7. GÜN - HAKİKİ KİŞİSEL GELİŞİM SİTESİ

İçeriğe git

Ana menü:

7. GÜN

ÖZEL KUR-1

MEAL”

BAKARA-164:Göklerle yerin yaratılışında
ve gece ile gündüzün uzayıp kısalarak birbiri peşi sıra gelmesinde,
denizde insanların faydasına ve onlara yarayacak yüklerle akıp giden gemilerde,
Allah’ın gökten indirip de onunla ölümünden sonra yeri dirilttiği ve içinde her türden canlıyı geliştirip yaydığı suda,
rüzgârları (tür, esiş yönü, esiş şekli gibi pek çok açıdan) değiştirip durmasında, evirip çevirmesinde
ve gökle yer arasında emrine hazır duran bulutlarda
akledip anlayan bir topluluk için elbette çeşit çeşit deliller, alâmetler vardır.”
165.Buna rağmen, insanlar içinde öylesi vardır ki,
(yegâne ilâh ve ma’bud olan) Allah’tan başkasını Allah’a denkler tutar,
tıpkı Allah’ı severcesine onları severler.
İman edenlere gelince: onların Allah’a olan sevgileri çok daha kuvvetlidir.
(Allah’a şirk koşma gibi en büyük) zulmü işleyenler, azabı gördükleri zaman (bilecekleri gerçeği) bir görseler ki, bütün kuvvet Allah’ındır
ve Allah, azabı çok çetin olandır.”
---
*Âyetlerde İslâm’ın temeli olan Tevhid-i Ulûhiyet, yani yegâne ma’bud, sığınak, dayanak ve biricik yardım kaynağı olarak Allah’a iman önemle vurgulanmaktadır.
*Peygamberler dâhil hiç kimseye, hiçbir puta ulûhiyet ve ulûhiyet yetkisi verilemez.
*Peygamberlerini, büyüklerini, reislerini Allah sever gibi sevenler, bağlılıkları ve onlarda vehmettikleri güç, kabiliyet ve kahramanlıkla onları âdeta ilâh yerine koyanlar, büyüklerinin, reislerinin Allah’ın hükümlerine aykırı emir ve yasaklarına gönüllü itaat edenler, Allah’a isyan etmiş, O’na şirk koşmuş ve böylece en büyük zulmü işlemiş olurlar.
*Bunlar, kâinatta ve insan hayatında Allah’ı ve O’nun mutlak birliğini gösteren apaçık işaretleri, delilleri göremeyen birtakım aklı ermezlerdir ki, bütün kuvvetin Allah’a ait ve O’nun azabının çok çetin olduğunu, ancak o azabı gördükten sonra kavrayabileceklerdir.

------------------------------------------------------------------------------

HADİS”

Cabir’den rivayetle Resulullah şöyle buyurmuştur:

Zikrin en faziletlisi ‘La ilahe illallah’ ve duanın en faziletlisi de ‘Elhamdülillah’dır.”

(İbn Mace)

------------------------------------------------------------------------------

TEFEKKÜR PENCERESİ”
*İçten geçeni söylemede, söyleyene değil, söyletene bakacak ve “Onu Allah konuşturdu” diyeceksiniz. Bu tarz düşünce, hem hatasız, hem de tehlikesiz olur.
*İstediğini Allah’tan isteyen, hiçbir zaman mahrum kalmaz.
*Allah’a dayanan hep diridir, ölüp gitse bile Hakk’a intisabıyla yaşıyor sayılır.
*Allah sevgisinin en güzeli, bir tarafta mehâbetullah, öte tarafta mehâfetullah ile çevrili olanıdır.
*Allah’ın bize kendisini sevmemiz için imkân tanıması ne büyük bir pâye..!
*Bin bir tecrübe ile sabittir ki, “Şu dinamiklerle hedefe varılır” dendiğinde, çok geçmeden o dinamikler zîr ü zeber olmuştur.
*Bize düşen, canımızı dişimize takıp, Allah’a tevekkül içinde çalışmaktır.
*Kahrolacağa sen ilişmesen de, mevsimi gelince Kudret mutlaka onun hakkından gelir.

------------------------------------------------------------------------------

NURDAN YANSIYANLAR”

Allah, karşılık olarak cenneti verip müminlerden canlarını ve mallarını satın almıştır.”
(Tevbe sûresi, 9/111)

Emaneti hakiki sahibine satmak... İşte o satışta, beş derece kâr içinde kâr vardır.

Birinci Kâr: Fâni mal sonsuzluk kazanır. Çünkü Kayyûm ve Bâki olan Zât-ı Zülcelâl’e verilen ve O’nun yolunda sarf edilen şu geçici ömür ebedileşir, bâki meyveler verir.

İkinci Kâr: Cennet gibi bir karşılık verilir.

Üçüncü Kâr: Her uzvun ve kabiliyetin kıymeti, birden bine çıkar.

Mesela, akıl bir âlettir. Eğer onu Cenâb-ı Hakk’a satmayıp nefis hesabına çalıştırırsan, öyle uğursuz, sıkıntı veren ve insanı rahatsız eden bir âlet olur ki, geçmiş zamanın hazin elemlerini ve gelecek zamanın korkutucu hallerini senin şu biçare başına yükler. Uğursuz ve zararlı bir âlet seviyesine iner.

