28. GÜN - HAKİKİ KİŞİSEL GELİŞİM SİTESİ

İçeriğe git

Ana menü:

28. GÜN

ÖZEL KUR-1

MEAL”

Nisa-148:Allah, zulme ve haksızlığa maruz kalanın (usulü dairesinde) söylemesi dışında,
(her ne türde ve şekilde olursa olsun) kötü sözün açıktan söylenmesinden asla hoşlanmaz.
Hiç şüphesiz Allah, (her söyleneni) hakkıyla işitendir;
(her sözü, her niyeti, her söyleyeni) hakkıyla bilendir.”
149:(Buna karşılık,) bir iyiliği ister açıktan yapın ister gizlice yapın
veya (şahsınıza reva görülen) herhangi bir fenalığı (ona usulünce mukabelede bulunmak hakkınız
olmakla birlikte) bağışlayıverin:
her halükârda bilin ki Allah, (Kendisine karşı işlenen) günahların pek çoğundan hemen geçiverendir;
(cezalandırılması gereken her suçluyu ve suçu cezalandırmaya da) gücü hakkıyla yetendir.”

-------------------------------------------------------------------------------

HADİS”

Ebû Hureyre radıyallahu anh’dan: Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:

"Allah, dünyada bir kulunun ayıbını örterse, kıyamet gününde de mutlaka onun ayıp ve kusurunu örter."

(Müslim)

-------------------------------------------------------------------------------

TEFEKKÜR PENCERESİ”

*Namus; iffet, vefa ve sadakatten hâsıl olan öyle mübarek bir hamurdur ki, harç olarak kullanıldığı binanın sarsılıp yıkılması hiç görülmemiş veya çok ender vâki olmuştur.
*Namus, yiğidin en yüksek yanı ve en önemli sıfatıdır.
*Yiğidin en alçak ve en sefil vaziyeti ise, namus mevzuundaki laubaliliğidir...
*Kendi namusunu ve ailesinin iffetini koruma mevzuunda hassas olmayan insanların, millî haysiyet ve millî şerefi koruyup-kollama hususunda da hassas olmayacakları açıktır.
*Namus, bütün milletlerin, onun üzerine “and” içecekleri ölçüde mukaddestir ve fazilet unsurları arasında en pahalı pırlantalardan biridir.
*Namus bilmeyenin şeref ve faziletperverliği de sahte ve yalandır.
*Namus; eşsiz bir elmastır ve en mûtena mahfazalar içinde korunmalıdır. Böylece onun kıymeti bir kat daha artar.
*Kendi ırz ve namusu gibi başkalarının ırz ve namuslarının muhafazası mevzuunda hassas olmayan kimselere hiçbir şey emanet edilemez ve hiçbir hususta onlara güvenilemez...
*Yarasalar, ışığı istemedikleri gibi, dinsizler dini, cahiller ilmi, ahlâksızlar ahlâkî prensipleri, namus bilmeyenler de namusu istemezler.

-------------------------------------------------------------------------------

NURDAN YANSIYANLAR”

Hakikat ve hikmet, yeryüzü gibi göklerin de kendine yaraşır sakinlerinin bulunmasını ister. Dinde, o cinsten çeşitli varlıklar, “melekler ve ruhanîler” diye isimlendirilir.

Evet, hakikat bunu gerektirir. Zira yeryüzünün küçüklüğü ve maddî olarak kıymetsizliğiyle beraber, canlı ve şuur sahibi varlıklarla doldurulması ve ara sıra boşaltılıp yeniden şenlendirilmesi, şu muhteşem burçlara sahip, ziynetli köşkler hükmündeki göklerin de şuur ve idrak sahibi varlıklarla dolu olduğuna işaret eder, belki bunu açıkça gösterir.

Onlar da insanlar ve cinler gibi, şu âlem sarayının seyircileri, kâinat kitabının mütalâacıları ve Cenâb-ı Hakk’ın rubûbiyet saltanatının ilancılarıdır.

Çünkü O’nun, kâinatı hadde hesaba gelmez ziynetlerle, güzelliklerle, nakışlarla süsleyip donatması, açıkça, düşünen ve ona hayranlık duyan takdir edicilerin nazarlarını ister.

Evet, güzellik elbette bir âşık ister. Yiyecek ise aç olana verilir.

Halbuki insanlar ve cinler, şu sonu olmayan vazifenin, şu haşmetli nezaretin ve şu geniş dairedeki kulluğun milyonda birini ancak yapabilir.

Demek, bu sayısız, çeşitli vazife ve ibadetler için sonsuz sayıda, cins cins melek ve ruhanî lâzımdır.

Kesif topraktan ve bulanık sudan sürekli tatlı hayatı ve idrak sahibi nuranî varlıkları yaratan Hâlık’ın, elbette, ruha ve hayata münasip şu nur denizinden, hatta karanlık deryasından bir kısım şuur sahibi mahlûkları vardır.

