RECEP 6 (24 MART) - HAKİKİ KİŞİSEL GELİŞİM SİTESİ

İçeriğe git

Ana menü:

RECEP 6 (24 MART)

ÖZEL KUR-2

MEAL”

MÂİDE-54. “Ey iman edenler!

İçinizden kim, hangi grup dininden dönerse dönsün, bir gün gelecek ve Allah onların yerine öyle bir topluluk getirecek ki,

Allah onları sever, onlar da O’nu severler;

mü’minlere karşı boyunları yerde, kâfirler karşısında onurlu ve zorludurlar;

Allah yolunda durmaksızın cihad ederler ve bunu yaparken, kendilerine dil uzatan hiçbir kimsenin kınamasından çekinmezler.

İşte bu Allah’ın öyle bir lütfudur ki, onu dilediğine verir.

Allah, (engin lütuf ve merhametiyle) kullarını sarıp sarmalayandır, (neyi niçin yaptığını) çok iyi bilendir.”

----------------------------------------------------------

HADİS”

Dikkat edin!  İnsanın bünyesinde bir et parçası vardır.

Eğer o salah bulursa (iyi olursa) bütün ceset salah bulur;

eğer o bozulursa bütün ceset bozulur.

Dikkat edin o, kalbdir.”

(Buhari, İman, 39; Müslim, Müsakat, 107; Müsned, 4/280)

----------------------------------------------------------

TEFEKKÜR PENCERESİ”

*Medeniyet zenginlik, surî kibarlık, bedenî hazları tatmin ve cismaniyetin sefahetler içinde yüzüp gezmesi değildir.

*O, gönül zenginliği, ruh nezaketi, görüş derinliği ve başkalarına hayat hakkı tanıyıp, onları da kabul etmek demektir.

*Gerçek medeniyet, daima ilim ve ahlâkın atbaşı götürüldüğü iklimlerde tahakkuk ettirilebilmiştir.

*Geleceğin medeniyeti, Batı’nın ilim ve fenleri, Doğu’nun da inanç ve ahlâk felsefesi fidanlığında boy atıp gelişecektir.

*Ahlâk ve fazilete dayanmayan, akıl ve vicdan havuzlarından beslenmeyen medeniyet, insanlığın mutluluğuna değil, sadece birkaç zengin, birkaç da hevaperestin heveslerine hizmet eden gelip geçici bir şehrayindir.

*Medeniyet, tabiat ilimleri ve çeşitli fenlerde çok ileri olmak; vapurlar, trenler, uçaklar gibi modern imkânlara sahip bulunmak; büyük şehir, geniş cadde ve yüksek binalarda yaşamaktan ibaret zannedilmemelidir.
*Fertlerin medenî olmaları, insanın özünde bulunan iyi şeylerin nüvelerini geliştire geliştire ikinci bir fıtrat kazanmalarında aranmalıdır.

*Medeniyet, şayet bir milletin kendi varlığını anlatması ise, bu muhteşem hutbenin malzemesi, o milletin ilmî, ahlâkî ve teknolojik eserleri olmalıdır.

*Zira, içtimaî terbiye ve çeşitli hüner ve sanatlar medeniyete bir şekil verir; ahlâk ise, belâgatlı bir lisan olarak onu ilân eder.

----------------------------------------------------------

NURDAN YANSIYANLAR”

Hâlık-ı Rahîm, Rezzak-ı Kerîm ve Sâni-i Hakîm, şu dünyayı ruhlar âlemi ve ruhaniler için bir bayram, bir şenlik yeri suretinde yaratıp bütün isimlerinin benzersiz nakışlarıyla süslemiştir.

Küçük-büyük, ulvî-süflî her bir ruha, kendilerine münasip ve o bayramdaki ayrı ayrı sayısız güzellik ve nimetten istifade etmeye uygun, kabiliyetlerle ve duyularla donatılmış birer beden giydirir, cismanî birer vücut verir, onları bir defalığına o seyir yerine gönderir.

Zaman ve mekân yönüyle pek geniş olan o bayramı asırlara, senelere, mevsimlere, hatta günlere, kıtalara bölerek her bir asrı, seneyi, mevsimi, hatta bir yönüyle her bir günü ve kıtayı bir canlı türüne ve sanatla yaratılmış bitkilere resmigeçit tarzında büyük bir bayram yapmıştır.

Bilhassa yeryüzü, hele bahar ve yaz mevsiminde, küçük varlık türleri için öyle şaşaalı ve sürekli yenilenen bir bayram yeridir ki, yüce tabakalardaki ruhanileri, melekleri ve gökyüzü sakinlerini seyre çekecek bir cazibe gösterir.

Ve tefekkür edenler için öyle şirin bir mütalaa yeri olur ki, akıl tarif etmekten acizdir.

