25. GÜN - HAKİKİ KİŞİSEL GELİŞİM SİTESİ

İçeriğe git

Ana menü:

25. GÜN

ÖZEL KUR-1

MEAL”

Nisa-114:Onların fısıldaşmalarının, bir araya gelip de kendi aralarında yaptıkları gizli toplantı ve görüşmelerin çoğunda hayır yoktur;
ancak muhtaçlara yardımı veya iyilik, güzellik ve doğruluğu ya da insanların arasını ıslah etmeyi
emir ve tavsiye edenlerin yaptıkları gizli görüşme ve fısıldaşmalar bundan müstesnadır.
Kim içten bir taleple Allah’ın rızası peşinde olur
ve O’nun rızasının nerede yattığını araştırarak hayırlı toplantı ve görüşmelerde bulunursa,
bir gün gelir,
Biz ona (hiç ümit etmediği) çok büyük bir mükâfat veririz.”

---------------------------------------------------------------------------------

HADİS”

İbn Abbas (r.a), şöyle demiştir: “İş konusunda onlarla istişare yap!” ayeti indiği zaman Resulullah (s.a.v) şöyle buyurdu:

"Biliniz ki, Allah ve Resulü müşavereden müstağnidirler.
Fakat Allah, bunu benim ümmetime bir rahmet kıldı.
Onlardan her kim istişare ederse doğru yoldan mahrum kalmaz.
Her kim de terk ederse hatadan kurtulmaz."

(Suyuti)

---------------------------------------------------------------------------------

TEFEKKÜR PENCERESİ”

*Meşveret, sınırlı akıl, sınırlı düşünceye sınırsızlık kazandırmanın önemli bir yoludur.
*Meşveret kadar zengin bir devlet ve güçlü bir ordu yoktur.
*Sahabe, medih makamında, “Onların işleri, aralarında meşveret iledir.” beyanıyla, başka sıfatlarla değil de, meşveretle yâd edilmiştir...
*Akıllıdan birkaç adım daha ileri akıllı, başkalarının akıl ve düşüncelerine de değer verendir.
*Düşüncelerdeki pasları çözecek en müessir iksir, meşverettir.
*İki akıl bir akıldan hayırlı ise, yüzlerce akıl evleviyetle bir akıldan hayırlı olur. İşte meşveret, bunca aklın bir araya gelmesinin adıdır.
*Kendi akıllarına güvenip başkalarının düşüncelerine müracaat etmeyenler, dâhi de olsalar, muhakemeye önemli bir derinlik kazandıran meşvereti terk ettiklerinden dolayı akılsız sayılırlar.

---------------------------------------------------------------------------------

NURDAN YANSIYANLAR”

Emir ve iradenin bir makamı olan havada, rüzgârın her zerresinde ve bir nefes, bir tırnak kadar olan Hüve kelimesindeki hava zerrelerinde,
küçük ölçekte dünyadaki bütün telefonların, telgrafların, radyoların ve hadsiz, muhtelif konuşmaların merkezi, santrali, ahizesi ve vericisi bulunması
ve o sayısız işi beraber ve bir anda yapabilmeleri lâzımdır.

Veyahut o Hüve kelimesindeki havanın, hatta hava unsurunun her bir zerresinin, bütün telefoncular, ayrı ayrı bütün telgrafçılar ve radyo vasıtasıyla konuşanlar kadar manevî şahsiyetleri ve kabiliyetleri bulunması, her zerrenin onların dilini bilmesi ve aynı zamanda başka zerrelere de bildirmesi, yayması gerekir.

Çünkü bilfiil bu vaziyet kısmen görünüyor ve havanın bütün zerrelerinde o kabiliyet var.

Eğer Sâni-i Zülcelâl’e verilirse hava, bütün zerreleriyle onun itaatkâr bir askeri olur.

Bütün zerrelerin sayısız küllî vazifesi, bir tek zerrenin bir tek düzenli vazifesi kadar kolayca, Hâlık’ın izni ve kuvvetiyle, O’na bağlanıp dayanarak ve O’nun kudret tecellisiyle bir anda, şimşek süratinde, Hüve kelimesinin telaffuzu ve havadaki dalgalanması kadar kolay bir şekilde yerine getirilir.

O zaman hava, kudret kaleminin sayısız, harika ve muntazam yazılarına bir sayfa olur.

Evet, mesela üzerinde bir nokta bulunan beyaz kâğıda iki-üç nokta daha konulsa hepsi birbirine karışır.

Bir adam, birçok farklı vazifeyi aynı anda yaparsa şaşırır.

Küçük bir canlıya fazla yük yüklenirse altında ezilir.

Birçok kelimenin ağızdan beraber çıkması ve kulağa aynı anda girmesi intizamı bozup karıştırır.

