9. DERS: İBADET (GİRİŞ) - HAKİKİ KİŞİSEL GELİŞİM SİTESİ

İçeriğe git

Ana menü:

9. DERS: İBADET (GİRİŞ)

1. KUR

WORD HALİ


BİR AYET:

Hicr / 99.

“Ve sana yakîn (ölüm) gelinceye kadar Rabbine ibadet et!”


BİR HADİS:


Bir bedevi gelip, Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve selleme İslâmı sordu.


Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve selem:

"Günde beş vakit namaz." buyurdu.


Adam sordu: "Bunlardan başka bir şey yapmam gerekir mi?"
"Hayır, ancak nâfile olarak kılabilirsin."


Sonra şöyle buyurdu: "Ramazanda oruç tutmak."
"Bunun dışında oruç var mıdır?"
"Hayır, ancak nâfile olarak tutabilirsin."


Sonra ona zekâtı da anlattı.

"Bundan başka bir şey vermem gerekir mi?"
"Hayır, nâfile olarak verebilirsin."


Sonra adam, arkasını dönüp giderken,
"Bunları aynen yaparım, ne eksik, ne de fazla!" dedi.


Ardından, Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
"Sözünde durur da dediklerini yaparsa, cennete girer."  

Enes radıyallahu anh. Buhârî.


İBADET NEDİR?


>İbadet, Allahın emirlerini kulluk neşvesi içinde ve sırf Onun rızasını kazanmak için yerine getirmektir.


>İbadetin hülasası namazdır. Çünkü namaz diğer bütün ibadetleri içine alır. Onları da ifade eder.


>İbadet kelimesi mutlak ve umumi bir manaya gelir. Ve mümin, kâfir, münafık, kim olursa olsun her aklı başında olana durumuna ve derecesine göre emredilmiştir. Meselâ mümine devam, sebat ve itaat şeklinde, kâfire tevhid ve iman şeklinde, münafığa da ihlâs ve teslimiyet şeklinde ve manasında emredilmiştir.


>İbadet, Cenabı Hakk
ın sadece kendisine ve sırf kendisi için ifasını istediği bir ameldir.


>İbadet, mevcudatın ve dolayısı ile insanın yaradılışının hikmeti, gayesi ve neticesidir.


>İbadet, birlik ve beraberlik içinde yaşamak için insanların birbirlerini kendisine davet edecekleri ve etrafında toplanıp bir vahdet teşkil edecekleri yegâne birleşme noktasıdır.


>İbadet, her peygamberin (aleyhimüsselam) vazifesini bildirmek için cemaatini topladığında, ilk defa ilan ettiği ve ısrarla ona davet ettiği yüce bir hakikattir.


>İbadet, her türlü izzet ve şerefin kendisine bağlandığı yüce bir vazife ve sevimli bir vesiledir.


İBADETE KİM MUHTAÇ?


En güzel şey, karşılıksız kerem ve ihsanda bulunmaktadır.


Bunu idrakten aciz bir kısım kimseler,

“Cenab-ı Hakkın (haşa) ne ihtiyacı var ki, bu kainatı yaratsın ve bize ibadeti emretsin?” şeklinde bir soru sormaktadırlar.


Bu kimseler bu soruyu sorarken, zahmet edip etraflarında bulunan mahlûkata bir nazar etseler, sorularının cevabını alacaklardır.


Mesela, güneş insanlara ışık vermekle beraber, insanlardan karşılık olarak ne beklemektedir?


Yer küresi insanları sırtında gezdirmekle onlardan nasıl bir yardım ümit etmektedir?


Veya limon ağacı, kendisinin hiç ihtiyacı olmadığı halde C vitaminiyle yüklü limonları verirken, bu lütfunun karşılığında insanlardan neyi istemektedir?


Bir doktor lütuf ve merhametiyle fakir kimseleri ücretsiz tedavi etse, “Bu doktorun ne ihtiyacı var ki böyle yapıyor?” denilmez.


Denilse divanece bir soru olur. Zira doktor zaten ihtiyacı olmadığı için bu lütfu yapıyor. Veya bir doktorun verdiği ilacı içen bir adam “doktorun ne ihtiyacı var ki bu ilacı bana içiriyor? şeklinde bir soru soramaz.


Misaller çoğaltılabilir...

İşte Allahu Tealada bu kâinatı lütfuyla bize hizmetkar yaptığı gibi, ibadeti de yine lütfuyla bize emrediyor, ta ki onlarla ebedi saadete mazhar olalım.

 
İçeriğe dön | Ana menüye dön