İşte bunun içindir ki, Allah’a isyan eden bir insan, aklın verdiği sıkıntıdan ve rahatsızlıktan kurtulmak için çoğunlukla ya sarhoşluğa ya da eğlenceye sığınır.

Mesela, göz bir uzuvdur ki, ruh bu âlemi o pencereden seyreder. Eğer onu Cenâb-ı Hakk’a satmayıp nefis hesabına çalıştırırsan; geçici, devamsız bazı güzellikleri, manzaraları seyrederek şehvete ve nefsin heveslerine arsız bir hizmetkâr olur.

Eğer her şeyi gören Sâni’ine satarsan, O’nun hesabına ve izni dairesinde kullanırsan o zaman göz, şu büyük kâinat kitabının okuyucusu, şu âlemdeki Rabbanî sanat mucizelerinin bir seyircisi ve yeryüzü bahçesindeki rahmet çiçeklerinin mübarek bir arısı mertebesine çıkar.

Bunlar gibi başka âletleri ve uzuvları da kıyaslarsan, hakikaten müminin cennete lâyık ve kâfirin cehenneme müstahak bir mahiyet kazandığını anlarsın. Onların öyle bir kıymet almalarının sebebi, müminin imanıyla Hâlık’ının emanetini O’nun adına ve izni dairesinde kullanması; kâfirin ise emanete hıyanet edip onu nefs-i emmare hesabına çalıştırmasıdır.

Dördüncü Kâr: İnsan zayıftır, belâları çok; fakirdir, ihtiyacı pek fazla; acizdir, hayat yükü pek ağır... Eğer Kadîr-i Zülcelâl’e dayanıp tevekkül etmezse, O’na güvenip teslim olmazsa vicdanı daima azap içinde kalır. Neticesiz zahmetler, elemler, üzüntüler onu boğar; ya sarhoş ya da canavar eder.

Beşinci Kâr: Zevk ve keşif ehli, bu husuta söz sahibi olan ve bizzat şahitliklerine dayanan zâtlar, bütün o uzuv ve âletlerin ibadetinin, tesbihatının ve o yüksek ücretlerin, en muhtaç olduğun bir zamanda, sana cennet yemişleri suretinde verileceğinde ittifak etmişlerdir.

------------------------------------------------------------------------------

DUA İKLİMİ”

Kovulmuş şeytanın şerrinden Allah’a sığınırım. Rahman ve Rahîm Allah’ın adıyla.
Allah’ım! Sen, benim Rabbimsin; Senden başka ilah yoktur. Beni Sen yarattın. Ben, Senin kulunum ve gücüm yettiğince Sana olan ahdime ve vaadime bağlıyım.
İşlediklerimin şerrinden Sana sığınırım.

Mahlûkatının şerrinden Cenab-ı Allah’ın her türlü eksiklikten uzak, şifa ve deva vesilesi olan tastamam kelimelerine sığınırım.

İnsîcinnî bütün şeytanlardan, zarar verebilecek her canlıdan ve kem nazardan da Allah’ın tastamam (eksikliklerden münezzeh) kelimelerine (ilmine ve kudretine) sığınırım.

Allah’ım! Senden başka ilah yoktur. Senin şerîkin de bulunmaz.

Allah’ım! Seni, yüce şanına yaraşmayacak her eksiklikten tenzih ediyor, günahlarımı bağışlamanı ve rahmetini diliyorum.

Allah’ım! İlmimi artır ve bahşettiğin hidayetten sonra kalbimi kaydırma. Yüce nezdinden bana rahmetini lutfet. Şüphesiz ki, Sen çok lütufkârsın.

Allah’ım! Yaptığım her dua, Senin rahmetinle muamelede bulunduğun, ettiğim her lanet de Senin lanet ettiğin kimsenin üzerine olsun.

Sen dünyada ve âhirette benim yüce dostum ve velimsin; beni Müslüman olarak öldür ve salih kulların zümresine ilhak buyur.

Allahım! Senden, zarar verici bir şeye ve saptırıcı bir fitneye uğramaksızın, kazaya rıza, ölümden sonra rahat bir hayat, cemâline bakma lezzeti ve Sana kavuşma iştiyakı istiyor; zulmetmekten ya da zulme uğramaktan, düşmanlıkta bulunmaktan veya düşmanlığa maruz kalmaktan, hata işlemekten yahut bağışlanmayacak bir günaha girmekten Sana sığınıyorum.

Efendiler Efendisi Hazreti Muhammed’e (sallallahu aleyhi ve sellem), tertemiz, pırıl pırıl ehline ve kerem ve iyilik temsilcileri olan bütün ashâbına salât ve selâm eyle Allahım ve o salavât hürmetine bizi kapından boş geri çevirme. Amin...!

------------------------------------------------------------------------------

GÜNÜN ZİKRİ: " EL-MÜHEYMİN "
TESBİH ADEDİ: 145
TESBİH NİYETİ: İNSANLARDAN KORUNMAK, ONLARIN DÜŞÜNCELERİNE AKIL ERDİREBİLMEK


 
İçeriğe dön | Ana menüye dön