18. GÜN - HAKİKİ KİŞİSEL GELİŞİM SİTESİ

İçeriğe git

Ana menü:

18. GÜN

ÖZEL KUR-1

MEAL”

AL-İ İMRAN-200:(Şimdi,) ey (bütün) iman edenler!
(Allah yolunda başınıza gelenlere, ayrıca O’nun emirlerini yerine getirip yasaklarından kaçınma hususunda) sabredin;
Birbirinize sabır tavsiyesinde bulunun ve sabırda yardımlaşın;
Allah’a ibadet ve O’nun yolunda cihad mevzuunda sürekli uyanık, daima hazırlıklı ve tam bir dayanışma içinde bulunun;
ve Allah’a karşı gelmekten sakınıp takva dairesi içinde kalın.
Umulur ki, böylece (dünyada da Âhiret’te de) kurtuluşa ve gerçek mazhariyetlere erersiniz.”

--------------------------------------------------------------------------------

HADİS”

Yahyâ İbnu Vessâb, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın Ashabından bir yaşlıdan naklediyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

"İnsanlara karışıp onların ezalarına katlanan Müslüman, onlara karışmayıp, ezâlarına katlanmayandan hayırlıdır."

--------------------------------------------------------------------------------

TEFEKKÜR PENCERESİ”

*Hakk’a dilbeste olmuş bir gönül için, ahiret yolundaki hizmetlerin mükâfatını dünyada istemek görgüsüzce bir davranış değil mi?
*Hem, dünya ve içindekiler fâni; ahiret ise, akıllara durgunluk veren o güzellik ve ihtişamıyla bâki değil mi?
*Öyleyse gel! Hak yolundaki cehdinin karşılığını istemekten vazgeç! Öteler ve ötelerin ötesi bin dünyaya bedeldir.
*Hak katındaki kıymet ve değer, ruh saffeti ve gönül yüceliğine göredir. Cismaniyete değer vererek, etin kemiğin altında kalıp ezilmek ne acı bir tali’sizliktir..!
*Büyüklere karşı hürmet hissi bir esas olsa bile, ona talip olmamak gerektir.
*Halkın büyük görüp ve göstermelerine bel bağlayıp güvenmemelisin!
*Sakın, milletine karşı verdiğin hizmetleri, elinin altında bulunanlara ettiğin iyilikleri onların yüzlerine çarparak, çevreni kendinden bîzâr etme!
*Unutma ki, yaptığın şeyler birer vazife, sen de bir mükellef ve mesulsün!

--------------------------------------------------------------------------------

NURDAN YANSIYANLAR”

Ey sersem nefsim ve ey heveslerle dolu arkadaşım!

Acaba hayat vazifemiz yalnız medenî terbiye ile nefsimizi güzelce muhafaza etmekten ve midemize, bedenî arzularımıza hizmetten mi ibarettir?

Yahut hayat makinemiz olan vücudumuza yerleştirilen şu nazik latifelerin, manevî duyguların, şu hassas âzâ ve uzuvların, şu muntazam cevherlerin ve donanımın, geçici şeylerle tatmin olmayan şu hislerin tek gayesi bu fâni hayatta nefsin rezil arzularının, süfli heveslerin tatmini için mi kullanılmaktır?

Hâşâ ve kellâ!

Bunların var edilmesinin ve yaradılışınızda bulunmasının iki sebebi var:

Birincisi: Nimetlerin gerçek sahibi Cenâb-ı Hakk’ın nimetlerinin her bir çeşidini size hissettirip şükretmenizi sağlamaktan ibarettir. Siz de bunları duyarak şükür ve ibadet etmelisiniz.

İkincisi: Size o duygular ve kabiliyetler vasıtasıyla Cenâb-ı Hakk’ın âlemde tecelli eden kutsî isimlerinin bütün cilvelerinin çeşitlerini birer birer bildirip tattırmaktır. Siz de onları tatmakla tanıyarak iman etmelisiniz.

Ey nefsim ve ey arkadaşım!

Aklınızı başınıza toplayınız. Ömür sermayesini ve kabiliyetlerinizi hayvan gibi, hatta hayvandan çok aşağı bir derecede, şu fâni hayata, maddî lezzetlere sarf etmeyiniz.

