RECEP 19 (6 NİSAN) - HAKİKİ KİŞİSEL GELİŞİM SİTESİ

İçeriğe git

Ana menü:

RECEP 19 (6 NİSAN)

ÖZEL KUR-2

MEAL”

EN’ÂM-76-77-78-79. “Gece bastırdı ve İbrahim, (yıldızlar içinde) gördüğü (bir yıldıza işaret ederek),

İşte,” dedi, (iddianıza göre) Rabbim bu!”

Ama o yıldız batıp gidince, “Ben, batıp gidenleri sevmem.” Dedi.

Sonra, bir başka gece ayı dolunay şeklinde doğmuş haliyle gördü ve hemen “İşte Rabbim!” dedi.

Ne zaman ki ay da battı, bu defa, “Eğer Rabbim beni doğru yola iletmese, şüphesiz ben de sapıp gitmişlerden biri olurum!” diye sözünü bağladı.

Bir gün de, doğarken bütün parlaklığı ve güzelliğiyle güneşi gördü ve hemen “İşte Rabbim bu; bu hepsinden büyük!” dedi.

Ama güneş de batınca, nihayet asıl gerçeği ortaya koydu:

Ey benim halkım! Ben, sizin Allah’a ortak tanıdığınız bütün bu şeylerden uzağım.”

Şunu bilin ki ben, bütün varlığımla ve dupduru bir iman ve teslimiyetle, gökleri ve yeri yoktan var edip belli sistem ve prensiplere bağlayan (Allah’a) yöneldim. Ben, katiyen müşriklerden değilim.”

------------------------------------------------------------

HADİS”

Allah kulun tevbesini vefat edeceği âna kadar kabul eder...”

(Tirmizî, Daavât, 98; İbn Mâce, Zühd, 30)

------------------------------------------------------------

TEFEKKÜR PENCERESİ”

*Ebetlere kadar devam edecek olan ruhun için hep yeni yeni şerefler, mansıplar ara! Kazandığın şerefleri kaybetmemek için de hep tetikte ol!

*Din, millet, vatan, namus ve devlet gibi yüksek mefhumlara duyulan şiddetli muhabbet, civanmert ruhların işidir.

*Fazilet, bazı durum ve şartlara göre zarara sebebiyet verse de, yine fazilettir. Onu hakir görüp, ondan pişmanlık duymak, her zaman haksızlıktır. Fazilet yüzünden gelen zararlar, yine faziletle defedilmeye çalışılmalıdır.

*Fazilet, hak edilen hürmete ehemmiyet vermeme; gurur ise, hak etmediği yerlerde dahi hürmet bekleme ruh hâletidir.

*Fazilet söylerken, gurur, benliğin bağrına sığınır ve ızdırapla dinlemeye durur.

*Geçmişteki büyüklerimizi hayırla yâd etmek onların hakkı, bizim için de bir kadirşinaslık ifadesidir. Zira onlar, millete asalet kazandıran birer kök gibidirler; onları çürütmeye çalışmak, milleti şerefli mazisinden ürkütüp uzaklaştırmak demektir.

*Haklı şöhretleri takdir ve onları saygı ile yâd edenler, bir gün mutlaka hürmetle yâd edilirler. Şöhretleri tenkit ve düşürmekle meşhur olmak isteyenler ise, pek fena bir şöhret kazanırlar...

*Kendini bilmek, basiret; kendini görmek ise, körlüktür.
*Kendini bilen, hem Hakk’a hem de halka yaklaşır; kendini gören ise, benliğinden başka her şeyden uzaklaşır.

*Geçmişe ait hataları değerlendirip onlardan istifade etmek ve geçmişteki insanları bir ölçüde affedip onlarla meşgul olmamak akıllıca bir davranış, gereksiz yere mâzi ve mâzidekileri karalamak ise bir ahmaklıktır.

------------------------------------------------------------

NURDAN YANSIYANLAR”

İşte o zât, ebedî bir saadetin habercisi, müjdecisi;
  
sonsuz bir rahmetin kâşifi, ilancısı;

Cenâb-ı Hakk’ın rubûbiyetindeki güzellikleri bildiren, onların seyircisi ve ilahî isimlerin hazinelerinin keşfedicisi, rehberi olduğundan;

kulluğu yönüyle baksan, onun bir muhabbet ve rahmet timsali, insanlığın en şereflisi ve yaratılış ağacının en nuranî meyvesi hükmündeki mahiyetini görürsün.

Peygamberliği yönüyle baksan, o zâtın hak bir delil, bir hakikat ışığı, hidayet güneşi ve saadet vesilesi olduğunu anlarsın.

İşte, bak! Onun nuru nasıl şimşek gibi, doğudan batıya her tarafı tuttu.

