15. GÜN - HAKİKİ KİŞİSEL GELİŞİM SİTESİ

İçeriğe git

Ana menü:

15. GÜN

ÖZEL KUR-1

MEAL”

AL-İ İMRAN-104:İçinizde (insanları devamlı) hayra çağıran ve usulünce iyilik, doğruluk ve güzelliği teşvik edip yayan, kötülük, yanlışlık ve çirkinliğin ise önünü almaya çalışan bir topluluk bulunsun.
Onlardır gerçek mazhariyet sahipleri ve gerçekten kurtuluşa erenler.”
105:Kendilerine apaçık hidayet delilleri geldikten sonra grup grup olanlar ve farklı farklı yollar tutanlar gibi olmayın.
Onların payına düşen, pek büyük bir azaptır.”

-----------------------------------------------------------------------------------

HADİS”

Muaz radıyallahu anh’den: Peygamberimizin (sav) şöyle dediği rivayet edilmiştir:

Muhakkak ki şeytan insanın kurdudur, tıpkı tek kalan, sürüden uzaklaşan, kenarda olan koyunu alıp giden davar kurdu gibi. Sakın bölünmeyin. Cemaatin, umumun, mescidin yanında olun.”

(Kenzül Ummal)

-----------------------------------------------------------------------------------

TEFEKKÜR PENCERESİ”

*Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), hayatı boyunca bir defa hac yapmıştır. Ama bütün hayatı, tebliğ ve irşadla geçmiştir.
*Bazı gözyaşları, pek çok gönlün fethedilmesine vesile olabilir.
*Büyüklük, büyük işler ve büyük plânlarda değil, insanın rıza-yı ilâhîye gözünü dikmesi ve Allah’ın da, “Ben senden razıyım.” demesinde aranmalıdır.
*Sakın tohum atmayı hasat mevsimine bırakma; iki mevsimdeki gayretin de boşa gider!
*Tebliğde mühim olan, anlatılan mevzuun ihlâsa yakınlığı ve hüsnükabul görmesidir. Hiç kimse, kendi seviyesinden üstün olanlara bir şey tebliğ etmeye çalışmamalı, zira aksül amel yapabilir.
*Oğul, pederine, talebe hocasına, çırak ustasına, bir şey söylememeli.
*Kötülüğe kilitlenmiş şerir kimselere insanca davranarak şerleri önlenebilir. “İnsan, iyiliğin kölesidir.” sözü hatırlanmalı...
*Şeytan, çok defa hayatını irşad eksenli yaşamayanları yoldan çıkarır.
*Emr-i bi’l-mâruf, nehy-i ani’l-münkeri olmayan kimseler, vahyin bereketinden mahrum kalır.
*Emr-i bi’l-mâruf, nehy-i ani’l-münker yapan insanlardır ki, bunlarda her zaman ilham esintileri görülür. Onun içindir ki bizler, okuyacak, düşünecek ve herkese bir şeyler anlatmaya çalışacağız ki, ruhumuz itibarıyla canlı kalabilelim.
*Bir mürşit şöyle düşünmelidir: “Şayet yolum bir gün Cehennem’e uğrasa, orada dahi âşina bir sima bulup, hakkı ve hakikati anlatmalıyım.” İşte, asrımızda ihtiyaç duyduğumuz ideal dava adamının düşünce portresi.

-----------------------------------------------------------------------------------

NURDAN YANSIYANLAR”

Dünya misafirhanesindeki vaziyete sarhoşça değil dikkatlice baksan şu dokuz esası anlarsın:

Birinci Esas: Bu dünya kendisi için var edilmemiştir. Onun, bu sureti kendi kendine alması imkânsızdır. Dünya, canlıların kafile kafile gelerek konup göçtükleri, sürekli dolup boşalan, hikmetle yapılmış bir misafirhanedir.

İkinci Esas: Şu hanın içinde oturanlar misafirdir. Rabb-ı Kerîm, onları selamet yeri olan cennete davet ediyor.

Üçüncü Esas: Şu dünyadaki süslemeler, güzellikler yalnız lezzet almak veya gezip görmek için değildir. Dünya lezzetlerini tattırır, iştahını açar fakat seni doyurmaz. Zira ya onun ömrü kısadır ya da senin... Doymaya yetmez. Demek, kıymeti yüksek, müddeti kısa olan şu süsler ve güzellikler, ibret ve şükür içindir; daimî olan asıl güzelliklere teşvik ve başka, çok yüce gayeler içindir.

Dördüncü Esas: Şu dünyadaki göz alıcı nimetler, cennette müminler için Rahman’ın rahmetiyle hazırlanan nimetlerin örnekleri, suretleri hükmündedir.