Yoksa sermayece en üstün hayvandan elli derece yüksek olduğunuz halde, en aşağısından elli derece aşağı düşersiniz.

--------------------------------------------------------------------------------

DUA İKLİMİ”

Rahman ve Rahîm Allah’ın adıyla…
Ey Rab! Senin icabet etmediğin bütün arzu ve hayaller boştur; Senin neticeye ulaştırmadığın gayretler de hep boşa çıkar. Yolcusunu Sana ulaştırmayan yollar dalâletten başka bir şey değildir ve o yollardan birine bir kere düşen -şayet Senin inayetin olmazsa- bir çıkmaza girmiş olur. Melce-i Hakîkî Sensin ve iltica da yalnız Sanadır. Yalnız Senin yüce dergâhına sığınılır.

Ey maksut ittihaz edilenlerin en kerîmi ve kapısında el açılanların en cömerdi olan Allah’ım! Yüce dergâhına iltica ediyorum. Omuzlarımı çökertecek, sırtımı bükecek kadar günah yüküyle huzuruna geldim. “el-eman, el-emân” diyor, bu yığın yığın günahların hacâletinden beni kurtarmanı diliyorum.

Rahmet ve şefkati, doğru yolda yürüyenlerin sığınağı olan Yüce Rabbim! Sen, çaresizlik ve ızdırar içerisinde kapısına varılanların en kerîmisin; Senin kereminden öte kerem yoktur. Senin sadık kulların başkalarının kapılarını aşındırmaya asla tevessül etmez, sadece Senin yüce nezdindeki kıymetler üstü armağanları arzularlar. İşte bu mülahazaları şefaatçi yaparak ben de huzuruna geldim ve huzurunda dileniyorum:

Ey kullarının gözlerini marifet meşcereliklerine açan ve lisanlarını hamd ile coşturan Merhametliler Merhametlisi Allah’ım! Keder ve tasaların gelip kalbimi yıpratmasına müsaade etme. Arzularımın gerçekleşmesi için gayret gösterirken bâtıl yollara düşmekten beni koru ve işlerimi de, ömrümü de hep güzelliklerle neticelendir.

Rabbim! Açık-gizli bütün işleri gören ve bilen Yüce Allah’ım! İşte bir kez daha huzurundayım ve Senden dileniyorum.

Allah’ım! Sema Senin kudretinle bina edilmiş, yerküre Senin izzetinle yayılıp dürülmüştür; Şems ü Kamer de, arz u semavatı aydınlattıkları ışıklarını Senin nurundan almışlardır.

Ey her zaman temiz ruhları lütuflarıyla sevindiren, hayatını takva yamaçlarında sürdüren gönül erlerinin korkularını izale eden ve kullarının ihtiyaçlarını en münasip şekilde is’af buyuran Sultanlar Sultanı!

Ey Yusuf Peygamberi kölelikten kurtaran Ulular Ulusu! Sen öyle yüce bir sultansın ki, dergâhında kapıcı bulunmaz; zaten Senin bir kapıcıya ihtiyacın da yoktur. Sen bir vezire, bir yardımcıya da asla muhtaç değilsin.

Senden başka bir rab olmadığını ve Senin el açıp yalvarılacak yegâne mabûd olduğunu bütün kâinat türlü türlü lisanlarla fasılasız haykırıp durmaktadır.

Ya Rab! Hiç ayrılmadan Senin dergâhının önünde bekleyenler ve ısrarla el açıp yalvaranlar, Senden başka değil sadece lütuf ve ihsan görürler.

Allah’ım! Senin gücün her şeye yeter. Ne olur, Habîbin Hazreti Muhammed hürmetine, ehl-i beyti ve ashâbı hürmetine bizi de umduklarımıza nâil eyle! Âmîn..!

--------------------------------------------------------------------------------

GÜNÜN ZİKRİ: " EL-FETTÂH "
TESBİH ADEDİ: 889
TESBİH NİYETİ: MADDİ VE MANEVİ HAYIR KAPILARININ AÇILMASI, TİCARETTE BAŞARIYA ULAŞMAK.


 
İçeriğe dön | Ana menüye dön