RAMAZAN 12 (27 MAYIS) - HAKİKİ KİŞİSEL GELİŞİM SİTESİ

İçeriğe git

Ana menü:

RAMAZAN 12 (27 MAYIS)

ÖZEL KUR-4

MEAL”

TEVBE-107. “Münafıklardan bir grup, İslâm’a ve Müslümanlara zarar vermek, küfre destek olmak, mü’minlerin arasına tefrika sokmak ve daha önce Allah’a ve Rasûlü’ne karşı harp ilan etmiş bulunan adamın gelip kendilerine katılmasını beklemek maksadıyla, (aslında bir üs olarak kullandıkları) bir mescit yaptılar.

Fakat onlar hiç şüpheniz olmasın,

Bu mescidi yapmaktaki maksadımız, iyilikten başka bir şey değildir.” diye yemin de ederler.

Ama Allah şahittir ki, onlar kesinlikle yalancıdırlar.”

----------------------------------------------------------

HADİS”

Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:

"Kim ilim tahsili için yola çıkarsa,
dönünceye kadar, o Allah yolundadır."

(Enes radıyallahu anh. Tirmizî)

----------------------------------------------------------

TEFEKKÜR PENCERESİ”

*İlim, eşya ve hâdiselerin bize anlattığı, tekvînî emirlerin önümüze açıp döktüğü şeylerin hissedilmesi, kavranması ve Yaradan’ın yüce maksatlarının sezilmesi demektir.

*Eşyaya hükmetme mevkiinde yaratılan insan, görecek, okuyacak, sezecek ve öğrenecektir.

*Öğrendikten sonra da, hâdiselere sözünü geçirme ve onları teshîr etme yolunu araştıracaktır.

*İşte bu nokta, Yüce Yaradan’ın emriyle, eşyanın insana, insanın da kendi Yaradanına teslim ve mahkûm olduğu noktadır.

*İlim, fizik, kimya, astronomi, tababet ve daha çeşitli dallarıyla insanlığın hizmetinde ve her gün ona yeni yeni armağanlar vermektedir.

*Evet, ilim ve teknik insanın hizmetindedir ve ondan korkmak için, ciddî hiçbir sebep de mevcut değildir.

*Tehlike ilmîlikte ve ilme göre bir dünya kurmada değil; tehlike cehalette, şuursuzlukta ve mesuliyet yüklenmekten kaçınmaktadır.

*Bazen bilgili ve planlı davranışların da kötü neticeleri olabilir. Buna diyeceğimiz yoktur. Ancak bilgisizliğin ve plansızlığın, daima kötü neticeler doğurduğu da muhakkaktır.

*Binaenaleyh, ilmin ve tekniğin getirdiği şeylere düşmanlık yerine, onu insanlığın saadetini hedef alacak şekilde kurmak gerektir.

*İşte bugün insanoğlunun en büyük meselesi de budur. Yoksa ne feza asrının önüne geçmek, ne de atom ve hidrojen bombası düşüncesini beşerin kafasından silmek mümkün değildir.

*Öyle ise, önümüzde bir tek yol kalıyor; o da, nâehlin elinde öldürücü bir silah hâline gelen ilim ve onun “ürünleri”ne sahip çıkıp insanlığın dünya ve ukbâ mutluluğunu hedef alan bir dünya kurmaktır.

----------------------------------------------------------

NURDAN YANSIYANLAR”

Üçüncü Dal:

Kıyamet alâmetlerinden, ahirzaman hadiselerinden ve bazı amellerin fazilet ve sevaplarından bahseden hadis-i şerifler güzelce anlaşılmadığı için, akıllarına güvenen bir kısım âlimler, onların bazılarına “zayıf” veya “mevzu” (uydurma) demişler.

İmanı zayıf, benliği ve gururu kuvvetli bazıları da inkâra kadar gitmiş.

Şimdi etraflıca izahına girişmeyecek, yalnız “On İki Asıl”ı söyleyeceğiz.

Birinci Asıl:
Din bir imtihan, bir tecrübedir; yüce ruhları aşağı ruhlardan ayırır.

Şu halde hadis-i şerifler, ileride herkes tarafından gözle görülecek hadiselerden öyle bir tarzda bahsetmeli ki, ne bütün bütün meçhul bıraksın ne de açıkça anlatsın da herkes tasdike mecbur kalsın.

Akla kapı açacak, fakat iradeyi elden almayacak. Çünkü eğer apaçık bir kıyamet alâmeti görülse, herkes tasdike mecbur olsa, o vakit kömür gibi bir kabiliyet, elmas gibi bir kabiliyetle aynı seviyede kalır. Teklif sırrı ve imtihanın neticesi ortadan kalkar.

İşte bu sebeple Mehdî ve Süfyan gibi pek çok meselede çok fikir ayrılığı meydana gelmiş, rivayetler de çeşitli olduğundan birbirine zıt hükümler ortaya çıkmıştır.

İkinci Asıl:
İslam’a dair meselelerin tabakaları vardır.

