RECEP 29 (16 NİSAN) - HAKİKİ KİŞİSEL GELİŞİM SİTESİ

İçeriğe git

Ana menü:

RECEP 29 (16 NİSAN)

ÖZEL KUR-2

MEAL”

EN’ÂM-140. “Çocuklarını bilgisizlik yüzünden cahilâne bir davranış olarak ve beyinsizce öldürenler

ve Allah’ın kendilerine ihsan ettiği (helâl) rızıkları hem de Allah’a isnatla haram kılanlar,

elbette tam bir hüsran içindedirler.

Onlar, şüphesiz doğru yoldan sapmışlardır

ve zaten (bu halleriyle) doğru yolda olmaları ve (dünyada, da Âhiret’te de arzu edilen hedefe ulaşmaları) mümkün değildir.

------------------------------------------

HADİS”

Allah Teâlâ, yaşından ötürü bir ihtiyara saygı gösteren gence,
yaşlılığında hizmet edecek kimseler lutfeder.”

(Enes İbni Mâlik’ten radıyallahu anh, Tirmizî, Birr 75)

------------------------------------------

TEFEKKÜR PENCERESİ”

*Başlangıçtaki gürültü ve çalım değil, neticedeki salkım önemlidir.

*Encâmı düşünülmeden karar verilen işlerin akıbeti çok defa nedametle noktalanır.

*Tilkilere kümes bekçiliği yaptırılmaz!

*Yarın sana tuz-biber yutturulmasına vesile olacak bugünkü bal ve kaymak, zehirden daha acıdır.

*Encâm itibarıyla sevinme, tam sevinmedir.

*Zararlı zannedilen çok şey netice itibarıyla yararlı, yararlı zannedilenler de zararlı olabilir.

*Sıkışmanın en son noktası, rahatlamanın başlangıcıdır.

*Hak olan maksuda, bâtıl vesilelerle varılmaz. Kullanılacak vesileler de mutlaka hak olmalıdır.

*Yalan ve mübalâğaya bina edilen sistemler, çok uzun ömürlü olsalar da, er-geç kurucularının başlarına yıkılır giderler de, esefli birer rüya ve hasretli birer hayal olurlar.

*Her muvaffakiyet, bir önceki çile, gerilim ve hamlenin neticesi, bir bakıma ikinci bir muvaffakiyetin de sebep ve başlangıcıdır.

*Elverir ki, neticeye ulaşan kimseler, zafer sarhoşluğuyla kendilerini rahat ve rehavete terk etmiş olmasınlar!

* Tasavvurlar, bir yüce ideal istikametinde sıralanır ve hayaller akıldan destek görürse, insan, aydınlık düşüncelere ve peşi peşine muvaffakiyetlere ulaşabilir.

------------------------------------------

NURDAN YANSIYANLAR”

Madem Kur’an insan için inmiştir, neden insanın nazarında en mühim şey olan medeniyet harikalarını açıkça beyan etmiyor? Yalnız gizli bir imâ, hafif bir işaret, zayıf bir ihtar ile yetiniyor?”

Cevap: Çünkü medeniyet harikalarının yeri Kur’an’da ancak o kadar olabilir.

Zira Kur’an’ın asıl vazifesi, rubûbiyet dairesinin kemâlât ve icraatını, kulluk dairesindeki vazife ve halleri ders vermektir.

Öyleyse insanlığın şu harika icatlarının o iki dairede yeri, ancak zayıf, hafif bir işaret kadar olabilir.

Çünkü onlar, rubûbiyet dairesinden yer isteseler pek az yer bulabilirler.

Mesela, insan icadı olan uçak Kur’an’a dese ki: “Bana bir söz hakkı ve ayetlerinde yer ver.”

Elbette o rubûbiyet dairesinin uçakları olan gezegenler, yerküre ve ay, Kur’an namına şöyle diyecektir:

Burada büyüklüğün kadar yer alabilirsin.”

Eğer insan eseri denizaltılar Kur’an ayetlerinden yer istese, o dairenin denizaltıları olan (yani geniş hava âleminde ve esir denizinde yüzen) dünya ve yıldızlar ona diyecektir ki:

Yanımızda senin yerin, görünmeyecek kadar küçüktür.”

