RECEP 18 (5 NİSAN) - HAKİKİ KİŞİSEL GELİŞİM SİTESİ

İçeriğe git

Ana menü:

RECEP 18 (5 NİSAN)

ÖZEL KUR-2

MEAL”

EN’ÂM-67-68. “Verilmiş her haberin gerçekleşeceği kararlaştırılmış bir zaman vardır.

Nitekim gün gelecek, siz de bileceksiniz.

Âyetlerimiz hakkında alaylı tavırlarla münasebetsizliğe dalanları gördüğün zaman,

onlar başka bir konuya kapılıp gidinceye kadar kendilerinden uzak dur.

Ama şeytan bunu sana bir an için unutturur da yanlarında kalacak olursan,

hatırladığında derhal kalk ve o zalimler güruhuyla bir arada oturma!

-------------------------------------------------

HADİS”

Allah kulunun tevbesinden sonsuz derecede, memnun ve mesrûr olur.

Çölde devesini kaybedip sonra da bulan kişi nasıl sevinirse,

işte tevbe eden kulu karşısında Cenab-ı Hakk’ın ferahı
bu adamınkinden daha fazladır.”

(Buharî, Daavât, 3; Müslim, Tevbe, 1-4)

-------------------------------------------------

TEFEKKÜR PENCERESİ”

*En seviyeli millet, bütün işlerini birlik ve bütünlük içinde düşünüp, çoğunluğun reyine ağırlık veren millettir.

*En çok zevk duyacağımız şey, sevdiğimiz ve sevgisinden emin bulunduğumuz kimselerden gelen tenkitler olmalıdır.

*Milletçe bizi zaafa düşüren en önemli hususlardan biri de çevremizi saran dost suretindeki hilekârlara karşı sâfîliğimizdir.

*Bir millet fertleri arasında hile ve aldatmaca akıllılık sayılıyorsa, o millet, artık onulmaz bir derde müptelâ olmuş demektir.

*Böyle bir bünyede iyilik emaresi olarak görülen şeyler ise, veremli bedendeki şişkinlikleri semirip gelişme zannetme gibi bir aldanmışlıktır.

*Bir milletin bütün fertleri arasında ailevî bağ seviyesinde bir irtibat varsa, bu irtibat sayesinde tali’, zirvelere doğru onun yoluna mutlaka su serpecektir.

*Fertleri birbirini sevmeyen ve biri diğerinin aleyhinde olan, birbirine karşı emniyet ve güven hissetmeyen milletler ise, hakikî mânâda millet olamadıkları gibi, istikbal vadetmeleri de söz konusu değildir.

*Eğer bir toplumda, çirkinler ve çirkinliklerin boy atıp gelişmesi üzerinde durulmuyor, güzeller ve güzellikler şakîler gibi takip ediliyor, hakikat ve fazilet âşıkları hakaret görüp tazyike uğruyor, lâahlâkîlik rahatlıkla her yere girebiliyorsa, o ülkede fazilet için yaşayanlara yerin altı üstünden daha hayırlıdır.

-------------------------------------------------

NURDAN YANSIYANLAR”

İstersen gel, Saadet Asrı’na, Arap yarımadasına gidelim.

Hayalen de olsa, onu vazife başında görüp ziyaret edelim. İşte bak:

Ahlâkının mükemmelliği ve yüzünün, görünüşünün güzelliğiyle seçkin bir zât görüyoruz.

Elinde mucizeli bir kitap, dilinde hakikatleri bildiren bir hitap, bütün insanlara, hatta cinlere, meleklere ve bütün varlıklara ezelî bir hutbeyi okuyor.

Âlemin yaratılışındaki sır olan hayret verici bir muammayı çözüp açıklayarak ve kâinatın hikmeti olan muğlâk tılsımı keşfederek, “Necisin? Nereden geliyorsun? Nereye gidiyorsun?” gibi, bütün varlıklara sorulan, akılları hayrette bırakıp meşgul eden üç zor, müthiş ve mühim soruya ikna edici, makbul cevaplar veriyor.

Bak, o zât öyle bir hakikat ışığı yayar ki, eğer onun nuranî irşad dairesinin dışından baksan, elbette kâinatı büyük bir matem yurdu hükmünde ve her şeyi birbirine yabancı, hatta düşman, cansız varlıkları dehşetli cenazeler şeklinde, bütün canlıları da yokluk ve ayrılık tokadıyla ağlayan yetimler gibi görürsün.

Şimdi bak, onun nuruyla o matem yurdu, şevk ve cezbe içinde bir zikir meclisine döndü.

O birbirine yabancı ve düşman görünen varlıklar, dost ve kardeş oldu.

