10. GÜN - HAKİKİ KİŞİSEL GELİŞİM SİTESİ

İçeriğe git

Ana menü:

10. GÜN

ÖZEL KUR-1

MEAL”

BAKARA-204:İnsanlar içinde bazıları vardır ki, dünya işleriyle ilgili sözleri hoşuna gider (dünya
işlerini bilir izlenimi verir, fakat kalkar) kalbindeki (yalanlarına) Allah’ı şahit tutar.
Halbuki o, düşmanların en yamanıdır.”
205: Arkasını dönüp gittiğinde (veya) bir işin başına geçtiğinde yerin içini dışını fesada vermek ve (insan hayatının dayandığı) kaynakları ve nesilleri mahvetmek için yeryüzünde koşturur durur.
Oysa Allah, bozgunculuğu asla sevmez.”
206:Ona ‘Allah’tan kork ve koyduğu yoldan yürü!’ dendiği zaman bu, damarına dokunur da onu daha büyük günaha sokar.
Böylesine Cehennem yeter; gerçekten ne fena yataktır o!”
207:Ama insanlar arasında öylesi de vardır ki, Allah’ın rızasını kazanma ve rızasının nerede yattığını bulma uğrunda hayatını ve varlığını ortaya koyar.
Allah, kullar(ın)a çok acıyandır (ve bu sebeple onları daima hayra ve takvaya çağırır).

------------------------------------------------------------------------------

HADİS”

Hz. Ebu Hüreyre  (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

"Karanlık gecenin parçaları gibi olan fitnelerden önce, hayırlı ameller işlemede acele edin.
O fitne geldi mi kişi mü'min olarak sabaha erer de kâfir olarak akşama girer.
Mü'min olarak akşama erer de kâfir olarak sabaha ulaşır; dinini basit bir dünya menfaatine satar."

(Müslim)

------------------------------------------------------------------------------

TEFEKKÜR PENCERESİ”

*Tarihî hâdiselerin aynıyla tekerrür edeceğini beklemek yanlıştır.
*Benzerlik olsa bile, her hâdise, zaman ve çevre ile kayıtlıdır.
*Bu itibarla, tarihten ders değil, ibret alınır.
*Üzerine güneşin doğup battığı şeyler arasında taze kalabilen tek bir şey yoktur.
*İlelebet şahikalarda kalabilmiş tek bir fert ve tek bir millet yoktur.
*İnsan, tarihin hoş ve latîf sahifelerinin yanında, biraz da korkunç ve ürperten sahifelerini okumalıdır ki, gereken tembihi alabilsin.
*Yoksa o, düşüncelerinde hep çocukça kalabilir.
*Bir kibrit, meydana gelmesi veya getirilmesi dünya kadar zaman isteyen koca bir ormanı bir anda yakıp kül edebilir.
*Bazen, nohut kadar bir cisim, dev bir insanı yere serebilir.
*Koskocaman ağaç minik bir çekirdekten, şu mükerrem insan küçücük bir canlıdan, bir mikroorganizmadan, güneş zerrelerden, derya da damlalardan meydana gelmiştir.
*Daha ne küçük nüve veya vesilelerden ne baş döndürücü neticeler..!

------------------------------------------------------------------------------

NURDAN YANSIYANLAR”

Nasıl ki insan, şu büyük âlemin küçültülmüş bir misali ve Fatiha sûresi, şu şanı yüce Kur’an’ın nurlu bir timsali ise namaz da bütün ibadetleri içine alan nuranî bir fihrist ve bütün varlıkların kendilerine has renk renk, türlü türlü ibadetlerine işaret eden kutsî bir haritadır.

Nasıl ki, bir saatin saniye, dakika, saat ve günlerini sayan miller birbirine bakar, birbirine benzer ve birbirinin hükmünü alır. Aynen öyle de, Cenâb-ı Hakk’ın koca bir saati olan şu dünyanın saniyeleri hükmündeki gece ile gündüz, dakikaları sayan seneler, saatleri sayan insan ömrünün tabakaları ve günleri sayan kâinatın ömrünün devirleri birbirine bakar ve birbirini hatırlatır.

Mesela sabah vakti, güneşin doğuşuna kadar, ilkbahar zamanına, insanın anne karnına düştüğü anlara ve gökler ile yerin altı gün süren yaratılışının birinci gününe benzer.

Öğle vakti, yaz mevsiminin ortasına, gençliğin zirvesine ve dünyanın ömrü içinde insanın yaratıldığı devre benzer ve işaret eder.

İkindi vakti, güz mevsimine, ihtiyarlık çağına, Ahirzaman Peygamberi’nin (aleyhissalâtü vesselam) saadet asrına benzer.