Hal böyleyken, aynelyakîn gördüm ki, Hüve anahtarı ve pusulasıyla fikren seyahat ettiğim hava unsurunun her bir parçasının, hatta her bir zerresinin içine binlerce farklı nokta, harf, kelime konulduğu veya konulabileceği halde, hiçbiri karışmaz ve intizamı bozmaz.

Ayrı ayrı pek çok vazife hiç şaşmadan yapılır.

Bir hava zerresi, pek çok ağır yük yüklendiği halde hiç zaaf göstermeden, geri kalmadan hepsini düzenli bir şekilde taşır.

Hem ayrı ayrı tarzda, mânâda binlerce farklı kelime birbirine karışmadan, kusursuz bir intizamla o küçücük kulaklara girer ve incecik dillerden çıkar.

Fırtına, şimşek ve gök gürültüsü gibi havayı çarpıştırıcı hadiseler sırasında hiçbiri intizamını ve vazifesini bozmaz, şaşırmaz ve bir iş diğerine mâni olmaz.

Demek, havanın her bir zerresinde sonsuz bir hikmet, ilim, irade, kuvvet, kudret ve bütün zerrelere hükmeden bir hususiyet bulunması lâzımdır ki, bu işlere vesile olabilsin.

Oysa bu ihtimal, zerreler sayısınca imkânsız ve bâtıldır. Şeytanlar bile bunu akıllarına getiremez.

İşte hava unsuru, yalnız seslerin nakli vazifesinde, Allah’ın birliğinin zikredilen tecellisini ve hayret verici şeyleri gösterir, dalâletin ne kadar akıl dışı olduğunu ortaya koyar.

Bunun gibi, havayı meydana getiren unsurların mühim vazifelerinden biri de, elektrik, çekme-itme kuvveti, ışık gibi başka şeylerin naklinde şaşırmadan, muntazaman, seslerin naklindeki vazifeyi görmesidir.

Aynı zamanda, bütün bitki ve hayvanlara hava ve aşılama gibi hayat için lüzumlu şeyleri de tam bir intizamla yetiştirir.

İlahî emir ve iradenin bir makamı olduğunu kesinlikle ispat eder; serseri tesadüfün, kör kuvvetin, sağır tabiatın, karışık, hedefsiz sebeplerin ve aciz, cansız, cahil maddelerin bu hava sayfasının yazılmasına, intizamına ve vazifelerine karışmasına hiçbir şekilde ihtimal ve imkân bulunmadığını aynelyakîn gösterir.

---------------------------------------------------------------------------------

DUA İKLİMİ”

Rahman ve Rahîm Allah’ın adıyla…
Allah’ım! Seni, yüce şanına layık olarak bilebilmem için yine Senin re’fet ve rahmetine ve ümmetini azaba terk etmeyecek olan rahmet nebîsi Habîbin’in şefaatine muhtacım; başka hiçbir vesilem ve tutunacak hiçbir dalım yoktur. Senden bu vesileleri, bağışlanmam ve rızana ermem için bir yol hâline getirmeni dileniyorum.

Ümitlerim Senin keremine tutundu; taleplerim de yine Senin hududu olmayan cömertliğine sığındı. Bu arzularımı gerçekleştireceğini ümit ediyorum.

Rabbim! Beni hep salih amellerde istihdam eyle ve işlerimin sonucunu daima hayırlı kıl. Beni Cennetinin en güzel yerlerine yerleştireceğin, orada da sürpriz lütuflarınla sevindirip dostluğunla şereflendireceğin seçkin insanlardan eyle!

Ey kereminden öte kerem, merhametinden öte merhamet olmayan!

Ey yalnız kalmışların en güzel enîsi!

Ey kovulmuşların en lütufkâr sığınağı!

Ellerimi affın için kaldırıyor, avuçlarımı da keremine açıyorum. Ne olur, ey dualarımı işiten Rabbim, beni kapından mahrumiyetle geri çevirme. Beni haybet ve hüsrana maruz bırakmakla imtihan etme!

Allah’ım! Şah-ı Rusül Efendimiz Hazreti Muhammed’e ve “Gerçekten o sözünün eri idi.” diyerek sena buyurduğun, onun canına bedel olarak, babasına büyük bir kurbanlık armağan ettiğin ve Efendimiz Hazreti Muhammed’i o kerîm peygamberin neslinden getirdiğin nebîn İbrahim’in (aleyhisselâm) oğlu Hazreti İsmail’e salât eyle. Senin salât ü selâmın Efendimiz’in ve o iki nebînin üzerine olsun. Amin..!

---------------------------------------------------------------------------------

GÜNÜN ZİKRİ: " EL- MUZİL "
TESBİH ADEDİ: 770
TESBİH NİYETİ: DÜŞMANLARI ZELİL ETMEK...


 
İçeriğe dön | Ana menüye dön