Biri kesin delil isterken, diğerine herkesçe kabul görmüş bir kanaat yeter.

Bir başkası da yalnız teslim, kabul ve reddedilmemeyi ister.

Öyleyse iman esaslarından olmayan ikinci derecedeki meselelerde veya zamanın her bir hadisesinde şüphesiz bir inanç, kesin bir delil şart değildir.

Belki yalnız reddetmemek ve teslimiyet gösterip ilişmemek yeter.

Üçüncü Asıl:
Sahabe zamanında pek çok Yahudi ve Hıristiyan âlimi İslam’a girdi.

Eski bilgileri de onlarla beraber Müslüman oldu.

Geçmişteki bazı yanlış bilgileri İslamiyet’e ait zannedildi.

Dördüncü Asıl:
Hadis rivayet edenlerin bazı sözleri veyahut hadislerden çıkardıkları mânâlar, hadisin asıl metninden sayılıyordu.

Hâlbuki insan hatadan uzak değildir. Bu yüzden hakikate zıt bazı mânâlar veya sözler hadis zannedilerek hadis-i şeriflerin zayıflığına hükmedilmiştir.

Beşinci Asıl:
Ümmetim içerisinde ilhama mazhar kimseler vardır.” Yani “İlhama mazhar olanlar” sırrınca, keşf ehli ve velilerden ilhama mazhar olan bazı hadis âlimlerine ilham yoluyla gelen birtakım mânâlar hadis sanılmış.

Hâlbuki evliyanın ilhamında da -bazı arızalarla- hata olabilir.

İşte bu türden bir kısım şeyler hakikate zıt çıkabilir.

----------------------------------------------------------

DUA İKLİMİ”

Rahman ve Rahîm Allah’ın adıyla…

Ey zâhir ve bâtın her şeyin bütün dizginlerini yed-i kudretinde tutan, karşı konulamaz fermanlarıyla bütün varlığa hükmeden Allahım!

Kapına sığınmış bu muhtaç kulunu nusretinle te’yîd buyur; buyur ki, Allah korkusunu ve O’na tevekkülü içimde duyabileyim; mahlûkat korkusunu içimden atabileyim; beklentilerimi sadece Rabbime hasredebileyim ve masivaya kulluktan kurtulabileyim.

Ey yedi kat semayı ve arzdan da onların benzerini yaratan, emir ve hükümleri bunlar arasında inip duran Kudreti Sonsuz!

Şehadet ederim ki, Sen her şeye kâdirsin. Bütün varlığı ilminle ihata edersin. İşte bütün mevcûdâtın aslı, mebde ve müntehası olan bu hakikat hakkı için Sana yalvarıyorum:

Hazreti Mûsa’ya denizi, Hazreti İbrahim’e ateşi, Hazreti Dâvud’a dağları ve demiri, Hazreti Süleyman’a (alâ nebiyyina ve aleyhimüsselâm) rüzgârı ve cinleri musahhar kıldığın gibi, şu denizi, dünya denizini, içindeki nesneleri ve kimseleri, bize musahhar kıl.

Bütün denizleri, bütün dağları, bütün demirleri, bütün rüzgârları, insî ve cinnî bütün şeytanları, nefsimi ve her şeyi benim yoluma musahhar eyle.

Ey her varlığın gerçek hâkimiyetini kudret elinde tutan Rabbim!

İşlerimi yakîn ile güzelleştir ve beni apaçık yardımlarınla destekle.

Allah’ım! Bize rahmetinle muamelede bulun.

Sevenin sevdiğine gösterdiği şefkat ve merhameti zorluklarla karşılaştığımızda bize de lutfeyle.

Dünya ve kabir hayatımızda, mahşer gününde ve yeniden dirildiğimizde bize tedirginlik, sıkıntı ve üzüntü yaşatma. Her hâlimizde yanımızda ol ve bizi gözet.

Ey Yüceler Yücesi, mezellet ve ıztırarımıza merhamet buyur. Bize liyakatimiz olan adaletinle değil, Sana yaraşan fazl u ihsanla muamele et. Bizi affet. Bize şefkat et.

Mevlâmız Sensin. Kâfirlere karşı bize her zaman yardım eyle.”

Sen katiyen her şeye gücü yeten bir Kudreti Sonsuzsun. Sayesi altında bulunmakla şeref duyduğumuz Efendimiz Hazreti Muhammed’e, tertemiz ehl-i beytine, kerem ve iyilik timsali ashâb-ı güzînine de bol bol salât ve selâm eyle. Sen ululuk ve azamet tahtının yegâne sultanısın Allahım ve gerçek havl ü kuvvet sadece Sana aittir. Amin..!

----------------------------------------------------------

GÜNÜN ZİKRİ:    " ES - SABÛR "

TESBİH ADEDİ:  298

TESBİH NİYETİ:  BAŞLADIĞI İŞİ KOLAY BİTİRMEK, SİNİRİNİ YENMEK VE SABIRLI OLMAK…

 
İçeriğe dön | Ana menüye dön