Eğer parlak, elektrik lambaları söz hakkı talep edip ayetlere girmek istese, o dairenin elektrik lambaları olan şimşekler, alev topları, gökyüzünü süsleyen yıldızlar ve ışık veren gökcisimleri diyecektir ki:

Bahse ve beyana ancak ışığın ölçüsünde girebilirsin.”

Eğer medeniyet harikaları, sanatlarındaki incelik yönünden haklarını istese ve ayetlerden makam talep etseler, o vakit bir tek sinek onlara “Susunuz!” diyecektir,

Benim bir kanadım kadar hakkınız yok. Zira sizlerdeki, insanın sınırlı iradesiyle elde edilen bütün ince sanatlar ve nazik cihazlar toplansa benim küçücük vücudumdaki ince sanat ve hassas uzuvlar kadar hayret verici olamaz...

Ey insanlar! İşte size bir misal gösteriliyor, ona iyi kulak verin: Allah’tan başka, ilah yerine koyup taptığınız her şey güç birliği yapsalar da bir sinek bile yaratamazlar. Hatta sinek onlardan bir şey kapsa onu dahi kurtarıp geri alamazlar. İsteyen de, kendisinden istenilen de, kaçan da, kovalayan da ne kadar güçsüz!” (Hac sûresi, 22/73)

ayeti sizi susturur.”

------------------------------------------

DUA İKLİMİ”

Rahman ve Rahîm Allah’ın adıyla…

Sağıma Bismillah, soluma Bismillah, arkama Bismillah, önüme Bismillah, üstüme Bismillah.

Allah’ın adıyla korundum, O’nun muhkem korumasına dehâlet ettim, aşılmaz kalesine gizlendim, güzel isimleri ile donandım, Celîl isminin nurlarının sırrına büründüm; Kaviyy ve Kâhir isimlerinin esrarının kuvveti ile üstün geldim ve cin, ins ve sair mahlûkattan düşmanlarıma galebe ettim; gizlendim, onlara üstün geldim ve muzaffer oldum.

Hayy, Kayyûm, Zü’l-celâli ve’l-ikram olan en büyük ismin yücelik ve güzelliğinin zırhı ile korundum. Yüce kelâmının nur-u esrârının göz alıcı parlaklığı ile düşmanlarımdan gizlendim ve o nurlara tutundum. Güzel lütfunun gizliliğine sarıldım.
O’nun kuvvetli güç kaynaklarına sığındım; O’na dayandım. O’nu Kendine mahsus hamd ile tesbih ettim ve ederim. “Onun hiç misli yoktur; O, Semî’ ve Basîr’dir.” Fettâh, Alîm, Bâsit, Muizz, Cevâd, Kerim, Aliyy ve Azîm O’dur.

Allahım! Tastamam kelimeler, muazzam isimler, nuranî harfler, münzel kitaplar, açık beyyin âyetler hakkı için; Hazîre-i Arş-ı Azîminden gelen heybet ve celâlin, kudret ve azametin, şerefli huzur, pâk şeriat, beş vakit namaz, esrar ve rahmetin seçkin kullarınla irtibatı, isimlere ve harflere tevdî buyurduğun hususiyetler ve esrar hürmetine; ya Rabbi, peygamberlerin Sana ne ile dua etmişlerse onun hürmetine ve hamele-i arş ve mukarrebûn meleklerinin Seni tesbîh ü temcîd ettikleri şey hürmetine; beni ister cinlerden, insanlardan olsun, isterse bildiğim ve bilmediğim diğer mahlûkattan ve her türlü düşmandan korumanı ve sıyanet altına almanı diliyorum. Beni her kötülükten koru. Heybet nurunun denizine daldır. Ruhu’l-Kudüs’le destekle ve aşılmaz, üstün, sağlam hazinelerinin nurlarının medet verici sırrına dâhil ederek her türlü şer ve zarardan muhafaza buyur.