Beşinci Esas: Şu sanatlı, fâni şeyler, biraz görünüp kaybolmak için değil; kısa bir zaman var olup, istenen vaziyetlere girmeleri, suretlerinin alınması, mânâlarının bilinmesi, neticelerinin kaydedilmesi, mesela cennette ebediyen kalacaklara daimî manzaralar hazırlanması ve bekâ âleminde başka gayelere vesile olmak için yaratılmıştır.

Altıncı Esas: İnsan, istediği yerde gezinmesi için ipi boğazına dolanıp da başıboş bırakılmış bir hayvan gibi değildir. Aksine, bütün amellerinin sureti alınır ve bütün fiilleri bir hesap için kaydedilir.

Yedinci Esas: Güz mevsiminde, yaz ve bahar âleminin güzel varlıklarının yok olması idam değil, vazifelerinin tamamlanmasıyla terhisleridir. Yeni baharda gelecek canlılar ve yeni vazifeliler için yer hazırlamaktır. Şuur sahiplerine vazifesini unutturan gaflete ve şükrü unutturan sarhoşluğa karşı ilahî bir ikazdır.

Sekizinci Esas: Şu fâni âlemin ebedî Sâni’inin başka, bâki bir âlemi vardır, kullarını oraya sevk ve teşvik eder.

Dokuzuncu Esas: Öyle bir Rahman, öyle bir âlemde, has kullarına öyle ikramlar sunacak ki, ne göz görmüş, ne kulak işitmiş, ne de şimdiye kadar kimsenin aklından geçmiştir. Âmennâ...

-----------------------------------------------------------------------------------

DUA İKLİMİ”

Rahman ve Rahîm Allah’ın adıyla…
Allah’ım! Düşmanlık besleyenlere sadece Senin inayetinle karşı koyabilirim.

Rabbim! Senden, Seni sevenlerin ve dostluğuna layık gördüğün kullarının dostluğunu diliyorum. Saymaya güç yetiremediğim çeşit çeşit ve nihayetsiz ihsanlarından dolayı bir kez daha Sana hamd ediyorum Allah’ım!

Allah’ım! Senden, ömrümün geçen kısmında beni değişik ihsanlarınla sevindirdiğin gibi, kalan kısmında o ihsanlarını tamamlamak suretiyle daha da sevindirmeni diliyorum.

Tekliğin, yüceliğin, büyüklüğün, kemâlin, azametin, nurun, re’fet ve rahmetin, ululuğun, eşsiz güzelliğin, cemâlin, celâlin, saltanatın, kudretin, ihsanların, lütufların, nebîn ve habîbin Hazreti Muhammed ve tertemiz yakınları yüzü suyu hürmetine beni nimetlerinden, fazlından, cemâl ve kerem tecellîlerinden mahrum bırakma!

Sen kullarına hep cömertçe muamele eder ve hep engin lütuflarda bulunursun. Onun için de Senin şanına başka değil sadece cömertlik yaraşır. Bahşettiğin nimetlere karşı yapılan şükür tembelliğinden, hamd ü sena eksikliğinden dolayı da ihsan musluklarını asla kısmazsın. Zaten ne kadar çok lütufta bulunursan bulun, Senin hazinelerinden hiçbir şey eksilecek değildir. Sen Mâlikü’l-mülksün. Mülkün için hiçbir surette herhangi bir azalma ya da bitip tükenme söz konusu olmaz ki, Sen de kullarına verdiğin nimetleri azaltasın.

Allah’ım! Senden mehâbet ve mehâfetin karşısında hep huşû ve hudû ile çarpan, her zaman tazarru ve yakarış hâlinde olan bir kalb; her uzvuyla sabrı yaşayan bir beden; yakîn-i tamm; devamlı zikir ve hamd ile gürleyen bir lisan; güzel, helal ve bol rızık, faydalı ilim, amel-i salihle dolu, hayırlı, uzun bir ömür, kabul gören bir tevbe, yaş döken bir göz ve salih amel diliyorum.

İnsanlığın en faziletlisi, Senin değişik güzelliklerle üstün kıldığın insanların hepsinin efendisi Hazreti Muhammed’e (aleyhissalâtü vesselâm) beni de ümmet eylediğin için Sana hamd ü senalar olsun. Salât ü selâm da Fahr-i Kâinat Efendimiz Hazreti Muhammed’e, pırıl pırıl ehl-i beytine, tertemiz evlatlarına ve bütün ashâbına olsun. Amin..!

-----------------------------------------------------------------------------------

GÜNÜN ZİKRİ: " EL- KAHHÂR "
TESBİH ADEDİ: 311
TESBİH NİYETİ: ZALİMLERİN VE DİN DÜŞMANLARININ KAHRINDAN KURTULMAK.


 
İçeriğe dön | Ana menüye dön