Akşam vakti, güz mevsiminin sonunda pek çok canlının göçüp gitmesini, insanın vefatını, dünyanın kıyamet esnasında harap oluşunu akla getirerek Cenâb-ı Hakk’ın celâlinin tecellilerini gösterir ve insanı gaflet uykusundan uyandırır, ikaz eder.

Yatsı vakti, karanlığın, siyah kefeni ile gündüzün bütün izlerini örtmesini; hem kışın, beyaz kefeniyle ölmüş yeryüzünü kaplamasını; hem vefat etmiş insandan geriye kalan eserlerin de yok olup unutuluş perdesi altına girmesini; hem de imtihan yeri olan bu dünyanın tamamen kapanacağını hatırlatarak Kahhâr-ı Zülcelâl’in haşmetli tasarruflarını ilan eder.

Gece vakti ise hem kışı, hem kabri, hem berzah âlemini akla getirerek insan ruhunun rahmet-i Rahman’a ne kadar muhtaç olduğunu hatırlatır.

Ve gece teheccüd namazının, kabir gecesinde ve berzah karanlığında ne kadar lüzumlu bir ışık olduğunu gösterir, insanı ikaz eder.

Bütün bu değişimler içinde nimetlerin asıl sahibi Cenâb-ı Hakk’ın sonsuz nimetlerini hatırlatıp O’nun hamd ve senâya ne derece lâyık olduğunu bildirir.

------------------------------------------------------------------------------

DUA İKLİMİ”

Rahman ve Rahîm Allah’ın adıyla…
Ey Merhametliler Merhametlisi Allah’ım!
Senin Nebiy-yi Ekrem’in, bizim Efendimiz Hazreti Muhammed (aleyhi milyon milyon essalâtü vesselâm) hürmetine..
Halîlin, Seyyidina İbrahim (aleyhisselâm) hürmetine..
Neciyyullah, Seyyidina Hazreti Mûsa (aleyhisselâm) hürmetine..
Kelimetullah ve Ruhullah, Seyyidina Hazreti İsa (aleyhisselâm) hürmetine..
Hazreti Mûsa’nın Tevrat’ı, Hazreti İsa’nın İncil’i, Hazreti Dâvud’un Zebûr’u ve Hazreti Muhammed’in (ala nebiyyina ve aleyhimüsselâm) Furkan’ı hürmetine..
Kullarına gönderdiğin bütün vahiyler hürmetine..
İcra buyurduğun her hükmün hürmetine..
Senden isteyip de dileğine erişen kulların hürmetine..
Zenginken fakir, fakirken zengin hâle getirdiğin insanlar hürmetine..
Yolunu yitirmişken hidayet ettiğin kimseler hürmetine..
Mûsa Peygamber’e indirdiğin ismin hürmetine..
Kullarının rızıklarını dağıttığın ismin hürmetine..
Üzerine koyduğunda arzın istikrar bulduğu ismin hürmetine..
Semavatı yükseklerde tutan ismin hürmetine..
Dağların kendisiyle yerlerine oturduğu ismin hürmetine..
Arş’ın kendisiyle yücelerde durduğu ismin hürmetine..
Yüce Kitabında, Senin ulu nezdindeki apaçık bir nurdan inzal buyurulmuş olan Tâhir, Mutahher, Ehad, Samed, Vitr ismin hürmetine..
Kendisiyle gündüzü aydın, geceyi de karanlık kıldığın ismin hürmetine..
Azamet, kibriya ve nur-u vechin hürmetine…

Bu kulunu Kur’ân-ı Azîm ve O’nun bilgisiyle rızıklandır.

Demimi, damarımı, kulağımı ve gözümü O’nunla doyur ve ulaşılması mümkün olmayan havl ü kuvvetinle bedenimi hep Kur’ân yolunda istihdam buyur.

        Resûl-i A’zam, Nebiy-yi Ekrem, Veliy-yi Mukarreb ve Mes’ûd Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed’e (aleyhi ekmelüssalavât ve etemmütteslîmât) ve O’nun sırlarına hazine, nurlarına çerağ, kamerlerine matla’, hakikatlerine kenz; yaratılmışlara hidayet rehberi, iktida edenlere hidayet yıldızı olan ashâb-ı kirâmına çok salât ve selâm olsun. Amin..!

------------------------------------------------------------------------------

GÜNÜN ZİKRİ: " EL- MÜTEKEBBİR "
TESBİH ADEDİ: 662
TESBİH NİYETİ: İZZET, REFAH VE GERÇEK BÜYÜKLÜĞE ERİŞMEK, HALK TARAFINDAN SEVİLMEK


 
İçeriğe dön | Ana menüye dön