RAMAZAN 24 (8 HAZİRAN) - HAKİKİ KİŞİSEL GELİŞİM SİTESİ

İçeriğe git

Ana menü:

RAMAZAN 24 (8 HAZİRAN)

ÖZEL KUR-4

MEAL”

YUNUS-61. “Hangi durumda bulunursan bul, O’ndan gelen ve Kur’ân’da yer alan âyetlerden hangilerini okuyor olursan ol

ve (ey insanlar), hangi işi yapıyor olursanız olun, o işe dalıp gittiğiniz andan itibaren mutlaka üzerinizde şahidiz.

Yerde olsun, gökte olsun, zerre ağırlığınca bir şey bile Rabbinden gizlenemez;

yine bundan daha küçüğü veya daha büyüğü her ne varsa mutlaka apaçık bir Kitap’ta kayıtlıdır.”

------------------------------------------------------------------

HADİS”

Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem sordu:

"Birinizin kapısının önünden bir nehir aksa,
kişi günde beş kez o suda yıkansa,
kirinden eser kalır mı, ne dersiniz?"

"Hayır, tertemiz olur." dediler.

"İşte beş vakit namaz da böyledir.
Allah o namazlar sayesinde bütün hataları siler." buyurdu.

(Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî)

------------------------------------------------------------------

TEFEKKÜR PENCERESİ”

*Mutluluk, herkesin özlediği bir sevgili ve uğrunda her fedakârlığa katlanılan yüce bir gayedir.

*İnsanlar arasında mesut olmak istemeyen tek fert yok gibidir.

*Ama saadet nedir? İşte zorlardan zor bir mesele!..

Yunanlıya göre o, aşk ve sevda; Sezar’a göre, nâm ve şöhret; Firavun’a göre, iktidar ve mevki; Kârun’a göre de, yığın yığın servet ve hazinelere sahip bulunmaktır.

*Oysaki, bunlardan hiçbiri, ne gerçek saadet ne de onun vesilelerinden biridir.

*Hakikî mutluluğu bu yollarla arayanlar, hep aldanmış ve hüsrana uğramışlardır.

*Gerçek saadet, insan zihninin dağınıklık ve perişaniyetten kurtulması, insan kalbinin itminan ve istirahata ermesinden ibarettir.

*Onu, deniz kenarlarında, dağ başlarında, tenha koruluk ve koylarda arayanlar hep yanılmışlardır.

*Vâkıa, bu türlü yollardan başkasıyla, ruhunu dinlendirmesini bilmeyen avâm için, bunlar da birer vesile sayılabilirler.

*Ama gerçek huzur ve saadet için, ne zaman, ne de zemine ihtiyaç yoktur.

*O, her yerde insanla beraber ve onun iç aydınlığına, onun hür iradesine tevdi edilmiş mukaddes bir sevgilidir.

*Her insan, istediği zaman, kanatlanan ruhuyla, kalbinin sonsuz iklimlerine doğru açılıp temâşâsına doyamayacağı âlemlere ulaşarak, özlenen mutluluğu elde edebilir… hele, kalb hazinesi tertemiz fikirlerle
donatılmış ve lebrîz edilmişse...

------------------------------------------------------------------

NURDAN YANSIYANLAR”

Kur’an’ın nazmında harika bir cezâlet, yani tatlı söylenişiyle beraber bir heybet, düzgünlük ve sağlamlık vardır.

Saatin saniyeleri, dakikaları ve saatleri sayan, kusursuz bir düzen içinde birbirini tamamlayan unsurları nasıl işliyorsa, Kur’an-ı Hakîm’in her bir ayetindeki, kısmındaki, kelimesindeki ve ayetlerin birbirine karşı münasebetindeki intizam da öyledir.

Mesela: “Eğer onlara Rabbinin azabından bir esinti bile dokunsa...” (Enbiyâ sûresi, 21/46)
 وَلَئِنْ مَسَّتْهُمْ نَفْحَةٌ مِنْ عَذَابِ رَبِّكَ

Bu cümle, azabın dehşetini göstermek için en hafif azabın şiddetli tesirine işaret eder.

Yani azabın en azını ifade ederek ayetin bütünündeki mânâyı kuvvetlendirir.

İşte [eğer] kelimesi, şüphede bırakmayı ifade eder.

Şüphe, azlığa bakar; [dokunsa] kelimesi, azıcık dokunmak mânâsındadır, yine azlığı ifade eder.

[küçük bir esinti] kelimesi, hafif bir kokuya işaret edip azlığı ifade ettiği gibi, kipi de birliği gösterir.

Masdar-ı merre”, yani fiilin bir defa yapıldığını bildiren mastar, gramer ilminde “biricik” demektir, azlığı ifade eder.

 نَفْحَةٌ kelimesindeki belirsizliğe işaret eden tenvin, azlığı ifade etmek içindir; o kadar küçük ki, bilinemiyor demektir.

