RECEP 25 (12 NİSAN) - HAKİKİ KİŞİSEL GELİŞİM SİTESİ

İçeriğe git

Ana menü:

RECEP 25 (12 NİSAN)

ÖZEL KUR-2

MEAL”

EN’ÂM-113. “Âhiret’e inanmayanların gönülleri,

o boş ve aldatıcı telkinlere, yalanlara, va’dlere meyleder,

meyletmekle kalmaz, bütün bütün ısınır ve onlardan zevk alır hale gelir

ve zaten tabiatları haline gelmiş kötülükleri işlemeye

ve kazandıkları günahları kazanmaya devam ederler.”

---------------------------------------------------

HADİS”

Mümin, aldansa da aldatmayı asla düşünmeyen
ve şartlar ne olursa olsun her zaman kendi karakterini sergileyen bir asil;

fâcir ise, türlü türlü ayak oyunlarına teşebbüs etmekten hiçbir zaman sıkılmayan
seviyesiz bir zelildir.”

(Ebû Davud, Edep, 5; Tirmizî, Birr, 41; Ahmed b. Hanbel, Müsned, 2/294)

---------------------------------------------------

TEFEKKÜR PENCERESİ”

*Her yüce ideal ve yüksek mefkûre, sistemli düşünce ve sıhhatli bir plânda varlığa erer. Bu destek ve kaideyi bulamayan dava ve düşünceler ise, daha doğmadan, ölür giderler.

*Varlığı-yokluğu, derlenip toparlanması ve dağılıp gitmesi bize ait olmayan mesnetlere, kuvvetlere ve dönüp duran yelpazelere ne bir hüküm ne de bir dava katiyen bina edilmemelidir.

*İdeallerinin gerçekleşmesini bunlara bağlayanlar hep aldanmış; geleceği bunların üzerine kuranlar, yapıp ortaya koydukları şeylerin enkazı altında ezilip gitmişlerdir.

*Bir davada mefkûrenin ulviyeti, düşünce ve plânın sağlamlığı, o davayı temsil eden fertlerin yürekten ve ihlâslı olması, çok ehemmiyetli unsurlardır.

*Ne var ki, yapımı tasarlanan herhangi bir iş için sebeplerin seçimi ve beklenen neticeye göre işlerliği de, aynı derecede mühimdir.

*Neticeye götüreceği denenmemiş ve bir yüce divandan teyit görmemiş sebeplerle yola çıkanlar, kendilerine bel bağlayanları yanıltarak inkisara uğrattıkları gibi kendilerine de yazık etmiş olurlar.

*Hak, yine hakka istinat ettirilmeli ve en doğru yollarla araştırılmalıdır.

*Menfî düşünce ve menfî mekanizmalar üzerine müspet şeyler bina edilemez.

*Müspetin menfîler arasındaki yeri, tıpkı dönen kapıların boşlukları arasında yürümek gibi olmalıdır. Yürüme durmamalı, geçip gidilmeli…

*Bâki hakikatler, geçici ve değişken şeylere bağlanamaz.

---------------------------------------------------

NURDAN YANSIYANLAR”

Cenâb-ı Hak, peygamberleri manevî yükseliş için insanlığa birer rehber ve imam olarak gönderdiği gibi, maddî ilerleme için de o peygamberlerin her birinin eline bazı harikalar verip onları insanlara birer ustabaşı ve üstad kılmıştır.

Peygamberlere mutlak şekilde uyulmasını emreder.

İşte Kur’an-ı Hakîm, peygamberlerin manevî kemâl vasıflarından bahsederek insanları onlardan istifadeye teşvik ettiği gibi, mucizelerinden söz ederek bunların benzerlerine yetişmeye ve taklitlerini yapmaya üstü kapalı bir şekilde teşvikte bulunuyor.

Hatta denilebilir ki, manevî kemâlât gibi, maddî mükemmellikleri ve harikaları da insanlığa ilk önce peygamberlerin mucize eli hediye etmiştir.

İşte Hazreti Nuh’un (aleyhisselam) bir mucizesi olan gemiyi ve Hazreti Yusuf’un (aleyhisselam) bir mucizesi olan saati insanlığa ilk hediye eden, o mucize elidir.

Bu hakikate latif bir işaret olarak sanatkârların çoğu her bir meslekte bir peygamberi pîr kabul eder.

Mesela, gemiciler Hazreti Nuh’u (aleyhisselam), saatçiler Hazreti Yusuf’u (aleyhisselam), terziler Hazreti İdris’i (aleyhisselam)...

