RECEP 5 (23 MART) - HAKİKİ KİŞİSEL GELİŞİM SİTESİ

İçeriğe git

Ana menü:

RECEP 5 (23 MART)

ÖZEL KUR-2

MEAL”

MÂİDE-41. “Ey (şanı çok yüce o en büyük) rasûl!

Ağızlarıyla “inandık” deseler de kalpleri asla iman etmemiş bulunan (münafık)lardan ve yahudilerden küfür içinde koşuşanlar(ın hali) seni mahzun etmesin.

Onlar, hep yalan, iftira ve propagandaya kulak verirler; sana hiç gelmemiş, başka bir topluluğu dinlerler.

(Allah’ın) Kelâmı’nı ve söylenen sözleri manâsı değişecek biçimde sürekli aslî şeklinden saptırır, gizler, değiştirir (ve böylece) tahrif ederler.

(Hakkında senin hükmüne başvurdukları meselelerde,)
Size şöyle fetva verilirse kabul edin; o şekilde verilmezse aman, onu kabulden geri durun!” derler.

Allah, bir kimseyi özü ortaya çıksın diye bir imtihana tâbi tutmayı murat buyurmuş (ve o kimse de bu imtihanda kaybetmişse), artık Allah katında onun lehine olarak senin yapabileceğin bir şey yoktur. Onlar öyle kimselerdir ki, Allah onların kalblerini arındırmayı dilememiştir. Onların hakkı, dünyada zillettir; Âhiret’te de onlar için çok büyük bir azap vardır.”

----------------------------------------------------------

HADİS”

Ameller (başka değil) ancak niyetlere göredir;

herkesin niyeti ne ise eline geçecek odur.”

(Buhârî, Bedü’l-Vahy, 1; Müslim, İmare, 155; Ebu Davud, Talak, 11)

----------------------------------------------------------

TEFEKKÜR PENCERESİ”

*Kültür, bir cemiyetin dil, terbiye, âdet ve sanat gibi duygularından doğmuş, sonra da işlene işlene o toplumun hayat tarzı hâline gelmiş, hemen her parçası çok ehemmiyetli bir kısım esasların bütünüdür.

*Kültür, bir milletin, kendine has çizgide gelişip yükselmesinde sık sık başvuracağı önemli bir kaynaktır.

*Millet hayatının âhenk ve istikametiyle, kültür kaynaklarının duruluğu arasında her zaman sıkı bir münasebet mevcut olmuştur.

*Gerçek kültür; hakikî din, yüksek ahlâk, fazilet ve hazmedilmiş ilimlerin potasında kaynaya kaynaya olgunlaşır.

*Bir ağacın çiçek ve meyveleri ne ise, bir toplumun kültürü de odur.

*Kendi kültürünü olgunlaştıramamış veya kaybetmiş milletler, meyve verememiş veya meyveleri dökülmüş ağaçlara benzerler. Bugün olmasa da yarın kesilip, odun olarak kullanılmaları mukadderdir.

----------------------------------------------------------

NURDAN YANSIYANLAR”

Sonsuz kudret ve ilim sahibi Kadîr-i Alîm, her şeyi sonsuz bir sanat ve hikmetle var eden Sâni-i Hakîm, kanun şeklindeki âdetlerinin işaret ettiği nizam ve intizamla; kudretini, hikmetini ve icraatına hiçbir tesadüfün karışmadığını gösterir.

Aynen bunun gibi, kanunlarının dışına çıkan misallerle, âdetinin harikalarıyla, aynı türden yarattığı fertlere onları birbirinden ayırt etmeyi sağlayan farklı suretler ve hususiyetler vermesiyle, tabii hadiselerin hep aynı vakitte gerçekleşmeyip zaman ve mekânın değişmesiyle; iradesini, dilediği zaman dilediğini yaptığını ve hiçbir kayıt altında olmadığını gösterir.

Tekdüzelik perdesini yırtarak her şeyin, her an, her işinde, her halinde kendisine muhtaç olduğunu ve rubûbiyetine itaat ettiğini bildirir, gafleti dağıtır.

İnsanların ve cinlerin bakışını sebeplerden, onların asıl sahibi olan Zât’ına çevirir.

Kur’an’ın beyanları şu esasa bakıyor:
Mesela, çoğu yerde bir kısım meyveli ağaçlar bir sene meyve verir, yani rahmet hazinesinden elleri doldurulur, onlar da verir. Aynı ağaç öbür sene, görünüşteki bütün sebepler hazırken meyve vermez.