Allahım! Benim velim, yardımcım, kefilim, vekilim ve her türlü ihtiyacıma yetenim Sen ol. Rahmet, fazl, ihsan ve lütfunla beni koru. Bütün mahlûkatını bana, benim din ü davama musahhar kıl; kalblerini o istikamete çevir. Beni onlara sevdir. Beni onlar nezdinde azîz, kerîm ve mehîb eyle. Eyle ki, tavsiyelere kulak versinler. Bana bir kötülük ve eziyet dokundurmaya da kalkışmasınlar. Güçlü bir muhabbet, ülfet ve sevgi ile bana, benim yoluma bağlansınlar. Beni şerefli huzuruna yakın, pâk şeriatına tutundur ve envârının feyezânı ile fazlından kalbime atacağın hikmet ve ilimlerle donat.

Allahım! Ucb, kibir, riya, nifak ve gizli şirkten beni koru. Her türlü kirden, sürçmelerden, gizli ve açık ayıplardan temizle. Kabir azabından ve fitnesinden beni emin kıl ve hayatımı Sana itaatle geçirmeye muvaffak eyle. Bana insanî enginliklere yağan bir bârân-ı rahmet olan ilm-i ledünde anlayış ihsan et ve beni salih kullarına, kötü hasletlerden sıyrılıp vilayet mertebesini ihraz eden ebdallara ve sıddıklara arkadaş eyle. Yâ Erhamerrâhimîn, rahmetinle beni de onlardan eyle.

Allahım! Beni her türlü beladan uzak tut ve her türlü tehlikeden koru. Beni aşağılık mahlûklardan eyleme. Muhabbet şarabından bana kana kana içir. Beni ümidini kesenlerden eyleme. “Ya Hû! (3 defa)”

Ya Âhiyyen, Şerâhiyyen! Ey kat’î hüccet, kudret ve azamet sahibi, ey Hayy u Kayyûm, ey celâl ve ikrâm sahibi! İlahî! Şanın ne yüce, saltanatın ne azizdir!

Allahım! Senin inayetinle konakladım; Sen konuk ağırlayanların en hayırlısısın. Sana sığındım; Senin yardımın bütün yardımların üstünde ve hepsinin kaynağıdır. Ben de Senin inayet ve yardımınla sırat-ı müstakime eriştim. Her türlü kötü şeyin şerrine karşı Sen bana yetersin Allahım. Duamı kabule karîn eyle ve beni lütuf, riayet, bol bağış, ihsan ve cömertliğinle, ayrıca huzuruna ulaştıran terakkilerle sevindir. Beni hitabını dinlemeye ehil hâle getir, ey duaları hemen kabul eden, ey örneksiz ve eşsiz yaratan, ey dereceleri yükselten Rabbim!

Ey dillerin farklılığına rağmen her türlü sesi işiten Yüceler Yücesi! Senden korunma, emniyet, selâmet, lütuf, bereket ve kanaat istiyorum. Fazlınla bizi Senden başkasına yalvarıp yakarmaktan müstağni kıl.
Ya Erhamerrâhimîn. (3 defa)” “Rabb-i Rahim’den sözle olan bir selâm yine onlara... (3 defa)”

İyilik ve rahmeti çok bol Berr u Rahîm olan Allah’ın salavâtı, zikredenler Allah’ı zikrettiği, gafiller Onun zikrinden gafil olduğu her an, her saniye; nefesler, anlar, yağmur taneleri, bütün nebâtat ve kâinatta bulunan her şey adedince Seyyid, Kâmil, Fâtih, Hâtim ve nübüvvet silsilesinin son halkası Efendimiz Hazreti Muhammed ve O’nun âl ü ashâbı, zevceleri ve zürriyeti üzerine olsun. Hamd ü sena, şükr ü minnet, medh u tebcil Ma’bud-u Mutlak Allah’ın hakkı ve O’na mahsustur.

------------------------------------------

GÜNÜN ZİKRİ:  " EL - MÜBDİ "

TESBİH ADEDİ: 56

TESBİH NİYETİ: HER İŞTE MUVAFFAK OLMAK, UMMADIĞI YERDEN YARDIM GELMESİ…

 
İçeriğe dön | Ana menüye dön