RECEP 7 (25 MART) - HAKİKİ KİŞİSEL GELİŞİM SİTESİ

İçeriğe git

Ana menü:

RECEP 7 (25 MART)

ÖZEL KUR-2

MEAL”

MÂİDE-69. “İster (Müslüman bilinip, Kur’ân’a ve Allah Rasûlü’ne) iman ikrarında bulunanlardan olsun,

isterse Yahudi olanlar, Sâbiîler, Hıristiyanlar (ve daha başka insanlardan) olsun,

Her kim gerçekten Allah’a ve Âhiret Günü’ne iman eder ve imanlarının gerektirdiği istikamette sağlam, doğru, yerinde ve ıslaha yönelik işler yaparsa,

(yardımımı, desteğimi hep yanlarında bulacakları için) onlar hakkında (özellikle Âhiret’te) korkmalarını gerektiren bir şey olmayacak ve herhangi bir şekilde üzülmeyeceklerdir de.”

---------------------------------------------------------

HADİS”

Gerçek Müslüman, elinden dilinden Müslümanların emniyet
ve esenlikte olup (zarar görmedikleri) kimsedir.

Hakiki muhacir (hicret eden) de,
Allah’ın yasak ettiği şeylerden uzaklaşıp onları terk edendir.”

(Buhâri, İman, 4)

---------------------------------------------------------

TEFEKKÜR PENCERESİ”

*Milletlerin yükselmesinde, millet fertlerinin gaye ve hedef birliğine varmış olması şarttır.

*Birinin ak dediğine diğerinin kara dediği bir toplumda, kâh sağa, kâh sola toslamalar olsa da, kat’iyen yükselme ve gelişme kaydedilemez.

*Müşterek bir terbiye görmemiş nesiller, aldıkları farklı kültüre göre, hep ayrı ayrı kamplara ayrılmış ve birbirlerini düşman görmüşlerdir.

*Kendi içinde böyle didik didik olmuş bir toplumdan terakki beklemek, imkânsız denecek kadar zordur.

*Bir şeyin daha temiz, daha parlak, daha düzenli ve daha iyisi, onun terakki etmiş olanıdır.

Buna göre, mevcutla iktifa himmetsizlik, mevcudu aşarak, daha muntazam, daha seviyeli eserler ortaya koymak ise terakkidir.

*Ovayı-obayı çoraklaştırmak, bağı-bahçeyi çöplüğe çevirmek, bir alçalma ve tedennî; çorakları ıslah, çöplükleri de bağ ve bahçe hâline getirmek bir terakkidir.

*Her terakki hamlesi, hâlihazırı iyi değerlendirmeye ve geçmiş nesillerin tecrübelerinden istifade etmeye önem verildiği ölçüde neticebahş olur.

*Aksine, her yeni nesil, öncekilerin tecrübelerinden istifade etmeyi düşünmüyor ve herkes kendine göre bir yol tutup gidiyorsa, o takdirde, böylesi çocuksu tutum ve davranışlarla hep didişip dursalar da, bir arpa boyu yol alamazlar.

---------------------------------------------------------

NURDAN YANSIYANLAR”

Ruh sahiplerinin en şereflisi olan insanın, dünyaya çok tutkun ve bağlı olduğu halde, dünyadan nefret duyması ve bâki âleme geçmeyi arzulaması için Cenâb-ı Hak rahmetinin eseri olarak ona bir şevk vaziyeti verir.

İnsanlığı gaflet karanlığında boğulmamış bir kimse, bu halden faydalanır. Dünyadan kalb huzuru ile gider.

Şimdi, o hali netice veren hususlardan beşini misal olarak söyleyeceğiz:

Birincisi: Cenâb-ı Hak, ihtiyarlık mevsimiyle, dünyevî, güzel ve cazibeli şeylerin üstündeki fânilik, yokluk damgasını ve acı mânâyı göstererek insanı dünyadan ürkütüp o fâniye bedel, bir bâkiyi talep ettirir, aratır.

İkincisi: İnsanın alâka duyduğu dostlarından yüzde doksan dokuzu dünyadan ayrılıp başka bir âleme yerleştikleri için, o ciddi muhabbetin sevkiyle, insana, dostlarının gittiği yere karşı bir şevk ihsan edip ölümü ve eceli sevinçle karşılatır.

Üçüncüsü: İnsana sonsuz zayıflığını ve acizliğini bazı şeylerle hissettirip hayat yükünün ve yaşamak vazifesinin ne kadar ağır olduğunu göstererek istirahata ciddi bir arzu ve başka bir diyara gitmeye samimi bir şevk verir.

Dördüncüsü: İnanmış insana iman nuru ile gösterir ki:
Ölüm bir idam, bir yok oluş değil, mekân değiştirmedir.
Kabir, karanlık bir kuyu ağzı değil, nuranî âlemlerin kapısıdır.
Dünya ise bütün gösterişiyle, ahirete kıyasla bir zindan hükmündedir.
Elbette, dünya zindanından cennet bahçelerine çıkmak, cismanî hayatın boğucu telaş ve ızdırabından bir rahat âlemine, ruhların yükseklerde gezeceği bir meydana geçmek ve mahlûkâtın sıkıntı veren gürültüsünden sıyrılıp Rahman’ın huzuruna gitmek, bin can ile arzu edilecek bir seyahat, hatta bir saadettir.