 مِنْ ifadesi, “bir parça” demektir, azlığı bildirir.

[azap] kelimesi de azlığa işaret eder, çünkü nekale yani şiddetli azaba ve ikaba yani ahiret azabına nispeten hafif bir cezadır.

[Rabbin] kelimesi de, Cenâb-ı Hakk’ın Kahhar, Cebbar ve Müntakim isimlerine karşılık yine şefkati hissettirmekle azlığa işaret ediyor.
  
Bu cümle, “Bu kadar hafif bir azap böyle tesirli ise Allah’ın azabı ne kadar dehşetli olur, kıyas edebilirsiniz.” mânâsını ifade eder.

İşte bu cümledeki kelimeler, parçalar birbirini destekler ve asıl maksadı her biri kendi lisanıyla güçlendirir.

İşte bir ayetin kısımlarında böyle pek çok nazım ve diziliş var. Kelimelerin de, aynen böyle, geniş bir dairesi, birbirlerine karşı düzeni bulunur.

Adeta Kur’an’daki çoğu ayetin, öteki ayetlerin her birine bakan birer gözü, onlara dönük birer yüzü vardır.

Birer manevî münasebet bağı uzatır, birer mucizelik nakşı dokurlar.

------------------------------------------------------------------

DUA İKLİMİ”

Rahman ve Rahîm Allah’ın adıyla…

Ey vukuu mutlak olan bir günde insanları bir araya getirecek olan Yüce Allah’ım!

Benimle, en yüksek paye olan kulluğu da bir araya getir. Kalbimde Hakk’ı temaşaya beni muvaffak kıl.

Dünya ve âhiret gamlarıyla aramı uzak tut. Dünya ve âhiret umûrunda Vekîl’im Sen ol. Tek tasam, yegâne alâkam Sen ol.

Kalbimi muhabbetinle doldur. Nurlarınla gönlümü tenvîr buyur. Saltanat ve azametin karşısında kalbimi huşû ile doldur. Göz açıp kapayıncaya kadar, hatta daha kısa bir süre beni kendime bırakma!

Her hâlimi ıslah buyur ya Rabbi; buyur ki, Senin her şeye gücün yeter.

Ey Kendisinin hiçbir ihtiyacı olmadığı halde, her hallerinde Kendisine muhtaç olan mevcûdâtı yaratan Allah’ım!

Ey Celîl ü Cemîl! Beni ihtiyaçlarla imtihan etme. Dostlarına bahşettiğin lütufları bana da bahşet.

Düşmanlık besleyenlerin sinelerine şiddetli korku salarak bana yardımcı ol.

Allah’ım! Mecîd ismin hakkı için, uzakları bize yakın et. Zorlukları kolay hâle getir.

Ey isyankâr kullarına bile yardım kapılarını hep açık tutan Kerîm Rabbim, bu kuluna da yardım et.

Ey iyilik ve şefkatin yegâne kaynağı Berr u Rahîm, ne olur, kapının bu sadık bendesini merhametinle okşa.

Ey Varlığı öncelerden önce, ey Evvel ü Âhir, ey Zâhir u Bâtın!

Vicdanım sıkıştırdıkça sıkıştırdı. Dünya bütün genişliğine rağmen daraldı da daraldı. Senden başka iltica edebileceğim hiçbir sığınak yoktur.

Tevbe yollarını aç; aç ki, kullarını tevbeye sevk eden ve onların tevbelerini kabul eden bir başka Tevvâb yoktur ve olamaz da. Zira Tevvâb ü Rahîm yalnız Sensin.

Ey hayatı Kendinden, ebedî hayy olan Hayy! ey Kendi Kendine kâim olan Kayyûm!

Senden başka bir ilah yoktur. Ezelî hayatınla, sevdiklerini koruyup kolladığın gibi, benim de yanımda ol.

Gözde ve seçkin kullarını, tabi en başta da Masumlar Masumu Muhammed’i (aleyhissalâtü vesselâm) kendi sıfatlarından arındırıp, sıfât-ı Hak karşısında erittiğin gibi beni de erit.

Şüphe yok ki, Sen her şeye kâdir bir Kudreti Sonsuzsun.

Ya Rabbelâlemîn! Senin inayetinle yeryüzünü yeniden şekillendiren Nebiy-yi Muhterem Efendimiz’e, âl ü ashâbına salât ü selâm eyle ve bütün Müslümanları işlerinde lütuflarınla te’yîd buyur. Âmîn!

------------------------------------------------------------------

GÜNÜN ZİKRİ:   " EL- HÂLIK "

TESBİH ADEDİ:  731

TESBİH NİYETİ:  İŞLERDE SIKINTI VE ÜZÜNTÜDEN KURTULMAK, BAŞARILI OLMAK…

 
İçeriğe dön | Ana menüye dön