Yeryüzünün yarısı ve insanlığın beşte biri onun hidayet hediyesini kabul edip canından aziz bildi.

Bizim nefsimize ve şeytanımıza ne oluyor ki, böyle bir zâtın bütün davalarının esası “Allah’tan başka ilah yoktur.” hakikatini bütün mertebeleriyle beraber kabul etmesin!

İşte bak, o zât (aleyhissalâtü vesselam) şu geniş yarımadada, âdetlerine körü körüne bağlı ve inatçı çeşitli kavimlerin kötü ahlâkını, çirkin ve vahşi âdetlerini ne çabuk, bir defada söküp attı, onları güzel ahlâk ile donatıp bütün âleme rehber ve medenî milletlere üstad eyledi.

Bak, bu görünüşte ve zorla elde edilmiş bir hâkimiyet değildir.

O zât, akılları, ruhları, kalbleri, nefisleri fethedip kendine bağlamış; kalblerin sevgilisi, akılların rehberi, nefislerin terbiyecisi ve ruhların sultanı olmuştur.

Bilirsin ki, sigara gibi küçük bir âdeti bile, küçük bir toplumda büyük bir hükümdar ancak büyük bir gayretle temelli ortadan kaldırabilir.

Halbuki bak:
Bu zât, inatçı, tutucu ve büyük toplumlardan pek çok köklü âdeti, görünüşte küçük bir kuvvetle, az bir gayretle, kısa bir zamanda kaldırıp yerine öyle yüksek bir ahlâk koymuştur ki, âdeta onların dem ve damarlarına karışmış gibi kalıcı olarak yerleştirmiştir.

Bunun gibi daha birçok harika icraat yapmıştır.

İşte, şu Saadet Asrı’nı görmeyenlerin gözüne Arap yarımadasını sokuyoruz.

Haydi, yüzlerce filozofu alsın, oraya gidip yüz sene çalışsınlar!

Acaba o zâtın, o zamana kıyasla yaptığı bir senelik icraatın yüzde birini yapabilirler mi?

------------------------------------------------------------

DUA İKLİMİ”

Rahman ve Rahîm Allah’ın adıyla…

Allahım! Günahlarımın hepsinden tevbe ediyor ve beni bağışlamanı diliyorum.

Ey Merhametliler Merhametlisi! O günahları dünyada setrettiğin gibi yevm-i kıyamette de gizle ve beni yüz kızartıcı durumlara düşmekten koru.

Allahım! Geceleri uyanık kalıp tenhalarda, yalancı lezzetlerini yudumlaya yudumlaya işlediğim, onunla Senin rızana muhalefet ettiğim, sabahında da hoşnutsuzluğuna bâdî olabilecek bir cürüm işlememişim gibi salih bir kimsenin tavırlarıyla huzuruna geldiğim ne kadar günahım varsa, hepsinden dolayı afv u mağfiretine dehâlet ediyorum; beni bağışla.

Allahım! İşlemekle Senin velî kullarından birisine zulmettiğim, düşmanlarından birine yardımda bulunduğum, Senin muhabbet ve rızana muhalif bir söz söylediğim, kulluk çizgisinin dışına çıktığım ya da emrine muhalif bir iş yaptığım bütün günahlarımdan dolayı affını diliyorum; beni affet.

Allahım! Arkasında onulmaz sancılar bırakan, belalara sebep olan, düşmanları sevince boğan, perdeyi yırtan ve semadan inen yağmur damlalarına mâni olan her bir günahımdan dolayı affını diliyorum; beni affet.

Allahım! Beni oyalayarak hidayet ve emir buyurduklarından alıkoyan, yasak kıldıklarından uzak durmama mâni olan, yollarını gösterdiğin iyilik ve güzelliklerden nasibimi almayı, rızana ulaşmayı, muhabbetine mazhar olmayı ve kurb payesi ile ödüllendirilmeyi engelleyen ne kadar günahım varsa, hepsinden dolayı gufranına dehâlet ediyorum; lütfen ve keremen bu kulunu mağfiret buyur.

Ey Yüce Rabbim! Efendimiz Hazreti Muhammed’e ve tertemiz ailesine salât ü selâm et ve bereket ihsan eyle. O salât ü selâm ve bereket hakkı için beni ve kadın erkek bütün inananları da bağışla; ey afv u mağfireti en güzel ve en hayırlı olan!

------------------------------------------------------------

GÜNÜN ZİKRİ:  " EL - MECÎD "

TESBİH ADEDİ: 57

TESBİH NİYETİ: İZZET VE ŞEREFİN ARTMASI…

 
İçeriğe dön | Ana menüye dön