8. GÜN - HAKİKİ KİŞİSEL GELİŞİM SİTESİ

İçeriğe git

Ana menü:

8. GÜN

ÖZEL KUR-1

MEAL”

BAKARA-174:Allah’ın indirdiği Kitap’taki gerçekleri ve hükümleri açıklamayıp gizleyenler
ve onları (para, mal, şöhret, mevki gibi, Âhiret kazancına nazaran) pek az bir fiyata değişenler,
hiç şüphesiz böyleleri, karınlarında ateşten başka bir şey yememektedirler.
(Af ve merhamet dilenmek için Allah ile konuşmaya en çok muhtaç olacakları) Kıyamet Günü’nde Allah onlarla konuşmayacak,
(günahlarını affetmeyerek) onları temizlemeyecek, temize çıkarmayacaktır ve çok acıklı bir azap vardır onlar için.”
175.Öyleleri, hidayete bedel dalâleti, bağışlanmaya bedel azabı satın alanlardır. Ateşe karşı ne de sabırlılar!”
---
*İyilikte bulunma, hayır işleme, hak ve hakikate kulak verme ve haram olan geçici dünya zevklerinden kaçınma konusunda hiç sabredemeyen bu tipler, bir an bile sabredilmesi, dayanılması mümkün olmayan Cehennem ateşini hak etmede ne de sabırlılar!
*O Ateş’te ebediyen yanmak için yapmadık kötülük bırakmıyorlar.

-----------------------------------------------------------------------------

HADİS”

Hz. Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:

"Kim, bir ilimden sorulur, o da bunu ketmedip söylemezse kıyamet günü ateşten bir gem ile gemlenir."

(Ebu Davud)

-----------------------------------------------------------------------------

TEFEKKÜR PENCERESİ”

*İnsanda hissî yapı, yaşanan hayat, çekilen çile ve ızdırapla mebsuten mütenasip (doğru orantılı) olarak gelişir.
*Hep hayatın dışında kalmış, düşüncesiz ve ızdırapsız kimselerin his dünyaları da, diğer melekeleri gibi kat’iyen inkişaf etmez ve böyleleri hiçbir zaman varlıkla bütünleşemezler.
*Devamlı fenalık yapanlara, hiç kimse müdahale etmese de, bir gün mutlaka kendi fenalıklarına takılmaları mukadderdir.
*Evet, sürüp-giden fenalıkların yolu, er-geç fena bulup yok olmaya çıkar.
*Ârızî şerler, devamlı görünseler de muvakkattırlar. Tabiî ömürleri dolunca, onlar da, her şey gibi ölür giderler.
*Ne var ki, bazen bizim insanî değerlerimizi de alır, beraber götürürler.
*Gerçek dindar, aynı zamanda en yüksek ahlâka sahip olan insandır.
*Onun ibadetinde gösteriş, muamelesinde aldatma, gönlünde garaz ve nifak yoktur.
*Garaz nefretle, nifak da lânetle yâd edilmeye sebebiyet verir.

-----------------------------------------------------------------------------

NURDAN YANSIYANLAR”

Allah, karşılık olarak cenneti verip müminlerden canlarını ve mallarını satın almıştır.”
(Tevbe sûresi, 9/111)

Emaneti hakiki sahibine satmazsan kârlardan mahrum kalmanın yanında, beş derece zarar içinde zarara düşeceksin:

Birinci Zarar: O kadar sevdiğin mal ve evlat, taparcasına bağlandığın nefsin ve heveslerin, tutkun olduğun gençlik ve hayat ziyan olup gidecek; günahlarını, elemlerini boynuna yükleyip elinden çıkacaklar.

İkinci Zarar: Emanete hıyanetin cezasını çekeceksin. Çünkü en kıymetli âletleri en kıymetsiz işlerde kullanıp nefsine zulmettin.

Üçüncü Zarar: Bütün o kıymetli maddî-manevî donanımını hayvanlıktan çok aşağı bir seviyeye düşürüp ilahî hikmete iftira ve zulmettin.

