RECEP 22 (9 NİSAN) - HAKİKİ KİŞİSEL GELİŞİM SİTESİ

İçeriğe git

Ana menü:

RECEP 22 (9 NİSAN)

ÖZEL KUR-2

MEAL”

EN’ÂM-99. “O ki, gökten su indirir.

Sonra bu su ile her çeşit bitkiyi (toprağın altındaki tohumunu yararak) çıkarırız,

ardından o bitkiden canlı bir filize boy verdirir ve ondan da yan yana ve üst üste yığılmış başaklar, taneler hâsıl ederiz.

Hurmanın tomurcuklarından salkımlar sarkar;

ayrıca birbirine hem benzer hem benzemez özellikte üzüm, zeytin ve nar bahçeleri yetiştiririz.

Her birinin meyvesine bir ilk ortaya çıktığı, bir de olgunlaştığı zaman bakın.

Gözünüzün önünde cereyan eden bütün bu işlerde iman edecekler için elbette işaretler, deliller vardır.”

-------------------------------------------------

HADİS”

Kıyamet günü mîzana ilk konulacak olan şey güzel ahlâktır.”

(Taberâni, el-Mu’cemü’l-Kebîr, 24/253)

-------------------------------------------------

TEFEKKÜR PENCERESİ”

*Ticaret, para ve emtia diliyle, her şeyin dizgini elinde olan Zât’a rızık adına müracaatta bulunmaktır.

*Bu müracaat mutlaka yapılmalıdır ama, isteklerin yerine getirilme işinin O’na ait olduğu da unutulmamalıdır.

*Teknik ve teknoloji ne kadar ilerlerse ilerlesin, gelecek adına ticaret ve onun vadettiği şeylerin rolü, tahminlerin üstünde şimdikinden de büyük olacaktır.

*Her şeyde olduğu gibi, ticaret ve zanaatta da ilim ve ihtisasın ehemmiyeti büyük olmakla beraber, bilhassa bu iki mesleğin çıraklık esasına dayandığı da asla hatırdan çıkarılmamalıdır.

*Kitaplarda anlatılan nice meseleler vardır ki, mahir bir kalfa ve çıraklıktan gelme bir ustanın maharet prizmasından geçmedikten sonra bekleneni vermesi söz konusu değildir.

*Haram-helâl mülâhazasına bağlı olarak alış-veriş yapan bir tüccarın, işinin başında geçirdiği ve geçireceği dakikalar ibadet sayılır.

*Hilekâr tacir, hilekâr iş adamı, bu davranışlarıyla önce Rab’lerine ve vicdanlarına karşı gelmiş olurlar; sonra da hilelerinin sezilmesiyle halk arasındaki itibarlarını yitirerek, kazanç ufkunda kayba uğrarlar.

*Ticaretin ruhu, doğruluk, emniyet, yaşanan devri idrak, müşteriye karşı fevkalâde nazik ve terbiyeli davranmaktır. Bu hususların birinde kusur eden, ticaretin ruhunu hırpalamış, dolayısıyla da kendi kazanç yollarını tıkamış olur.

*Tacirler, zanaatkârlar tatlı dilli, güler yüzlü, oldukça mütevazi, sözlerinde sabit ve asla usanmaz, üşenmez olmalıdırlar.

-------------------------------------------------

NURDAN YANSIYANLAR”

Mucizeler kaynağı ve en büyük mucize olan Kur’an-ı Hakîm, Resûl-u Ekrem’in (aleyhissalâtü vesselam) peygamberliği ile Cenâb-ı Hakk’ın birliğini ve tekliğini o derece kesin ispat ediyor ki, başka delile ihtiyaç bırakmıyor.

İşte, Rabbimizi bize tarif eden Kur’an-ı Hakîm,

Şu büyük kâinat kitabının ezelî bir tercümesi...

Cenâb-ı Hakk’ın isimlerinin şu yeryüzü ve gök sayfalarında saklı hazinelerinin kâşifi...

Hadiselerin görünen yüzü altında gizli hakikatlerin anahtarı…

Şu görünen âlemin perdesi arkasındaki gayb âleminden gelen Rahmanî lütufların ve ezelî hitabın hazinesi...

