9. GÜN - HAKİKİ KİŞİSEL GELİŞİM SİTESİ

İçeriğe git

Ana menü:

9. GÜN

ÖZEL KUR-1

MEAL”

Bakara-177:Kâmil iyilik ve gerçek fazilet, yüzlerinizi (şu veya bu tarafa) doğuya veya batıya çevirmeniz değildir.
Kâmil iyilik ve gerçek fazilet:
Allah’a, Âhiret Günü’ne, meleklere, Kitaba ve peygamberlere iman eden,
(helâlinden kazandığı) malı, ona olan sevgisine rağmen (Allah rızası için) yakınlara, yetimlere, yeterli geçimlikten gerçekten mahrum düşkünlere, yolda kalmışa, mecbur kalıp isteyenlere ve esirlerle kölelerin hürriyetlerine kavuşturulması için veren,
namazı bütün şartlarına riayet ederek vaktinde ve aksatmadan kılan
ve zekâtı tastamam ödeyen kimsenin;
bir de bağlandıkları ahidlerini yerine getiren ve zorluk, darlık, sıkıntı, hastalık ve savaş ânında sabredenlerin halleridir.
İşte (kâmil iyilik, gerçek fazilet sahibi) bu kimselerdir ki, doğrudan şaşmazlar ve (sözlerinde, imanlarında ve Müslümanlıklarında) tam sadıktırlar.
Ve onlardır Allah’a karşı tam bir saygı ile günahlardan kaçıp, her türlü vazifelerini hakkıyla yerine getirenler.”

--------------------------------------------------------------------------------

HADİS”

Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdu ki:

"Emanet kaybedilince kıyameti bekleyin."

"Emanet nasıl kaybolur?" diye sordular.

"İşler ehil olmayanlara teslim edilince" diye cevapladı."

(Buhari)

--------------------------------------------------------------------------------

TEFEKKÜR PENCERESİ”

*Adalet, en güçlü (görünen) mekanize birliklerden daha güçlüdür.
*Hak, tepene inen bir kılıç da olsa, boynunu ona uzatmaktan çekinme!
*Hak, anlatanla anlayanı, temsil edenle alâka duyanı bulunca kanatlanır.
*Adalet, her yerde geçerli olan bir sermayedir.
*Adalet, Allah’a yakın olma yollarındandır ama nedense insanların çoğu ondan uzak kalmayı tercih etmektedir.
*İslâm’ın surları hak, kapısı adalet, içi de saadettir.
*Adaletin hükümferma olduğu harabeler, saraylardan daha değerli; zulmün “hayhuy”una boğulmuş saraylar, harabelerden daha perişandır.
*Öteler hakkında yakînin kuvvetli olması, hak ve adalet düşüncesinin de kuvvetli ve sağlam olması demektir.
*Hakla çarpışan, er-geç yenik düşer.
*Başkalarını ezerken, seni ezebilecek bir gücün bulunduğunu da kat’iyen hatırdan çıkarma!

--------------------------------------------------------------------------------

NURDAN YANSIYANLAR”

Namazın mânâsı, Cenâb-ı Hakk’ı tesbih etmek, O’nun yüceliğini ilan ve O’na şükretmektir. Yani, celâline karşı sözle ve fiilen “Sübhanallah” deyip O’nu takdis etmek… Kemâline karşı sözle ve amelle “Allahu Ekber” deyip yüceliğini ilan etmek… Cemâline karşı da kalb, dil ve bedenle “Elhamdülillah” deyip şükretmektir.

Demek ki, tesbih, tekbir ve hamd, namazın çekirdekleri hükmündedir. O yüzden bu üç şey, namazın bütün hareket ve zikirlerinde bulunur. Bu sebeple de namazdan sonra onun mânâsını kuvvetlendirmek için şu mübarek kelimeler, otuz üçer defa tekrar edilir. Namazın mânâsı, işte şu özlü ifadelerle perçinlenir.