Beşincisi: Kur’an’ı dinleyen insana, Kur’an’daki hakikat ilmi ve nuruyla dünyanın mahiyetini bildirerek ona aşk ve alâka duymanın pek mânâsız olduğunu anlatır.

Yani insana şöyle der ve şunları ispat eder:

Dünya, Samed Yaratıcının bir kitabıdır. Harfleri ve kelimeleri kendilerine değil, başka bir Zât’a, O’nun sıfatlarına ve isimlerine delildir. Öyleyse mânâsını bil, al; nakışlarını bırak, git!

Hem dünya bir tarladır. Onu ek, mahsulünü al, muhafaza et; kalan pisliğini at, aldatıcı yüzüne kıymet verme!

Hem dünya seyyar bir ticarethanedir. Öyleyse alışverişini yap, dön… Ve senden kaçan, sana iltifat etmeyen kafilelerin arkasından beyhude koşma, yorulma!

Hem dünya geçici bir seyir yeridir. Öyleyse ona ibret nazarıyla bak ve görünen, çirkin yüzüne değil; Cemîl ve Bâkî Yaratıcısına bakan gizli, güzel yüzüne dikkat et, hoş ve faydalı bir gezinti yap, dön…

Hem dünya bir misafirhanedir. Öyleyse onu yapan, kullarını orada misafir eden Kerîm Zât’ın izni dairesinde ye, iç, şükret; kanunu dairesinde hareket et… Sonra arkana bakma; çık, git…

Senden ayrılan ve sana ait olmayan şeylerle mânâsızca uğraşma ve dünyanın geçici işlerine bağlanıp boğulma!”

Cenâb-ı Hak, bu gibi açık hakikatlerle dünyanın içyüzündeki esrarı gösterip ondan ayrılmayı gayet hafifleştirir, hatta kalbi uyanık olanlara sevdirir ve her şeyde, her icraatında rahmetinin bir izi bulunduğunu gösterir.

İşte Kur’an şu beş hususa işaret ettiği gibi, başka hususi yönlere de ayetleriyle işarette bulunuyor.
Yazıklar olsun o kimseye ki, şu beş husustan bir hissesi olmaya!..

---------------------------------------------------------

DUA İKLİMİ”

Rahman ve Rahîm Allah’ın adıyla…

Ya Erhamerrahimîn ve ya Ekramelekramîn!

Uyardığın azabına karşı içime mehabet, endişe ve sakınma hisleri sal.

Âyât-ı beyyinâtını tilavet ederken rehbet hisleri ile meşbu bulunmaya muvaffak eyle.

Gecemi ma’mûr hâle getir ve Sana kullukla geçirebilmem için o bereketli zaman diliminde beni uyanık tut.

Tut ki, teheccüdlerimle baş başa kalabileyim.

Gecenin o sakin koylarında Rabbimle halvete erebileyim. Arzu ve ihtiyaçlarımı Sana arz edebileyim. Başımı eşiğine koyup bedenimi Cehennem azabından muhafaza buyurman için içimi dökebileyim.

Rabbim! Tuğyan vadilerinde haddini aşmış ve şaşkın şaşkın dolaşan birisi olmaktan beni sıyanet buyur.

Hatırlaması gerekenleri unutup da kendini taşkınlığa salmış birisi olmaktan koru.

İnsanlar nazarında, imtihanı kaybedip cezalandırılmış ve nihayet ibret-i âlem hâline gelmiş olmaktan da rahmetine sığınıyorum.

Beni mekr-i İlahî’ye maruz bırakma. İbretlik vaziyetlere sokma.

İsmimi saîdler listesinden şakîler listesine kaydırma. Cismimi hoşnut olmadığın insanların bedenlerine benzetme.

İnsanlar nezdinde maskara olmaktan ve istihza edilmekten koru.

Sadece rızan peşinde koştur beni Allahım! Ve yalnız emirlerini yerine getirmede istihdam buyur.

Gönlüme affının serinliğini, rahmet, revh u reyhan ve naîm cennetlerinin halâvet ve hazzını duyur.

Hoşnut olduğun salih amellere adanmışlığın, yüce nezdindeki güzelliklere erişebilmek için var gücünü ortaya koymanın lezzetini tattır.

Allahım! Habîb-i Kerîm Efendimiz Hazreti Muhammed’e ve insanlar arasında adaletle hükmetsin diye yeryüzünde halife kıldığın, Zebûr’u gönderdiğin ve onu kendisine uyanlara nur eylediğin Dâvud Nebîye salât eyle. Senin salât ve selâmın Efendimiz’in ve onun üzerine olsun.

---------------------------------------------------------

GÜNÜN ZİKRİ: " EL - ALİYY "

TESBİH ADEDİ: 110

TESBİH NİYETİ: ZİLLETTEN KURTULMAK, İLİM VE DERECELERİN ARTMASI…

 
İçeriğe dön | Ana menüye dön