Fakat bu ilahî ziyafet ve Rabbanî bayramda,
Rahman ve Muhyî (hayatı veren) isimlerinin tecellilerine karşılık,

Cenâb-ı Hakk’ın Kahhar ve Mümît (ölümü yaratan) isimleri, ayrılık ve ölümün yüzüyle görünür.

Bu ise “Rahmetim her şeyi kaplar.” (A’râf sûresi, 7/156) ayetinde ifade edilen, rahmetin enginliğine görünüşte uygun düşmüyor.

Fakat hakikatte birkaç yönden uygundur. Onlardan biri şudur:
Sâni-i Kerîm, Fâtır-ı Rahîm, her bir canlı türünün resmi geçit nöbeti bittikten ve o resmi geçidin maksadı olan neticeler alındıktan sonra, onların büyük kısmını merhametli bir şekilde dünyadan nefret ettirip usandırıyor,

istirahata meylettiriyor ve başka bir âleme göçmek için onlara bir şevk ihsan ediyor.

Ve hayat vazifesinden terhis edildikleri zaman, ruhlarında asıl vatanları olan ahiret âlemine karşı şevk veren bir meyil uyandırıyor.

Nasıl ki, vazife uğrunda, cihad yolunda ölen bir askere şehitlik rütbesi vermek ve kurban olarak kesilen bir koyuna ahirette cismanî ve bâki bir vücut giydirerek onu sırat üstünde, sahibine burak olma ve bineklik mertebesiyle mükâfatlandırmak o Rahman’ın sonsuz rahmetinden uzak değildir.

Aynen öyle de, kendilerine mahsus, Rableri tarafından verilmiş fıtrî vazifelerinde, ilahî emirlere itaatleri sırasında telef olan ve şiddetli sıkıntı çeken diğer canlılara ve hayvanlara da, kendilerine göre bir çeşit ruhanî mükâfat ve kabiliyetlerine göre bir manevî ücret vermek, Cenâb-ı Hakk’ın o tükenmez rahmet hazinesinden uzak değildir.

Ta ki, dünyadan ayrıldıkları için çok incinmesin, belki buna memnun olsunlar.

----------------------------------------------------------

DUA İKLİMİ”

Rahman ve Rahîm Allah’ın adıyla…

Rabbim! Canımı, nuru önünde ya da sağında yürüyen kullarının canını aldığın gibi al.

Yüce huzurunda her zaman edebe uygun olarak kemerbeste-i ubûdiyet içerisinde durmak nasip eyle.

Kulların arasında azîz olarak yaşat.

Huzurunda hakîr, halk içinde de vakûr eyle.

Müstağniye karşı müstağni bir duruş sergilemeye muvaffak kıl. Fakat Sana karşı fakr u ihtiyaç hislerimi artırdıkça artır.

Düşman şamatasından, belalardan, zillet ve bıkkınlıktan koru.

Güç kuvvet sahibi birisinin tutup sarsmak yerine hilmiyle sarıp sarmalaması, derdest etmeyip de yeni fırsatlar vermesi gibi, Sen de beni rahmetinle sarıp sarmala ve bana yeni teveccüh fırsatları ver.

Bir kavmi fitne ve zararla imtihan etmek istediğin zaman, dergâhına sığınma yollarını göstererek beni o fitnelerden koru.

Ayıp, kusur, hata ve günahlarım yüzünden dünyada beni rüsva etmediğin gibi âhiret yurdunda da etme.

Nimetlerini evvelde verdiğin gibi âhirde de ver. Önceki ihsanlarını yenileriyle devam ettir.

Sunduğun imkânlarla kalbimin katılaşmasına fırsat verme.

Tasa ve hüzün sebebi olacak ağır musibetlerle imtihan etme.

İnsanlar içerisinde ar sebebi sayılacak kusurlarla zelîl ve perişan vaziyetlere düşürme.

İçime ümitsizliğe kapılacak kadar korku salma ve bana dayanamayacağım ızdıraplar yaşatma Allahım!

Allahım! Nebiy-yi Muhterem Efendimiz Hazreti Muhammed’e ve Kelîmullah Mûsa’nın (aleyhisselâm) Tûr’a çıktığında yerine halef bıraktığı ve buzağıya tapanlara var gücüyle karşı çıkmaya çalışan nebiy-yi halîm Harun’a (aleyhisselâm) salât ve selâm eyle. Senin salât ve selâmın Efendimiz’in ve onun üzerine olsun.

----------------------------------------------------------

GÜNÜN ZİKRİ:  " EŞ - ŞEKÛR "

TESBİH ADEDİ: 526

TESBİH NİYETİ: TALİHİN AÇIKLIĞI, NİMETLERİN ŞÜKRÜ, BOL RIZIK...

 
İçeriğe dön | Ana menüye dön