RECEP 24 (11 NİSAN) - HAKİKİ KİŞİSEL GELİŞİM SİTESİ

İçeriğe git

Ana menü:

RECEP 24 (11 NİSAN)

ÖZEL KUR-2

MEAL”

EN’ÂM-108. “Onların Allah’tan başka ilâhlaştırıp kendilerine yalvarıp yakardıkları (varlıklar) hakkında kötü konuşmayın;

yoksa onlar da cahillik edip kindarlıkla hadlerini aşarak Allah hakkında kötü sözler söylemeye kalkarlar.

Her topluluğa kendi yaptığını güzel gösteririz.

Fakat sonunda hepsi (gerçek) Rabbileri (olan Allah’a) dönecek ve O da kendilerine bütün yaptıklarını bir bir haber verip, bunlardan dolayı onları hesaba çekecektir.”

---------------------------------------------------

HADİS”

Ey insanlar!

Selamı aranızda yaygın hale getirin.

Sofranız herkese açık olsun, çokça ikram edin,
sıla-ı rahimde de kusur etmeyin..

Bir de insanların uykuya daldıkları anlarda, gecelerin karanlığını namazla delin,
böylece selametle Cennet’e girin!.”

(İbn Mâce, Et’ime, 1; Dârimî, Salât, 156)

---------------------------------------------------

TEFEKKÜR PENCERESİ”

*İhtiyatlı olma, korkup geriye durmaktan tamamen farklı olduğu gibi, tedbirsizce davranışların da cesaret ve yiğitlikle hiçbir alâkası yoktur.

*Tedbirsizliği kahramanlık sayanların ulu orta hareketleri ve Donkişotça davranışları ise, her zaman tehlikeli ve rizikoludur.

*Her kötü haslet gibi, sırf bir aldatmaca olan kitle ruh hâletiyle yine kitle avına çıkmak, Batının bize armağan ettiği şeylerdendir.

*Bu sakat düşünceyi benimseyenlere göre, bir yumurtanın başında bir sürü “gak gak gıdak” normal görülse de, bize göre her millî mesele, bir mercan sabrı ve sessizliği içinde, en kuytu yerlerde ve mercan kuluçkalarının ızdıraplı fakat gürültüsüz hâllerine uygun bir çizgide cereyan etmelidir.

*İnsanın Hak katındaki yüceliği, himmetinin yüceliğiyle ölçülür.

*Himmet yüceliğinin en açık emaresi ise, insanın, başkalarının mutluluğu adına şahsî haz ve zevklerinden fedakârlıkta bulunmasıdır.

*Bir insan için, bilmem ki, toplumun selâmeti uğruna kendi haysiyet ve şerefini ayaklar altına almak; hatta kükremesi gerekli olduğu yerlerde dahi öfkesini yutarak dayanmasını bilmek ve şahsî saadetinin bahis mevzuu olduğu her yerde isteklerine hacir koymaktan daha büyük bir fedakârlık tasavvur edilebilir mi?

*Fatih orduların bütün muvaffakiyetlerini atılganlığında görüp de, erkân-ı harpçe plânlara ehemmiyet atfedilmemesi nasıl bir akılsızlık ise, bütün muvaffakiyetleri âmiyâne cesaretlere bağlayıp, tedbire değer vermemek de öyle bir hamakattır.

---------------------------------------------------

NURDAN YANSIYANLAR”

Soru: “Acaba Kur’an-ı Hakîm, neden varlıklardan felsefenin bahsettiği gibi bahsetmiyor?
Bazı meseleleri özet halinde bırakıyor; bazısını ise herkesin anlayışını okşayacak, kimsenin hislerini rencide etmeyecek, sıradan insanların zihnini yormayacak, açık ve basit bir şekilde söylüyor.”

Cevap olarak deriz ki:
Felsefe hakikatin yolunu şaşırmış da onun için...

Kur’an-ı Hakîm şu kâinattan, Cenâb-ı Hakk’ın Zât’ını, sıfat ve isimlerini bildirmek için bahsediyor.  Yani bu kâinat kitabının mânâlarını anlatıp Hâlık’ını tanıtıyor. Demek, varlıklara kendileri için değil, Yaratıcıları hesabına bakıyor. Hem herkese hitap ediyor.

Felsefe ise varlıklara kendileri için bakıyor. Bilhassa ilim sahiplerine hitap ediyor.

Mademki Kur’an-ı Hakîm varlıkları delil yapıyor, öyleyse delilin açık olması, herkesçe çabuk anlaşılması gerekir.

