RECEP 20 (7 NİSAN) - HAKİKİ KİŞİSEL GELİŞİM SİTESİ

İçeriğe git

Ana menü:

RECEP 20 (7 NİSAN)

ÖZEL KUR-2

MEAL”

EN’ÂM-92. “Bu Kur’ân da feyiz ve bereket kaynağı, kendinden önceki (İlâhî) kitapları tasdik eden,

beldelerin anası (olan Mekke halkını) ve bütün çevre beldeler halkını uyarman için indirdiğimiz bir kitaptır.

Sürekli yenilenen ve güçlenen bir imanla Âhiret’e inananlar,

aynı şekilde ona da inanırlar

ve onlar, namazlarını vaktinde ve hiç aksatmadan kılarlar.”

--------------------------------------------

HADİS”

Müminin şeref ve itibarı, gecelerini ibadetle geçirmesinde;

izzet ve haysiyeti de, gönül tokluğu içinde bulunup
insanlara el açmamasındadır.”

(Hâkim, Müstedrek, 4/360)

--------------------------------------------

TEFEKKÜR PENCERESİ”

*Bizde, “Çocuk aziz ise, terbiyesi daha azizdir.” diye bir söz vardır; ne kadar doğru!

*0-5 yaş arası şuuraltının en açık olduğu dönemse, bu dönemde çocuklara iyi örnekler adına ne yapılsa değer.

*Her insanın geleceği, çocukluk ve gençlik çağlarındaki intiba ve tesirlerle sımsıkı alâkalıdır.

*Çocuklar ve gençler, yüksek duygularla coşup şahlanacakları bir iklimde yetişiyorlarsa, zihnî ve fikrî durumları itibarıyla diri, ahlâk ve fazilet itibarıyla da örnek olmaya namzet sayılırlar.

*İnsan, duygularının pes şeylerden uzak olduğu ölçüde insandır.

*Kalbi kötü duyguların baskısı altında, ruhu nefsanîliğin cenderesine takılmış kimseler, suretâ insan görünseler de düşünmek icap edecektir.

*Terbiyenin bedene ait olan kısmını hemen hemen herkes bilir ama; asıl işe yarayan fikrî ve hissî terbiyeyi anlayan çok azdır. Oysaki, birinci şık terbiye ile beden insanları, ikinci şıkla ise ruh ve mânâ insanları yetişir.

*Bir milletin ıslahına fenaları imha etmekle değil, nesilleri millî kültür ve millî terbiye ile insanlığa yükselterek hizmet edilmelidir.

*Çocuklara okutulacak kitaplar, şiir olsun nesir olsun, düşünceye kuvvet, ruha metanet, ümit ve azme fer verecek mahiyette olmalıdır ki, iradeleri güçlü, fikirleri sağlam nesillere sahip olunabilsin...

*Kız çocukları ileride deruhte edecekleri çocuklarının terbiyesine göre, bir çiçek gibi nazik, ince ve şefkatli yetiştirilmeleri esas olmakla beraber, hak düşüncesine sahip çıkmaları bakımından da polat gibi olmalarına dikkat edilmelidir. Yoksa, nezaket ve incelik uğruna onları bir kısım miskinler, âcizler hâline getirmiş oluruz. Unutmayalım, dişi aslan da yine aslandır.

--------------------------------------------

NURDAN YANSIYANLAR”

İşte bak! O zât (sav) ne kadar merak uyandıran, cazibeli, lüzumlu ve müthiş hakikatleri gösterir, meseleleri ispat eder.

Bilirsin ki, insanı en çok tahrik eden şey meraktır.

Hatta sana, “Ömrünün ve malının yarısını verirsen, aydan ve Jüpiter gezegeninden biri gelip oralarda ne var, ne yok söyleyecek. Senin istikbalini ve başına gelecekleri doğru olarak haber verecek.” dense, merakın varsa ömrünün ve malının yarısını verirsin.

Halbuki şu zât öyle bir Sultan’dan haber getiriyor ki, O’nun memleketinde ay, bir sinek gibi, bir pervanenin etrafında döner.

O pervane dünyadır, bir lambanın etrafında uçar.

O lamba ise güneştir, o Sultan’ın binlerce menzilinden bir misafirhanesinde, binlerce lambadan biridir.

Hem o zât, akıllara durgunluk veren öyle bir âlemden doğru şekilde bahsediyor ve öyle bir değişimi haber veriyor ki, binlerce yerküre bomba olup patlasa o kadar hayret uyandırmaz.

Bak, onun dilinde,
Güneş dürülüp ışığı söndüğü zaman.” (Tekvir sûresi, 81/1)
Gök yarıldığı zaman.” (İnfitâr sûresi, 82/1)
“…kapıları döven ve dehşetiyle kalblere çarpan o kıyamet felaketi…” (Kâria sûresi, 101/1)
gibi sûreleri işit…

Hem öyle bir istikbalden doğru haberler veriyor ki, şu dünyanın geleceği ona nispeten bir damla serap hükmündedir.