Hem de çok fazla vardır.

Yeryüzü ile gökler, aynı hükümetin iki şehri gibi birbiriyle alâkalıdır. Aralarında mühim irtibat ve alışverişler vardır.

Yeryüzüne lâzım olan ışık, sıcaklık, bereket ve rahmet gibi şeyler gökten gelir, yani gönderilir.

Vahye dayanan bütün semavî dinlerin ittifakı ve kalb gözüyle gördüklerine dayanan keşf ehli zâtların yanlışlığına ihtimal bulunmayacak derecedeki kesin, birbirini doğrulayan haberleriyle, melekler ve ruhlar gökten yere iniyor.

Bundan, hisse yakın kesin bir sezgiyle bilinir ki, yeryüzü sakinlerinin de semâya çıkmaları için bir yol vardır.

Evet, nasıl ki herkesin aklı, hayali ve bakışı her vakit göklere uzanabilir.

Aynen öyle de, peygamberlerin ve velilerin ağırlıklarını bırakan veya ölmüşlerin bedenlerinden sıyrılan ruhları, Allah’ın izniyle oraya gider.

Madem hafiflik ve letafet bulanlar oraya gidiyor, elbette maddeden arınmış misalî birer beden giyen, ruhlar gibi hafif ve latif bir kısım yeryüzü ve hava sakinleri de semâya çıkabilir.

-------------------------------------------------------------------------------

DUA İKLİMİ”

Rahman ve Rahîm Allah’ın adıyla…
Ey Kendisine iltica talebinde bulunanların koruyucusu ve himaye isteyenlerin hâmîsi!
Ey helake sürüklenenleri helak olmaktan kurtaran!
Ey muhtaç ve acınacak durumlara maruz kalanları koruyup kollayan!
Ey düşkünlere her zaman merhamet nazarıyla bakan!
Ey ızdırar içinde iki büklüm olanların gönüllerinden kopup gelen münacaatlarına cevap veren!
Ey kırık kalbleri tamir eden, sarıp sarmalayan!
Ey ümitsizliğe giriftar olanlara ümit kaynağı olan!
Ey nusretiyle, gadr ve zulme uğramış mazlumların imdadına koşan!
Ey korkuyla yaşayanların endişelerini izale buyuran!
Ey tasası olanların kederlerini bertaraf eden ve rahmet, re’fet ve şefkatine dehalet edenleri görüp gözeten, muhafazası altına alan Yüce Rabbim!

Benim gibi bir çaresiz için Senin güç, kuvvet ve kereminden başka hangi şey bir sığınak olabilir?
Senin kudretinin himayesine girmezsem, beni başka kim koruyabilir?

Yüce Mevlâm!
Şayet Sen inayetinle imdadıma yetişmezsen, işlediğim kötülüklerin elemli âkıbetinden kurtulmam katiyen mümkün olamaz.

Senin azabından yine Senin şefkatine sığınıyorum.

Sen, rahmet kapına dokunanlara kayıp yaşatmaz, onları hizlâna uğratmazsın.

Yüce dergâhına sığınanlara azap etmez, onları terk edilmişlik ızdırabıyla karşı karşıya da bırakmazsın.

Ey Rab! Rahmetinin vesayetine iltica ediyor, lütfundan sürpriz ihsanlar bekliyoruz.

Senin sıyanetine dehalet ediyoruz; helakimize sebebiyet verebilecek tehlikeli zeminlerden, kalb ve ruh hayatımız adına afet sayılabilecek tavır ve davranışlardan bizi uzak tut.

Dehrin musibetlerine karşı muînimiz ol. Dünya hayatının çetin imtihanlarında kayıplar yaşamamıza müsaade etme.

Üzerimize sağanak sağanak sekîne indir.

Düşüp kaymadan, yalpa yapmadan, yan çizmeden, dünya ve ukba hayatımız adına aldanma sebebi olabilecek her türlü yanlışlıklardan bizleri koru, ey rahmet, re’fet ve merhamet sultanı olan Rabbimiz!

Allahım! Nebiy-yi Mükerrem Efendimiz Hazreti Muhammed’e ve Kerîm ibn Kerîm ibn Kerîm ibn Kerîm kıldığın Yusuf ibn Yakub ibn İshak ibn İbrahim Nebîne salât ü selâm eyle! Senin salât ve selâmın Efendimiz’in ve onların üzerine olsun. Amin..!

-------------------------------------------------------------------------------

GÜNÜN ZİKRİ: " EL-HAKEM "
TESBİH ADEDİ: 68
TESBİH NİYETİ: HAKLI DAVASINI KAZANMAK, İNSANLAR ARASINDA HAK İLE HÜKÜM VERMEK...


 
İçeriğe dön | Ana menüye dön