Hem mademki doğru yola ulaştıran Kur’an, insanlığın bütün tabakalarına hitap eder. İnsanların çoğu ise avam tabakadandır. Elbette irşad, lüzumsuz şeylerin üstü kapalı bir şekilde, kısaca anlatılmasını ve ince şeylerin temsille akla yaklaştırılmasını ister.

Safsata ve yanlışa düşürmemek için, onların sığ nazarlarında aşikâr olan şeyleri lüzumsuz, belki zararlı bir surette değiştirmemeyi gerektirir.

Mesela Kur’an, güneş için der ki, “Dönen bir kandil, bir lambadır.”
Zira güneşten, güneşin mahiyeti için bahsetmez.
Onun bir çeşit intizamın zembereği ve bir düzenin merkezi olduğunu, o intizam ve düzenin ise Sâni’in marifetine ayna olduğunu bildirir.

Lamba” tabiriyle, âlemin bir saray şeklinde yaratıldığını, içindeki eşyanın ise insanlar ve canlılar için hazırlanmış ziynetler, yiyecekler ve hayat için gerekli şeyler olduğunu; güneşin de o sarayı aydınlatan itaatkâr bir lamba mahiyeti taşıdığını hatırlatarak Hâlık’ın rahmet ve ihsanını anlatır.

Şimdi bak, şu sersem ve geveze felsefe ise ne der:

Güneş sıvı haldeki büyük bir ateş kütlesidir.
Kendisinden kopmuş olan gezegenleri etrafında döndürür.
Büyüklüğü şu kadardır, mahiyeti şöyledir, böyledir…”

Ruha korkutucu bir dehşetten, müthiş bir hayretten başka bir şey vermez.

Onların görünüşteki parlaklığına aldanıp Kur’an’ın gayet mucizevî beyanına karşı hürmetsizlik etme!

---------------------------------------------------

DUA İKLİMİ”

Rahman ve Rahîm Allah’ın adıyla…

Ey her sesi işiten, kemiklere et giydiren, öldükten sonra onları yeni bir yaratılışa mazhar eden, suç işleyen kullarını hemen cezalandırmayıp onlara düşünme mühleti veren, sayılamayacak kadar çok olan ihsanları bir inkıtaya uğramadan akıp akıp gelen Rabbim!

Sen fazl u kerem ve izzet ü ikram sahibisin; benimse tek sermayem hatalarım ve günahlarım; ne olur kulunu affet.

İsyankâr isem de affına olan ümidim hiç sarsılmadı; diliyor ve dileniyorum; kapıkulunu umduklarına nâil et.

İşte huzurundayım ve suçlarımı itiraf ediyorum; merhametinle muamelede bulun ve bu aciz bendeni azaba dûçar kılma.

Merhametine iltica ediyorum; beni bana bırakma.

Beni parça parça etsen bile bu gönül Senden başkasına asla meyletmeyecek.

Kapına gelmiş ve Senin şefkatine nâil olmayı uman bu zayıf bîçârenin günahlarını affet. Her ne kadar defteri isyanla dolu olsa da, ey Müheymin, Senden başkasına secde etmedi, etmeyecek.

İlahî! Asî kulun yine kapına geldi; dağlar azametindeki günahlarını ikrar edip, ellerini Sana açıyor ve sadece Sana açar.

Şayet Sen mağfiret edersen, hiç şüphesiz o Senin şanındandır; kovarsan dergâhından, beni Senden başka kim affedebilir!

İlahî! Halâs (kurtuluş) ümidiyle ihlasla bütün günahlarımdan tevbe ettim.

Ey inayetiyle yardım isteyenlerin yardımına koşan!

Perçemlerden tutulan mahşer gününde, inayetinle benim yardımıma da yetiş!

Allahım! Seyyid-i Kâinât Efendimiz Hazreti Muhammed’e ve Sen onu hikmet ü beyanla serfiraz kıldıktan sonra hikmetin sırlarını gözler önüne seren Lokman’a (aleyhisselâm) salât ve selâm eyle. Senin salât ü selâmın Efendimiz’in ve onun üzerine olsun.

---------------------------------------------------

GÜNÜN ZİKRİ: " EL - KAVÎ "

TESBİH ADEDİ: 116

TESBİH NİYETİ: VÜCUDUN GÜÇLÜ OLMASI, ZOR İŞLERİ KOLAYLIKLA HALLETMEK…

 
İçeriğe dön | Ana menüye dön