RAMAZAN 22 (6 HAZİRAN) - HAKİKİ KİŞİSEL GELİŞİM SİTESİ

İçeriğe git

Ana menü:

RAMAZAN 22 (6 HAZİRAN)

ÖZEL KUR-4

MEAL”
YUNUS-31-32. (Ey Rasûlüm,) sor onlara:

Sizi gökten ve yerden kim rızıklandırıyor?

İşitme melekenizin ve gözlerinizin gerçek sahibi kim?

Ölüden diriyi, diriden ölüyü kim çıkarıyor?

Kimdir kâinattaki bütün işleri çekip çeviren, bütün varlığı idare eden?”

Hepsi, “Allah!” diye cevap verecektir.

O halde de ki: “Öyleyse şu takip ettiğiniz yolun âkıbetinden hiç çekinmez ve O’nun cezalandırmasından hiç endişe duymaz mısınız?

İşte, bütün bunları yapan Allah’tır sizin gerçek Rabbiniz.

Gerçeğin ötesinde sapıklıktan başka ne vardır?

Böyle iken nasıl oluyor da yüzünüz başka tarafa çevriliyor, başka başka vadilere çekiliyorsunuz?”

-------------------------------------------------------------------

HADİS”

Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:

"Şüphesiz, bu din kolaydır.

Kim güçleştirmeye kalkışırsa, ona yenik düşer."

(Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî)

-------------------------------------------------------------------

TEFEKKÜR PENCERESİ”

*Ölümsüz ruhlar, her mevsimde canlılığını korur ve ayrı bir hayat cilvesi gösterirler.

*Onlar için sararıp-solma, pörsüyüp zebil olma asla söz konusu değildir.

*Ne ayların, güneşlerin batması, ne de gece ve gündüzün değişip durması onları kat’iyen eskitemez.

*Nasıl eskitir ki; bir buhurdanlık gibi devamlı tütüp duran onların hayat kâseleri, Hızır’ın âb-ı hayat içtiği aynı kâsedir.

*Bu iklimde benliğine doğru yelken açanlar için, her bahar canlı ve muhteşem; her yaz şâhikalarla omuz omuza, her sonbahar ve kış, yeni gerilimlere hazırlayan diriltici bir tazyik mevsimidir.

*Yeryüzünde, bin çeşit ölüm kol gezse, onlar yine canlı ve tetiktedir.

*Çevreleri de onların diriltici soluklarıyla Cennet cilveleri gösterecektir.

*Onlar içinde yaşadıkları topluma karşı kendilerini vazifeli bilirler. Bu itibarla da ne iş ve düzenlerinin bozulmasından müteessir olurlar, ne de toplumu saran tehlikeler karşısında paniğe kapılırlar.


*Hele hayal kırıklığına asla düşmezler.

*Onların atmosferine giren Hızır’la buluşur, onlarla hemhâl olan mutluluğa erer.

*Onların bakışlarında aydınlık, düşüncelerinde hikmet, beyanlarında hakikat nümâyandır.

-------------------------------------------------------------------

NURDAN YANSIYANLAR”

Kur’an,
Bütün âlemlerin Rabbi itibarı ile Allah’ın kelâmıdır.

Bütün varlıkların ilahı unvanıyla Allah’ın fermanıdır.

Yerlerin ve göklerin Hâlık’ı namına bir hitaptır.

Cenâb-ı Hakk’ın mutlak rubûbiyeti yönünden bir konuşmadır.

O’nun her şeyi kuşatan saltanatı adına ezelî bir hutbedir.

O’nun her şeyi kuşatan rahmetiyle verdiği sonsuz lütufların defteridir.

Ulûhiyetin haşmet ve azameti itibarı ile bazı kısımlarının başında şifre bulunan bir haber mecmuasıdır.

İsm-i âzamın dairesinden inerek arş-ı âzamı kuşatan ve orayı teftiş eden hikmet kaynağı mukaddes bir kitaptır.

İşte Kur’an’a “Allah kelâmı” unvanının tam bir liyâkat ile verilmiş olması ve daima da verilmesi bu sırdandır.

Kur’an’dan sonra, öteki peygamberlere gönderilmiş kitaplar ve suhuf gelir.

Diğer sayısız ilahî sözlerin de bir kısmı, has bir itibar, küçük bir unvan, bir isim, hususi bir tecelli, has bir rubûbiyet, saltanat ve rahmet ile ortaya çıkan ilham suretindeki konuşmalardır.

Meleklerin, insanların ve hayvanların ilhamları, külliyet ve hususiyet itibarı ile farklı farklıdır.

