RAMAZAN 20 (4 HAZİRAN) - HAKİKİ KİŞİSEL GELİŞİM SİTESİ

İçeriğe git

Ana menü:

RAMAZAN 20 (4 HAZİRAN)

ÖZEL KUR-4

MEAL”

YUNUS-22-23. “Bir düşünün: O Allah’tır sizi karada ve denizde dolaştıran.

Öyle ki, bir gemidesiniz. Gemiler, tatlı bir rüzgârla içlerindeki yolcuları alıp götürüyor ve herkes keyfinde, neşesinde iken birden şiddetli bir fırtına çıkıyor.

Her tarafta yükselen ve üzerlerine hücum eden dalgalar arasında kalan yolcular,

bütün bütün sarıldıkları ve artık hiçbir kurtuluş yolunun kalmadığı inancıyla O’nun dinini bütün hüküm ve kaideleriyle tam bir kabul içinde Allah’a dua ve yalvarmaya durur

ve “Andolsun ki”, derler, “eğer bizi bu felâketten kurtarırsan, hiç kuşkusuz artık şükreden kullarından olacağız!”

Allah, kendilerini o felâketten kurtarınca da, hiçbir hak hukuk tanımadan hemen yeryüzünde taşkınlık ve tecavüze başlarlar.

Ey insanlar! Bilin ki bütün taşkınlık ve tecavüzleriniz, ancak kendi aleyhinizedir.

Peşinde koşup elde edeceğiniz şey, en fazla bu dünyanın bir kısım geçimliğinden ibarettir.

Ardından dönüşünüz Bizedir ve işte o zaman dünyada iken ne yapıp ediyordunuz, hepsini bir bir önünüze serer ve sizi sorguya çekeriz.”

--------------------------------------------------------------

HADİS”

Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem, bana:

"İşittiğime göre, sen her gece Kurânı baştan sona okuyor muşsun?" dedi.

"Evet," dedim.

"Baştan sona ayda bir oku!" buyurdu.

(İbn Amr radıyallahu anh. Müslim)

--------------------------------------------------------------

TEFEKKÜR PENCERESİ”

*Çile, yüce hedeflere varmanın ve yüksek neticeler elde etmenin tek yoludur.

*Hakikat yolcusu, çile ile günahlardan arınır; onunla saflaşır ve onunla özüne erer.

*Çilenin olmadığı yerde ne olgunlaşmadan ne de ruhla bütünleşmeden bahsedilemez.

*Çile, hakikat erinin, her köşe başında sarmaş-dolaş olacağı acı; fakat vefalı yoldaşıdır.

*Upuzun yollar onunla yeknesaklıktan kurtulur.

*Hayat, onunla aydınlığa kavuşur ve kişi ancak onunla yaşamanın zevk ve şuuruna erer.

*Çilesiz hayat monoton, o olmadan yürünen yollar renksiz ve bıktırıcı, bu yolların garip yolcuları da yaşamadan bezmiş talihsizlerdir.

*Ruh, çile ile kemale erer.

*Gönül, çile ile inkişaf eder.

*Çile görmemiş ruhlar ham, gönüller de kolu kanadı kırık ve ölgündür.

*Çile, çalışmaya ve o yolla elde edilen şeylere kat kat değer kazandırır.

*Çilesiz elde edilenler ise mirastan gelen mal gibidir. Gelişi emeksiz, gidişi de üzüntüsüz olur.

--------------------------------------------------------------

NURDAN YANSIYANLAR”

(Beşinci Dal’ın devamı…)

Beşinci Meyve:
Ey nefis! Tekrar tekrar söylediğimiz gibi, insan, yaratılış ağacının meyvesi olduğundan; meyve gibi en uzak, en kapsamlı, her şeye bakan bir kalb çekirdeğini taşıyan ve yüzü onu Allah’tan uzaklaştıran sayısız şeye, fâniliğe, dünyaya dönük bir varlıktır.

Kulluk ise insanın yüzünü fânilikten bekâya, halktan Hakk’a, o sayısız şeyden birliğe, sondan başa çeviren bir bağ veyahut baş ile son arasında bir kavuşma noktasıdır.

Nasıl ki, tohum olacak kıymetli, şuurlu bir meyve, ağacın altındaki canlılara baksa, güzelliğine güvense, kendini onların eline atsa veya gafletle düşse ellerinde kalır, parçalanır, basit bir meyve gibi ziyan olur.

Eğer dayanak noktasını bulsa, içindeki çekirdeğin, ağacın bir ve bütün olarak bekâsına ve hakikatinin devamına vasıta olacağını düşünebilse, o vakit o tek meyve içinde bir tek çekirdek, bâki bir ömür içinde daimî ve küllî bir hakikate mazhar olur.