Ve öyle bir saadeti müjdeliyor ki, dünyanın bütün saadetleri ona kıyasla ebedî bir güneşin yanındaki bir anlık parıltı gibidir.

Böyle hayret uyandırıcı ve muamma dolu olan şu kâinatın görünen perdesi altında, elbette ve elbette öyle harikulâdelikler bizi bekliyor.

Onları haber verecek, böyle harika ve fevkalâde, mucizeler gösteren bir zât lâzımdır.

Hem bu zâtın halinden, sözlerinden anlaşılıyor ki, o görmüş, görüyor ve gördüğünü söylüyor.

Bizi nimetleriyle donatan şu “Göklerin ve Yerin İlahı” bizden ne istiyor, O’nun rızası nasıl elde edilir; pek sağlam bir şekilde ders veriyor.

Bunlar gibi daha pek çok merak uyandıran, lüzumlu hakikati ders veren bu zât karşısında her şeyi bırakıp ona koşmak, onu dinlemek gerekirken, çoğu insana ne olmuş ki, sağır, kör ve divane hale gelmişler; hakkı görmüyor, bu hakikati işitmiyor, anlamıyorlar…

--------------------------------------------

DUA İKLİMİ”

Rahman ve Rahîm Allah’ın adıyla…

Allahım! Benim unuttuğum fakat Senin sayıp yazdığın, benim gevşeklik gösterdiğim ama Senin tespit ettiğin, benim cehren işlediğim lakin Senin örttüğün tevbe ettiğim zaman bağışlayacağın hüsn-ü zannını taşıdığım her bir günahımdan dolayı mağfiret dileniyorum. Tevbemi kabul buyur ve beni bağışla.

Allahım! Daha işlerken Senin azabınla karşılaşacağımı düşündüğüm fakat Senin mühlet verip azap etmediğin, dahası bir perdeyle örttüğün, benimse o perdeyi yırtmak için adeta elimden gelen her şeyi yaptığım ne kadar günahım varsa hepsinden dolayı affını diliyorum; beni affeyle.

Allahım! Senin rahmetini benden uzaklaştıracak, gazabını bana yakınlaştıracak, kereminden beni mahrum bırakacak ya da nimetlerini üzerimden kaldıracak bütün günahlarımdan tevbe edip huzuruna geldim. Tevbemi kabul buyur ve beni affet.

Allahım! Önce pişmanlıkla tevbe ettiğim, sonra tekrar teşebbüste bulunduğum fakat hem Senden hayâ ederek hem de mehabetinden haşyet duyarak geri çekildiğim, daha sonra da Senin beni affedip azabından muaf tutacağını düşünerek tekrar işlediğim bütün ma’siyetlerden dolayı affına iltica ediyorum; ne olur, duamı kabul buyur ve beni affından mahrum bırakma.

Allahım! İbadet ü taatta bulunmam için bahşetmiş olduğun herhangi bir nimetin sağladığı imkân ve gücü Senin emirlerine muhalefet ve ikazlarına karşı gelmekte kullanarak işlediğim her bir cürümden dolayı mağfiretini diliyorum; lütfen ve keremen beni mağfiret buyur.

Allahım! Beni nehyettiğin, uyardığın ve deliller serdederek ikaz buyurduğun hâlde, nefsânî arzularımı Sana kulluğun önünde tutup, kendi isteklerimi Senin emirlerinin önüne geçirerek irtikâp etmiş olduğum bütün günahlardan dolayı istiğfarda bulunuyor ve tevbe ediyorum. Dualarımı kabul buyur ve beni bağışla.

Allahım! Nefsime uyarak işlediğim, işlediğimi unuttuğum ya da hatırladığım, kasten yahut hata ile içine girdiğim, ben unutup gaflet etsem de Senin onlardan dolayı beni hesaba çekeceğini ve borcumu ödeyene kadar nezdinde nefsimi rehin olarak tutacağını katiyen bildiğim bütün günahlarımdan dolayı affetmeni diliyorum; kereminle beni affet.

Ey Yüce Rabbim! Efendimiz Hazreti Muhammed’e ve tertemiz ailesine salât ü selâm et ve bereket ihsan eyle. O salât ü selâm ve bereket hakkı için beni ve kadın erkek bütün inananları da bağışla; ey afv u mağfireti en güzel ve en hayırlı olan!

--------------------------------------------

GÜNÜN ZİKRİ:  " EL - BÂİS "

TESBİH ADEDİ: 573

TESBİH NİYETİ: KUVVETLİ İRADE...  ALACAKLARINI ALMAK…

 
İçeriğe dön | Ana menüye dön