İbadetin mânâsı, kulun Cenâb-ı Hakk’ın huzurunda kendi kusurunu, aczini ve fakrını görüp O’nun kusursuz rubûbiyetinin, kudretinin ve rahmetinin önünde hayret ve muhabbetle secde etmesidir.

Yani rubûbiyetin saltanatı, nasıl kulluğu ve itaati isterse, onun kutsiyeti ve paklığı da kulun kendi kusurunu görüp istiğfar ile Rabbinin bütün noksanlıklardan uzak, dalâlet ehlinin bâtıl fikirlerinden münezzeh ve yüce, kâinatın bütün kusurlarından mukaddes ve arınmış olduğunu “Sübhanallah” tesbihi ile ilan etmesini ister.

Hem rubûbiyetin kusursuz kudreti, kulun kendi zayıflığını ve bütün yaratılmışların aczini görerek, Samed Yaratıcının kudretinden tecelli eden eserlerdeki ihtişam karşısında hayranlık ve hayret içinde “Allahu Ekber” deyip tevazu ile rükûa gitmesini, O’na sığınmasını ve tevekkül etmesini ister.

Rubûbiyetin sonsuz rahmet hazinesi ise kulun kendi ihtiyacı ile bütün yaratılmışların fakrını, ihtiyaçlarını talep ve dua lisanıyla bildirmesini, Rabbinin ihsan ve nimetlerini “Elhamdülillah” diyerek şükür ve senâ ile ilan etmesini ister.

Demek, namazın fiilleri ve sözleri, bu mânâları içeriyor ve namaz işte bunlar için Allah tarafından emir buyrulmuştur.

--------------------------------------------------------------------------------

DUA İKLİMİ”

Rahman ve Rahîm Allah’ın adıyla…
Allah’ım! Dünyada ve âhirette Senden afiyet diliyorum.

Allah’ım! Dinimde ve dünyamda, ailemde ve malımda Senden bizi affetmeni ve bize afiyet vermeni dileniyorum.

Allah’ım! Ayıplarımı setret ve beni korkularımdan emin kıl.

Allah’ım! Önümden, arkamdan, sağımdan, solumdan ve üstümden gelecek tehlikelerden beni koru. Ayağımın altından ansızın kıstırılıvermekten de Senin azametine sığınıyorum.

Allah’ım! Senden, imanda sıhhat, güzel ahlâkla bezenmiş iman, arkasından felah gelecek bir muvaffakiyet, katından rahmet ve afiyet ve nezdinden mağfiret ve rıza diliyorum.

Allah’ım! İmanı bize sevdir ve onu kalblerimizde tezyin et. Küfür, fısk ve isyanı da bize çirkin göster ve bizi hep dosdoğru yolda yürüyenlerden eyle.

Allah’ım! Senden, Seninle itmi’nan bulmuş, Sana kavuşacağına inanan, kazana razı ve verdiğine kanaat eden bir nefis diliyorum.

Allah’ım! Bilerek şirk koşmaktan Sana sığınıyor, bilemediklerimden dolayı da mağfiretini diliyorum.”

Allah’ım! Her işte âkıbetimizi güzel eyle ve bizi dünyada rezil rüsva olmaktan, âhirette de azaba uğramaktan muhafaza buyur.

Allah’ım! Efendimiz Hazreti Muhammed’e (sallallahu aleyhi ve sellem), âl ü ashâbına salât ü selâm eyle ve o salavât hakkı için dualarımızı kabul buyur. Âmîn..!

--------------------------------------------------------------------------------

GÜNÜN ZİKRİ: " EL- CEBBÂR "
TESBİH ADEDİ: 206
TESBİH NİYETİ: İSTEK VE ARZULARIN OLMASI, İNSANLARIN VE CİNLERİN ŞERRİNDEN EMİN OLMAK


 
İçeriğe dön | Ana menüye dön