29. GÜN - HAKİKİ KİŞİSEL GELİŞİM SİTESİ

İçeriğe git

Ana menü:

29. GÜN

ÖZEL KUR-1

MEAL”

MÂİDE-8:Ey iman edenler! Var gücünüzle hakkı ayakta tutanlar olun (ve bunun gereklerinden
olarak) şahitlikte kılı kırk yarar derecede dikkatli davranın, adaleti tam temsil edin.
Bir topluluğa karşı duyduğunuz öfke (veya onların size besledikleri kin), sakın sizi adaletsizlikte bulunma günahını işlemeye itmesin.
Daima âdil davranın; takvaya en uygunu, en yakışanı budur.
Allah’a karşı saygıyla dopdolu olun ve O’na itaatsizlikten sakının.
Şüphesiz Allah, her ne yapıyorsanız hepsinden hakkıyla haberdardır.”
9:Allah, iman edip, imanlarının gerektirdiği istikamette sağlam, doğru, yerinde ve ıslaha yönelik işler yapanlara va’detti ki, onlar için (önemli neticelerle yüklü) bir mağfiret ve çok büyük bir mükâfat vardır.”

----------------------------------------------------------------------------------

HADİS”

Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

Kıyamet gününde, haklar sahiplerine mutlaka verilecektir. Hatta boynuzsuz koyun için, boynuzlu koyundan kısas alınacaktır.”

(Müslim)

----------------------------------------------------------------------------------

TEFEKKÜR PENCERESİ”

*Bin kere vaad edeceğine, bir kere vaadini yerine getirmek daha iyidir.
*Verilen sözde durma, insan olmanın ve insanî değerleri bilmenin gereğidir.
*Yüzüp-gezen zeminde bir şey bitmez; yüzüp-gezen insan da hayır etmez.
*Vaadini yerine getirme hassasiyeti imandan, vaadinden dönme de nifaktan kaynaklanmaktadır.
*Vaad edip yerine getirmedi deme! Vaad edip yerine getirmediklerini düşün!
*İnsanlıkta bulunmadı deyip kimseyi kınama! İnsanlıkta bulunma adına kaçırdığın fırsatları hatırla!

----------------------------------------------------------------------------------

NURDAN YANSIYANLAR”

Göklerin sessizliği ve sükûneti, daimî intizamı, genişliği ve nuraniliği; sakinlerinin, yeryüzü sakinleri gibi olmadığını gösterir.
Oranın bütün ahalisi Allah’ın emirlerine uyar, ne emredilse onu yaparlar.
Orada izdiham ve münakaşayı gerektirecek bir sebep yoktur. Zira memleket geniş, orada bulunanların yaradılışı saf, temiz, kendileri masum, makamları sabittir.
Fakat yeryüzünde zıtlar bir araya gelmiş, şerliler hayırlılara karışmış ve aralarında çekişmeler başlamış; o yüzden ihtilaflar ve sıkıntılar meydana gelmiştir.
Bundan imtihan ve teklif sırrı, ondan da mânen yükselme ve alçalma ortaya çıkmıştır.

Bu hakikatin hikmeti şudur:

İnsan, yaratılış ağacının ucundaki meyvesidir.

Malûmdur ki, bir şeyin meyvesi, onun köküne en uzak, en kapsamlı, en nazik ve en mühim kısmıdır.

İşte âlemin meyvesi olan insan da en kapsamlı, en benzersiz, en aciz, en zayıf ve en latif kudret mucizesidir.

Bu yüzden, insanın beşiği ve meskeni olan yeryüzü,

göklere nispeten maddî küçüklüğü ve kıymetsizliğiyle beraber, mânen ve sanatça bütün kâinatın kalbi, merkezi..
Bütün sanat mucizelerinin sergisi..
Allah’ın isimlerinin bütün tecellilerinin mazharı, odak noktası..
Sınırsız Rabbanî icraatın mahşeri ve aynası..
Cenâb-ı Hakk’ın sonsuz yaratıcılığının, bilhassa bitki ve hayvanların sayısız küçük türlerinde görülen cömertçe icadın merkezi ve çarşısı..
Pek geniş ahiret âlemlerindeki sanatlı eserlerin numunelerinin küçük ölçekte sergilendiği yer..
Ebedî dokumaların süratle işleyen, bâki manzaraların hızla değişen tezgâhı ve aynen yapıldığı fabrikası..
Ve daimî bahçelerin tohumcukları için süratle sümbüllenen dar ve geçici bir tarla, bir terbiye ocağı hükmündedir.