Aynen öyle de, insan kendisini Allah’tan uzaklaştıran sayısız şeye dalarak kâinatın içinde boğulup dünya sevgisiyle sersemlese, fânilerin tebessümlerine aldansa, onların kucaklarına atılsa, elbette sonsuz zarar eder.

Hem fenâ hem fâni bir şekilde yokluğa düşer.

Kendini mânen yok eder.

Eğer Kur’an’ın lisanından kalb kulağıyla iman derslerini işitip başını kaldırsa, O’nun birliğine yönelse, kulluğun miracıyla kemâlât arşına çıkabilir, ölümsüz bir insan olur.

Ey nefsim! Madem hakikat böyledir ve madem millet-i İbrahim’densin (aleyhisselam); Hazreti İbrahim gibi “Ben öyle sönüp batanları tanrı diye sevmem.” de, yüzünü Bâki Sevgili’ye çevir.

--------------------------------------------------------------

DUA İKLİMİ”

Rahman ve Rahîm Allah’ın adıyla…

Ey merhametlilerin en merhametlisi Allah’ım!

Yüce isimlerin, mükerrem meleklerin ve şanı büyük nebîlerin yüzü suyu hürmetine dualarımızı kabul buyur.

Göndermiş olduğun bütün nebîler (alâ nebiyyina ve aleyhimüsselâm), indirmiş olduğun bütün kitaplar, kabul buyurduğun bütün ameller, gözler önüne serdiğin bütün hüccetler, kolay hâle getirdiğin zorluklar, bir iken ayırdığın (gökler ve yer), nurlandırdığın karanlıklar, korkar iken içlerine emniyet saldıkların ve konuşurken susturduklarınla tevessülde bulunuyor, Senden hakkım(ız)da komplo kuranların komplolarını ve zarar verme kastı taşıyanların zararlarını bertaraf etmeni diliyorum.

Allah’ım! Umutların dayandığı son nokta Sensin ve her işte yalnız Sana tevekkül edilir.

Allah’ım! Biz Sana dayandık ve işlerimizi Sana havale ettik. Ne olur, umduklarımızda bize haybet yaşatma. Tevekkülümüze mukabelede bulun. Bizi bırakma.

Ey gayelerin son noktası ve inayet sahibi Rabbim!

İhtiyaçlarımızı is’af buyur ve bizi koruyup kolla.

Ey belaları defeden, tasaları gideren, hata ve kusurları görmezden gelen ve tökezleyenlere her zaman bir kere daha doğrulup yürüme fırsatları veren Allah’ım!

Bana da fırsatlar ver. Düşkünlüğüme merhamet et. Tasalarımı gider. Kusurlarımı mağfiret buyur. Başımdaki belaları sav. Hiç şüphesiz Sen kullarının tevbelerini kabul buyurur, günahlarını da bağışlarsın.


Ey en ince noktalara kadar ihtiyaçları gören, gözeten Allah’ım!

Gizli ve sürpriz lütuflarınla benim de yâr ve yardımcım ol. Bana da yetiş. Ben ihtiyaçla kıvranan bir zelîlim. Sen ise kudret ve zenginliği nihayetsiz bir Kaviyy ü Ğanîsin.

Ey hesapları gayet süratle gören, cezalandırması pek şiddetli olan, istediği kullarını bağışlayan, onlara rahmetiyle muamelede bulunan, semavat ve arzı yaratan, her şeyi yoktan var eden, daneleri ve çekirdekleri çatlatıp yararak gelişme yoluna koyan, karanlığı yarıp sabahı ortaya çıkaran, bütün iyiliklerin yegâne sahibi olan, seyyiatı uzaklaştıran, kusurları örten, belalara geçit vermeyen, sürçmeleri görmezden gelen, ölüleri ve ölü ruhları dirilten, yeri ve gökleri aydınlatıp nurlandıran Allah’ım!

Senden, huzurunda bulunduğum şu saatlerde ihtiyacımı karşılamanı diliyorum.

Evvelkilerin ve sonrakilerin yegâne İlahı, gökleri ve yerleri eşsiz surette yaratan, celâl ve ikram sahibi Sensin.

Bütün bunları Senin rahmetinden, Efendimiz Mefhar-i Mevcûdât Hazreti Muhammed (aleyhi efdalüssalavât), O’nun ehl-i beyti ve bütün ashâbı hürmetine diliyoruz ey Merhametliler Merhametlisi! Ne olur, dileklerimizi kabul buyur. Âmin!

--------------------------------------------------------------

GÜNÜN ZİKRİ:   " EL-MÜHEYMİN "

TESBİH ADEDİ:  145

TESBİH NİYETİ: İNSANLARDAN KORUNMAK, ONLARIN DÜŞÜNCELERİNE AKIL ERDİREBİLMEK…

 
İçeriğe dön | Ana menüye dön