O cansız, hareketsiz, ölü varlıklar, sevimli birer memur, itaatkâr birer hizmetçi halini aldı.

Ağlayıp şikâyet eden o kimsesiz yetimler ise tesbihle Allah’ı zikreden veya vazife paydosuna şükreden birer varlık şekline girdi.

Hem o nur ile, kâinatta olup bitenler, bütün hareketler, çeşitlilik ve değişimler mânâsızlıktan, gayesizlikten ve tesadüf oyuncağı olmaktan kurtulur.

Bunlar Cenâb-ı Hakk’ın birer mektubu, yaratılış kanunlarının birer sayfası, ilahî isimlerin birer aynası seviyesine, âlem de Samed Yaratıcının hikmetli bir kitabı mertebesine yükselir.

Hem insanı bütün hayvanların aşağısına düşüren sonsuz zayıflığı, aczi, fakrı ve ihtiyaçları, onu bütün canlılardan daha bedbaht eden, ona gam, elem ve hüzün veren aklı o nurla aydınlandığı vakit; insan bütün canlıların, bütün varlıkların üstünde bir dereceye çıkar.

O nurlanmış aczi, fakrı, aklı ve duası ile nazenin bir sultan ve yakarışı ile yeryüzünün nazlı bir halifesi olur.

Demek, o nur olmazsa kâinatın, insanın, hatta her şeyin kıymeti hiçe iner.

Evet, elbette böyle benzersiz bir sanatla yaratılmış olan kâinatta böyle bir zât lâzımdır. Yoksa kâinat ve felekler olmamalıdır.

-------------------------------------------------

DUA İKLİMİ”

Rahman ve Rahîm Allah’ın adıyla…

Rahmet, re’fet, şefkat ve mağfireti Sonsuz Allahım!

Senin Sana kulluk için afiyet lutfettiğin şu bedenimi ve sunduğun daha başka imkânları kullanarak, senin örtmenle insanlara görünmeden, bir taraftan neticelerinin korkusunu yaşarken öbür taraftan Senin merhametine sığınarak, bir yandan gazabından çekinirken diğer yandan hilm, kerem ve affına güvenerek işlediğim ne kadar kusur, cürüm, ma’siyet, suç ve günah varsa hepsinden dolayı Senin mağfiretini diliyorum.

Lütfen ve keremen o günahların üzerini ört ve beni bağışla; beni affet.

Allahım! Senin gazabına davetiye çıkaran, azabına yaklaştıran, nehyettiklerine meylettiren yahut emrettiklerinden uzaklaştıran bütün günahlarımdan dolayı affını talep ediyorum; beni affet.

Allahım! Kendi yoldan çıkmışlığımla kullarından birisini bir günaha meylettirmiş ya da onu, süslü göstermek gibi hilelerle hiç bilmediği bir günahla tanıştırmış, dolayısıyla da aldatmışsam ve yarın Senin yüce huzuruna kendi günahlarımla beraber böyle nice günahlarla gelirsem, bütün bu günahlardan dolayı da bağışlamanı diliyorum; beni bağışla.

Allahım! Sapıklık ve dalâlete atan, doğruluk ve hidayetten uzaklaştıran, bolluk ve bereketi alıp götüren, insan olma asalet ve itibarını yerle bir eden, insanı hakir, önemsiz ve noksan hâle getiren bütün günahlardan affına sığınıyorum; lütfen beni mağfiret buyur.

Allahım! Gece ve gündüz, azalarımdan herhangi birisi ile işleyip de, insanlardan utandığımdan dolayı Senin örtüp gizlemene sığındığım bütün günahlarımdan dolayı beni bağışla.

Allahım! Düşmanlarımın, içine düştüğümü görüp de lekelemek hatta yok etmek için dört gözle beni izledikleri, fakat Senin onların tuzaklarını boşa çıkarıp beni lekelemelerine müsaade etmediğin, dahası ben Senin velî kullarından biriymişim ve o günahları hiç işlememişim gibi, onlara karşı bana yardım ettiğin bütün günahlarımdan dolayı affını dileniyorum. Lütfen ve keremen beni affet.

Ey Yüce Rabbim! Efendimiz Hazreti Muhammed’e ve tertemiz ailesine salât ü selâm et ve bereket ihsan eyle. O salât ü selâm ve bereket hakkı için beni ve kadın erkek bütün inananları da bağışla; ey afv u mağfireti en güzel ve en hayırlı olan!

-------------------------------------------------

GÜNÜN ZİKRİ:  " EL - VEDÛD "

TESBİH ADEDİ: 20

TESBİH NİYETİ: İNSANLARIN SEVGİSİNİ KAZANMAK…

 
İçeriğe dön | Ana menüye dön