İslam âleminin manevî güneşi, temeli, dayanağı, ahiret âlemlerinin haritası…

Cenâb-ı Hakk’ın Zât’ının, sıfatlarının ve icraatının şerh edicisi, açık bir tefsiri, konuşan bir delili, parlak bir tercümanı…

Şu insanlık âleminin terbiyecisi, hakiki hikmet kaynağı, rehberi ve hidayet vesilesi…

Hem bir hikmet ve şeriat kitabı…

Hem bir dua ve kulluk kitabı…

Hem bir emir ve davet kitabı…

Hem de bir zikir ve marifet (Allah’ı tanıma) kitabıdır.

İşte Kur’an, bunun gibi, bütün manevî ihtiyaçlara hitap eden bir kitap, çeşitli yol ve meşreplerden evliya ve sıddıkların, asfiya ve hakikati araştırıp delilleriyle bilen zâtların her birinin meşrebine lâyık birer risale ortaya koyan mukaddes bir kütüphanedir.

-------------------------------------------------

DUA İKLİMİ”

Rahman ve Rahîm Allah’ın adıyla…
Hamîd, Mecîd, Refî’, Vedûd olan, kâinatta hikmeti muktezasınca dilediğini yapan Allah’ın adıyla başlıyorum.

Allah’a inanmış, likâullahı tasdîk etmiş, hüccetlerini itirafta bulunmuş, günahlarımdan O’na istiğfar etmiş, rubûbiyetine boyun eğmiş, ulûhiyette tek olduğuna iman etmiş, O’na olan ihtiyacımın şuuruyla O’na güvenip dayanmış olarak sabahladım.

Kendisinden başka bir ilah bulunmadığına ve Muhammed’in (aleyhissalâtü vesselâm) O’nun kulu ve resulü olduğuna, yine Yüceler Yücesi Allah’ı, meleklerini, nebîlerini, elçilerini, Arş’ını taşıyan meleklerini, yarattıklarını ve yaratmakta olduklarını şahit tutarız.

Cennet hak, Cehennem hak, Kevser havuzu hak, şefaat hak, Münker ve Nekîr hak, vaad ve vaîd-i İlâhî hak ve likâullah haktır.

İşte biz, bu itikat ve inançla yaşar, ölürken bu inançla ölür, ötede dirildiğimde de yine aynı inançla diriliriz.

Allahım! Sen benim Rabbimsin. Senden başka bir ilah yoktur. Beni Sen yarattın. Ben Senin kulunum ve gücüm yettiği ölçüde Sana verdiğim söze sâdık olacağım.

Şerli her şeyin şerrinden Sana sığınıyorum Allahım!

Allahım! Ben günah işleyip nefsime zulmettim.

Sen benim büyük-küçük bütün günahlarımı bağışla. Çünkü onları ancak Sen bağışlayabilirsin.

Beni ahlâkın en güzeline ulaştır. Şüphesiz, onun en güzeline ulaştıracak Senden başka hiç kimse yoktur. Onların çirkin olanlarını da benden uzak tut. Tut ki, Senden başka onları benden uzak tutacak bir güç ve kuvvet sahibi bulunmaz.

Ya Rab! Fermanına uydum. Divanına geldim. Büyük bir sürurla emrine ve davetine icabet ettim. Her zaman etmeye de âmâdeyim.

Her hayır ve güzellik Senin elindedir. Ben Seninim ve dönüşüm her zaman Sanadır. Huzurunda beni bağışlamanı diliyor ve bütün kusurlarımdan dolayı tevbe ediyorum. İnandım Allahım gönderdiğin bütün peygamberlere, indirdiğin bütün kitaplara.

Salât ü selâm şanı yüce nebî Efendimiz Hazreti Muhammed’e ve âline. O Nebîler Serveri, benim sözümün başı ve sonu, anahtarı ve mührüdür. Bütün nebî ve resûllere de salât ve selâm eyle Allahım.

O salavât hürmetine dualarımıza da icabet buyur, buyur ki Sen âlemlerin yegâne Rabbisin.

-------------------------------------------------

GÜNÜN ZİKRİ:  " EL - HAKK "

TESBİH ADEDİ: 108

TESBİH NİYETİ: SAĞLAM BİR İMANA VE DOĞRU BİR İBADET HAYATINA SAHİP OLMAK…

 
İçeriğe dön | Ana menüye dön