Evet, madem hakikati delilleriyle bilen zâtlar ve belâgat âlimleri, Kur’an’ın her bir ayetinde pek çok irşad yönü ve çeşitli hidayet vesileleri olduğunda birleşirler.

Öyleyse Kur’an-ı Mucizü’l Beyan’ın en parlak ayetleri olan peygamber mucizelerini anlatan ayetler, birer tarihî hikâye gibi görülmemeli; onlarda pek çok irşad mânâsı bulunur.

Evet, Kur’an peygamber mucizelerini zikrederek insanlık için ilim ve sanatın son sınırını çiziyor, en ileri gayelerine parmak basıyor ve en son hedeflerini belirliyor.

Sırtına teşvik elini vurup insanı o gayelere sevk ediyor.

Geçmiş zaman, geleceğin tohumlarının mahzeni ve icraatının aynası olduğu gibi, gelecek zaman da geçmişin tarlası ve aynasıdır.

Şimdi, o çok geniş kaynaktan yalnız birkaç örneği göstereceğiz:

Mesela, Hazreti Süleyman’ın (aleyhisselam) bir mucizesi olarak, havanın emrine verilmesini bildiren

Süleyman’ın emrine de rüzgârı verdik. Onun sabah gidişi bir aylık mesafe, akşam dönüşü de bir aylık mesafe idi.” (Sebe sûresi, 34/12)

 ayeti, “Hazreti Süleyman, iki aylık mesafeyi havadan bir günde kat etmiştir.” der.

İşte bununla, insana böyle bir mesafeyi havadan aşması için yolun açık olduğuna işaret ediyor.

Öyleyse, ey insan! Madem sana yol açıktır, bu mertebeye yetiş ve yanaş.

Cenâb-ı Hak, şu ayetin lisanıyla mânen diyor ki:

Ey insanlar! Bir kulum nefsinin kötü arzularını terk ettiği için onu havada gezdirdim. Nefis tembelliğini bırakıp bazı tabiat kanunlarımdan güzelce istifade ederseniz, siz de aynı şeyi yapabilirsiniz.”

---------------------------------------------------

DUA İKLİMİ”

Rahman ve Rahîm Allah’ın adıyla…

Ey en ince noktalara kadar ihtiyaçları gören, gözeten Allahım!

Gizli ve sürpriz lütuflarınla benim de yanımda ve yardımcım ol.

Bana da yetiş.

Ben ihtiyaçla kıvranan bir zelîlim. Sen ise kudret ve zenginliği nihayetsiz bir Kaviyy ü Ğanî’sin.

Ey hesapları gayet süratle gören, cezalandırması pek şiddetli olan, dilediği kullarını bağışlayan, onlara rahmetiyle muamelede bulunan, semavat ve arzı yaratan, her şeyi yokluktan varlık âlemine çıkaran, daneleri ve çekirdekleri çatlatıp yararak gelişme yoluna koyan, karanlığı yarıp sabahı ortaya çıkaran, bütün iyiliklerin yegâne sahibi olan, seyyiatı uzaklaştıran, hataları yarlığayan, ayıp ve kusurları örten, belalara geçit vermeyen, sürçmeleri görmezden gelen, ölüleri ve ölü ruhları dirilten, yeri ve gökleri aydınlatıp nurlandıran Allahım!

Senden, huzurunda bulunduğum şu saatlerde ihtiyacımı karşılamanı diliyorum.

Evvelkilerin ve sonrakilerin yegâne İlahı, gökleri ve yerleri eşsiz surette yaratan, celâl ve ikram sahibi Sensin.

Allahım! Kendilerine muhabbet nazarıyla bakmadığın kimselerin yüzlerini bize de gösterme!

Allahım! Kalblerimiz ve bütün uzuvlarımız Senin yed-i kudretindedir. Bizi onlardan hiçbir şeye mâlik kılmadın. Öyleyse ne olur, onların koruyup gözeten velîsi Sen ol.

Allahım! Tûl-i emelden Sana sığınıyorum; çünkü tûl-i emel, hayırlı amele mâni olur.

Seni tesbih ediyor, Sana hamd ü senada bulunuyor, Senden başka bir ilah olmadığını bir kez daha ikrar ediyor ve günahlarımdan beni temizlemeni diliyorum.

Efendimiz Hazreti Muhammed’e, paklardan pak âline, birr u kerem ile mevsuf ashâbına da salât ve selâm eyle.

---------------------------------------------------

GÜNÜN ZİKRİ:  " EL - METÎN "

TESBİH ADEDİ: 500

TESBİH NİYETİ: MADDİ VE MANEVİ DAYANIKLI, SAĞLAM OLMAK... İRADELİ OLMAK…

 
İçeriğe dön | Ana menüye dön