Dördüncü Zarar: Acizliğin ve fakrın ile beraber, o pek ağır hayat yükünü zayıf beline yükleyip yok oluş ve ayrılık sillesi altında daima feryat edeceksin.

Beşinci Zarar: Sana ebedî hayatın esaslarını ve ahiret saadeti için gerekli olan şeyleri elde etmen için verilen akıl, kalb, göz ve dil gibi Rahman’ın güzel hediyelerini, cehennem kapılarını açacak çirkin bir surete çevirmektir.

O halde, şimdi bu emaneti satmaya bakacağız. Acaba o kadar ağır bir şey midir ki çokları satmaktan kaçıyor? Hayır, asla! Hiç öyle ağırlığı yoktur.

Zira helâl dairesi geniştir, keyfe kâfi gelir. Harama girmeye hiç lüzum yoktur.

Allah’ın farz kıldığı şeyler ise hafif ve azdır. Allah’a kul ve asker olmak öyle lezzetli bir şereftir ki, tarif edilemez.

Öyleyse bir asker gibi yalnız Allah namına başlamalı, işlemeli ve Allah hesabına vermeli, almalı, O’nun izni ve kanunu dairesinde hareket etmeli, sükûnet bulmalı...

Kusur işleyince de istiğfar etmeli: “Ya Rab! Kusurumuzu affet, bizi kendine kul kabul et, emanetini geri alma zamanına kadar bizi emanette emin kıl. Âmin!..” diyerek O’na yalvarmalı.

-----------------------------------------------------------------------------

DUA İKLİMİ”

Rahman ve Rahîm Allah’ın adıyla…
Gökleri ve yeri yaratan, hem gayb hem de şehadet âlemlerini bilen, celâl ve ikram sahibi Allah’ım! Şu dünya hayatında Sana söz veriyor ve Seni sözüme şahit tutuyorum. Zaten Sen şahit olarak yetersin.

Şehadet ederim ki, Senden başka ilah yoktur; birsin; ortağın bulunmaz; mülk Senindir, hamd Sana mahsustur ve Senin gücün her şeye yeter.

Yine şehadet ederim ki, Hazreti Muhammed (aleyhissalâtü vesselâm) Senin kulun ve Resûlündür.

Vaadinin hak, Senin huzuruna çıkmanın da hak olduğuna, kıyamet saatinin katiyen geleceğine ve Senin kabirdekileri dirilteceğine de şehadet ederim.

Şayet beni nefsime bırakırsan, o zaman zaaf, kusur, günah ve hatalarla baş başa bırakmış olursun. Ben sadece Senin rahmetine itimat ediyorum. Ne olur, bütün günahlarımı bağışla; zira günahları ancak Sen bağışlarsın. Tevbemi kabul buyur, çünkü Sen, tevbe yollarını açan ve o tevbeleri kabul eden Tevvâb ü Rahîm’sin.

Hamd Allah’a mahsustur; ululuk ve azamet yalnız Allah’ındır. Yaratma da, emir de, gece ve gündüz de, gece ile gündüzü mesken tutmuş her şey de yalnızca Allah’a aittir.

Allah’ım! İçinde bulunduğumuz şu günün evvelini sulh ü salâh, ortasını felah, sonunu da her bakımdan muvaffakiyetli kıl. Senden dünyanın da, âhiretin de hayrını diliyorum, ey Merhametliler Merhametlisi!

Sıdk ve emniyetin zirvedeki temsilcisi sâdık ve emîn Efendimiz Hazreti Muhammed’e, ailesine, bütün ashâbına, müminlerin anneleri olan ezvâcına, zürriyetine, tertemiz, pırıl pırıl ehl-i beytine, kıyamet gününe kadar ihsan şuuruyla onlara tâbî olan bütün müminlere salât ü selâm eyle ve o salât ü selâm hakkı için dualarımızı kabul buyur. Amin..!

-----------------------------------------------------------------------------

GÜNÜN ZİKRİ: " EL- AZİZ "
TESBİH ADEDİ: 94
TESBİH NİYETİ: DÜŞMANLARA GALİP GELMEK...


 
İçeriğe dön | Ana menüye dön