Hem mesela, hayat için lüzumlu diğer işlerin aksine, yağmurun yağma vakti o kadar değişkendir ki, bu, Kur’an’da insanın ilmi dışında olduğu bildirilen beş husus, yani “mugayyebat-ı hamse” arasında sayılmıştır.

Yağmur, hayat kaynağı ve rahmetin ta kendisi olduğu için elbette o âb-ı hayat, rahmet olan o su, gaflet veren ve hakikati perdeleyen tekdüzelik kaidesi altına girmez.

Bütün canlılara nimet ve hayat veren Rahman ve Rahîm Zât-ı Zülcelâl, onu doğrudan doğruya, perdesiz bir şekilde elinde tutar ki, dua ve şükür kapılarını her vakit açık bıraksın.

Yine mesela, canlılara rızık ve insanlara belli bir sima verilmesinin, birer hususi ihsan eseri gibi umulmadık tarzda olması, Cenâb-ı Hakk’ın iradesini ve dilemesini ne kadar güzel bir şekilde gösteriyor.

Havanın idaresi ve bulutların itaati gibi daha başka ilahî icraatı da bunlara kıyasla...

----------------------------------------------------------

DUA İKLİMİ”

Rahman ve Rahîm Allah’ın adıyla…

Allahım! Bana isyan ve günah kirlerinden arınmış olmayı lutfet.

Sırtıma afv u afiyet urbasını giydir.

Nimetlerini bol bol ihsan buyur.

Birbirinden güzel armağanlarını bu muhtaç kulunun üzerinde de sergile.

Muvaffakiyet ve dosdoğru yola hidayetle bana da destek ol.

Arızasız niyete, hoşnutluğuna vesile söze ve güzel ameller işlemeye muvaffak kıl.

Beni, Senin bitip tükenmez havl ve kuvvetinden mahrum edip de, hiç hükmündeki kuvvet(sizliğ)imle baş başa bırakma.

Huzurunla müşerref olacağımız haşir gününde rüsva etme.

Dostlarının önünde ayıp ve kusurlarımı setret.

Bana zikrini unutturma. İçimi şükür hisleriyle doldur. Cahillerin gaflete düşüp de unutabileceği hallerde nimetlerini bana hatırlat ve o nimetlere karşılık hamd ü sena vazifemi yerine getirmeyi müyesser kıl.

Bana üzerimdeki ihsanlarını itiraf etme imkânları lutfet. Sana rağbetimi bütün rağbetlerden, şükür ve hamdimi de bütün hamd ve şükürlerden ziyade eyle.

İnayet ve rahmetine muhtaç olduğum zaman -ki her zaman muhtacım- beni hızlana terk etme.

Dergâhına sunduğum ameller(in eksikliği) yüzünden beni helak etme Allahım!

Sana isyanda inat edenlerin maruz kaldığı muameleye beni maruz bırakma.

Ben Sana teslim oldum. Bilirim ki, delil ve hüccet Senin nezdindedir. Yine bilirim ki, fazl u ihsan Senin şanındır ve Sana yakışır. Azabından sakınılmaya ve mağfireti umulmaya layık olan da Sensin.

Rahmetinin eseri olarak Sen, cezalandırmak yerine affetmeyi, teşhir etmeye bedel de setretmeyi daha çok seversin. Bana öyle güzel bir hayat yaşat ki Allahım, dilediğim güzellikleri gerçekleştirebileyim. Senin maruf gördüklerini işleyip, münker gördüklerinden uzak durabileyim. Nehyettiklerinden kaçınabileyim.

Allahım! Fahru’l-Müslimîn Efendimiz Hazreti Muhammed’e (sallallahu aleyhi ve sellem) ve peygamberlik vazifesi için seçtiğin, apaçık âyet ve delillerle Firavun, Hâman ve Karun’a tebliğ için gönderdiğin, Tûr Dağı’nda kendisine Tevrat’ı indirdiğin, onları karanlıklardan nura çıkarsın diye İsrailoğulları’na hidayet rehberi olarak tavzif buyurduğun Hazreti Mûsa’ya (aleyhisselâm) salât ü selâm eyle! Senin salât ve selâmın Efendimizin ve o ülü’l-azm nebînin üzerine olsun.

----------------------------------------------------------

GÜNÜN ZİKRİ: " EL - GAFÛR "

TESBİH ADEDİ: 1286

TESBİH NİYETİ: GÜNAHLARIN AFFI VE KÖTÜ AHLAKTAN KORUNMAK…

 
İçeriğe dön | Ana menüye dön