İşte bu manevî büyüklüğünden ve sanatça önemindendir ki, Kur’an-ı Hakîm, göklere nispeten büyük bir ağacın küçük meyvesine benzeyen yeryüzünü bütün semâlara denk tutuyor. Onu bir kefeye, gökleri bir kefeye koyuyor.

Evet, yeryüzü, küçüklüğüyle beraber, göklerle kıyaslanabilir.

Şu sınırlı yeryüzünde sayısız kudret mucizesi görüldüğü ve en mühim sakinleri olan insanların ve cinlerin duygu ve kabiliyetlerine, diğer canlılardaki gibi yaradılıştan bir sınır ve kayıt konulmadığı için, onlar sonsuz derecede yükselmeye ve alçalmaya müsaittir.

----------------------------------------------------------------------------------

DUA İKLİMİ”

Rahman ve Rahîm Allah’ın adıyla…
Bizi yoktan var edip varlığından haberdar eyleyen Yüce Allahımız!
Ahirete uzanan yolda nasibimize şu dağdağalı dünya hayatı düştü ve bizi sayılamayacak kadar tuzaklarla çepeçevre kuşattı.
Öyle gaddar, öyle mekkâr bir dünya ki, bitip tükenme bilmeyecek heva ve heveslerle elimizi kolumuzu bağladı.
Rabbimiz! Dünya hayatının hile ve hud’alarından Sana iltica ediyor, câzibedar güzelliklerine gönül kaptırıp aldananlardan olmaktan da yine Senin inayet ve sıyanetine sığınıyoruz.
Rabbim, en iyi Sen bilirsin ki, o zalim dünya, taliplerini helake sürükler; sevdalılarını telef eder; binbir âfet ve felaketle yüz yüze getirir.
Yüce Rabbim, tevfîkini bize yâr et.. sıyanetini esirgeme.. muvakkat dünya hayatının, ruhu ve kalbi öldüren tuzaklarına düşmekten bizi koru.. dünyaya dalıp da Senin emirlerine muhalefet etmekten bizi muhafaza buyur.
Sana mülâki olacağımız günün ışığıyla gözlerimizi aydınlat ve saf, duru ve has kulların olan ebrar ve Salihlerin kalblerinden dünya sevgisini çıkardığın gibi bizim kalblerimizden de çıkar, ey rahmetine ve keremine nihayet olmayan Rahman ü Rahîm!
Ey hususî donanımlarla yarattığı bir kısım müstesna insanlarla beşeriyeti karanlıklardan aydınlığa çıkaran rahmeti sonsuz Rabbimiz!
Niyazımızın nihayetinde sevgili habibin Hazreti Muhammed Mustafa’ya, tertemiz, pırıl pırıl ve masum aile efradına, her biri birer hidayet rehberi olan yol arkadaşlarına, zerrât-ı kâinat adedince salât ve selâm ediyor; başta Efendiler Efendisi olmak üzere, onların yüzü suyu hürmetine dileklerimizi kabul buyurmanı diliyor ve dileniyoruz.
Bahtına düştük, lütfen ve keremen, bizi ümit beslediğimiz hususlarda haybet ve hüsrana uğratma! Âmîn..!

----------------------------------------------------------------------------------

GÜNÜN ZİKRİ: " EL - ADL "
TESBİH ADEDİ: 104
TESBİH NİYETİ: ADALETLİ OLMAK, HAKLI DAVAYI KAZANMAK...


 
İçeriğe dön | Ana menüye dön