Kur’an,
Farklı asırlarda gönderilmiş bütün peygamberlerin meşreplerini ve onlara inen kitapları, evliyanın risalelerini ve yollarını, asfiyanın eserlerini özetle içeren

Altı yönü de parlak, vehim ve şüphelerin karanlığından arınmış

Temeli şüphesiz vahiy ve Cenâb-ı Hakk’ın ezelî kelâmı

Hedefi ve gayesi, açıkça görüldüğü üzere, ebedî saadet

İçi, apaçık, hâlis hidayet

Üstü, elbette iman nuru

Altı, mutlak, kesin delil

Sağı, tecrübe ile sabittir ki, kalb ve vicdan ile teslimiyet

Solu, gözle görülür derecede açıktır ki, akıl ve idrak ile itaat

Meyvesi, hakkalyakîn mertebesinde bilinir ki, Rahman’ın rahmeti ve cennet yurdu

Makamı ve kıymeti, yanılmaz bir sezgiyle, melekler, insanlar ve cinlerce makbul semavî bir kitaptır.

-------------------------------------------------------------------

DUA İKLİMİ”

Rahman ve Rahîm Allah’ın adıyla…

Allah’ım! Bana öyle bir ziynet, muhabbet ve şeref ver ki, kalbler ona şahitlik etsin.

Önünde nefisler eğilsin, boyunlar bükülsün, gözler kamaşsın. Fikirlere hayret ve hayranlık versin.

Mütekebbir ve kahhar melikler yanında küçük kalıp, ona musahhar olsunlar.

Ya Allah! Ya Melik! Ya Azîz! Ya Cebbâr! Ya Vâhid! Ya Ehad! Ya Kahhâr!

Kudreti Sonsuz Allah’ım! Denizi Hazreti Mûsa’ya (aleyhisselâm) musahhar ettiğin gibi, bütün mahlûkatı da bana, benim davama musahhar eyle.

Hazreti Dâvud (aleyhisselâm) için demiri yumuşattığın gibi, kullarının kalblerini de benim için yumuşat.

Allah’ım! Bu kulunu iman, muhabbet, kulluk ve tevhîd ile serfiraz kıldın. Hamd olsun Sana. Fakat sonra ne acı ki, gaflet, şehvet, ma’siyet o kulunu çepeçevre kuşattı. Nefsi onu koyu karanlıklarla dolu heva denizine fırlattı. Kulun mahzun, kederli ve gamlıdır. Zira heva balığına bir lokma olmuştur.

İşte huzurunda, “Ya Rabbî! Sensin İlah, Senden başka yoktur ilah! Sübhansın, bütün noksanlardan münezzehsin, Yücesin! Doğrusu kendime zulmettim, yazık ettim. Affını bekliyorum Rabbim!” diye yakaran Senin mahbub ve ma’sum nebîn Yunus ibn Metta’nın (aleyhisselâm) nidasıyla yakarışta bulunmaktadır.

Onun çağrısına icabet buyurduğun gibi benim çağrıma da cevap ver Allah’ım!

Yalnızlığıma şefkatle teveccüh kıl ve beni muhabbetinle te’yîd buyur. Lütuf ve sevgi ile başımı okşa. Şüphesiz ki Sen, her şey ve herkesin üzerinde tasarruf sahibi, nimetleri sınırsız Melik ü Mennân’sın.

Bu kimsesiz kulunun bir tek kimsesi var; o da hiçbir şerîki olmayan Sensin. Sen de Sana iman eden kullarına olan vaadlerini mutlaka yerine getirirsin.

Allah’ım! Hâkimiyetinde hiçbir ortağın yoktur. Hiçbir zaman acze düşmez ve bir yardıma muhtaç olmazsın. Herkes ve her şeyden evvel Senin büyüklük ve ululuğunu ilan eden de yine Sensin. Ne bir sebebe ne de bir nesebe dayanmayan o ululuğun hürmetine, ne olur, bizi de azîz eyle; eyle ki daha zillet yaşamayalım.

Gına lutfet ki, fakirliğe maruz kalmayalım. Dostluğunu bahşet ki, keder duymayalım. Emn ü eman ile gönüllerimizi doldur ki, korku nedir bilmeyelim.

Allah’ım! Efendimiz Hazreti Muhammed’e ve insanların kabre girince ilk defa gördüklerinde ürpererek karşılayacakları cesametli sual melekleri olan Nekîr ve Münker’e salât eyle.

-------------------------------------------------------------------

GÜNÜN ZİKRİ:  " EL- CEBBÂR "

TESBİH ADEDİ:  206

TESBİH NİYETİ:  İSTEK VE ARZULARIN OLMASI, İNSANLARIN VE CİNLERİN ŞERRİNDEN EMİN OLMAK…

 
İçeriğe dön | Ana menüye dön