ısrar etmezler.”


BİR HADİS:


Sevbân radıyallahu anh anlatıyor:

"Resülullah aleyhissalâtu vesselam buyurdular ki:


"Ümmetimden bir kısım insanları bilirim ki, Kıyamet günü Tihâme dağları emsalinde bembeyaz (tertemiz) hayırlarla gelirler. Aziz ve celil olan Allah Teâla hazretleri o sevapları saçılmış toz haline getirir (değersiz kılar, kabul etmez)."


Sevban dedi ki :

"Ey Allah'ın Resülü! Onları bize tavsif et, durumlarını açıkla da, bilmeyerek biz de onlardan olmayalım!"


Aleyhissalâtu vesselâm açıkladılar:


"Onlar sizin din kardeşlerinizdir. Sizin cinsinizden insanlardır. Sizin aldığınız gibi onlar da gece (ibadetin)den nasiplerini alırlar. Ancak onlar, Allah'ın yasaklarıyla tenhâda baş başa kalınca o yasakları ihlâl ederler, çiğnerler."   



FARENİN HİLESİ


Adam, buğday ambarına buğdaylarını biriktirir. Fakat ambar bir türlü dolmaz. Sırrını anlayamaz adam... O sürekli buğday ilave ettiği halde buğdayı eksilmektedir. Günleri, ayları, yıllarını bu uğurda harcamış, fakat bir türlü maksadına muvaffak olamamıştır.


Farenin ambarda delikler açtığını ve buğdayların onun için uçup gittiğini bilmeyen adam, derdini tespitte ve çarede acze düşer.


İşte bunun gibi, insanların kırk yıllık ibadet ambarları bir türlü dolmuyor; insan arzu ettiği kemalatı yakalayamıyor, içinde derinleşemiyorsa, ambarında fare var demektir.


Günahlar onun bütün hayrını ve faziletini bitirmekte, yok etmektedir.
    

Salih amelle ambarını dolduran insan, günah faresinin zararına uğramamak için takva zırhına bürünmelidir. Takva, günahlardan sakınmaktır.



DİKEN EKEN ADAM


Birisi yolun kenarına diken ekmişti. Dikenler büyüyüp gelişti, insanları rahatsız etmeye başladı.
- Dikenleri sök artık, dediler.
- Tamam, dedi, yakında sökeceğim.
Adam sürekli yarın diyor, fakat dikenler büyüyüp güçleniyordu.


Bir Hak dostu:
- Bu İşi sürüncemede bırakma, vaadinde dur, dedi. Adam yine:
- Bugün... Olmazsa yarın, diye cevap verince, Hak dostu:
- Sen hep "yarın" diyerek erteliyorsun. Dikenler büyüyüp güçleniyor, gençleşiyor; sen ihtiyarlıyor, güç kaybediyorsun.

Korkarım yakında dikenleri sökmeye güç yetiremeyeceksin, dedi.

Günahlar, tekrarlandıkça beslenir, kökleri derinleşir, alışkanlık yapar, adeta insanın kanına işler; insan, bir uyuşturucu müptelası gibi alıştığı o şeylerin terkine muvaffak olamaz.


"Her bir günah içerisinde küfre giden bir yol vardır."


Zamanla, imanın nurunu karartır, keşke "bu yaptığım günah olmasa idi" dedirtir. Adeta çirkinliğe taraftar eder.       

 

Ve bir gün insan yaşadığının müdafii haline gelir, ona inanır.


Günahta ısrar etmemek, tevbe ve pişmanlıkla temizlemek, büyük bir hasenatla şeytanı pişman etmek, insanın elinin kolunun dikenli tellerle sarılı bir mahkûm haline dönüşmesini önler.
        

Günaha erken müdahale olmazsa kökünün kurutulması zorlaşır.

///Günah, insanın içinde burkuntu yapıyorsa, bu bir müminlik alâmetidir. Ama rahatsız etmiyorsa o da nifaka alâmettir.


SORU: GÜNAHLAR KARŞISINDA NASIL BİR TAVIR TAKINMALIYIZ?


İnsanın, günahtan bütün bütün hâlî (boş) kalması mümkün değildir.

     

Zaten o, temelde melekler gibi günahtan masun tutulmamıştır.

     

Bu açıdan o, her zaman hata işlemekle yüz yüzedir.

    

İnsan için asıl önemli olan, sürçüp düştükten sonra tekrar ayağa kalkmak ve eskisinden daha bir temkinle yoluna devam edebilmektir.

     

İşte, onu meleklerden daha yüksek seviyeye ulaştıracak şey de budur.


 
İçeriğe dön | Ana menüye dön