23. GÜN - HAKİKİ KİŞİSEL GELİŞİM SİTESİ

İçeriğe git

Ana menü:

23. GÜN

ÖZEL KUR-1
    
MEAL”

NİSA-58:Allah, size (umumî ve hususî görevler, kamu hizmetleri, makam ve mevkiler dâhil) bütün emanetleri ehillerine vermenizi
ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder.
Böylece Allah, size gerçekten ne güzel öğüt veriyor,
ne güzel yol gösteriyor!
Hiç şüphesiz Allah, (söylediğiniz sözler, verdiğiniz hükümler dâhil) her şeyi hakkıyla işitendir;
her şeyi hakkıyla görendir.”

-----------------------------------------------------------------------------------

HADİS”

İmran İbnu Husayn (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

"Ümmetimden bir grup (taife), hak üzerine savaşmaya devam edeceklerdir. Onlar kendilerine meydan okuyanlara karşı muzafferdirler. Öyle ki, bunların sonuncuları Mesih-Deccal'le de savaşırlar."

(Ebû Davud)

-----------------------------------------------------------------------------------

TEFEKKÜR PENCERESİ”

*Geleceğin aydınlık ve mesut dünyalarını ancak, muhabbetle şahlanmış sevgi kahramanları kuracaktır.
*Dudaklarında muhabbetten tebessüm, gönülleri sevgiyle harman, bakışları insanî duygularla buğu buğu, herkese ve her şeye şefkatle gamze çakan; doğup-batan güneşlerden, yanıp-sönen yıldızlardan hep muhabbet mesajları alan sevgi kahramanları...
*Her iş ve hamlede önce hedef ve maksadın tayin edilmesi lâzımdır ki, insan, vesilelere bağlanıp kalmasın.
*Millet yolunda verilen hizmetlerde, ruha yön verilip hedef gösterilmezse, düşünceler girdaplaşır, hizmet edenler de bunların zebunu olarak kalır giderler.
*Düşünce platformunda hedef ve maksat daima belirli ve birinci yeri işgal etmelidir. Yoksa çokluğa gidilmiş ve dolayısıyla da şaşkınlığa düşülmüş olur.
*Her hamle ve hareket adamının perspektifinde, her şeyden evvel, Yüce Yaratıcı ve O’nun hoşnutluğu olmalıdır.
*Hakk’ın hoşnutluğu istikametinde yapılan işlerin zerresi güneş, damlası derya ve bir ânı ebetler kıymetindedir.
*İş böyle olunca, O’nun hoşnut olmayacağı bir yolla dünyalar cennetlere çevrilse dahi, hiç hükmündedir; kıymeti yoktur ve sahibinin sırtında bir vebaldir.

-----------------------------------------------------------------------------------

NURDAN YANSIYANLAR”

Hakiki teselliye mahpuslar çok muhtaçtır.

Bilhassa gençlik darbesini yiyip taze ve şirin ömrünü hapiste geçirenlerin, Nur’lara ekmek kadar ihtiyaçları var.

Evet, gençlik damarı, akıldan çok hissiyatı dinler. His ve heves ise kördür, âkıbeti görmez.

Bir dirhem hazır lezzeti, gelecekteki bir batman lezzete tercih eder.

İnsan bir dakikalık intikam lezzeti için kâtil olur, seksen bin saat hapis elemi çeker.

Ve bir saat gayrimeşru zevk yüzünden bir namus meselesinde, binlerce gün hem hapisten hem de düşmandan duyduğu endişeden gelen sıkıntılarla ömrünün saadeti mahvolur.

Bunlar gibi, biçare gençler için çok tehlikeler var ki, hayatlarının en tatlı çağını en acı ve acınacak hale çeviriyor.

Evet, bir genç, hapiste her günkü yirmi dört saatlik ömründen tek bir saatini beş farz namazına sarf etse, hapis zaten çoğu günaha mâni olduğu gibi, o musibete sebebiyet veren hatadan da tevbe edip diğer zararlı, elem veren günahlardan el çekse; hem kendine hem istikbaline hem vatanına milletine hem de yakınlarına büyük bir faydası olur.

Bu şekilde o on-on beş senelik fâni gençlikle ebedî, parlak bir gençliği kazanacağını, başta Kur’an-ı Mucizü’l Beyan, bütün mukaddes kitaplar ve semavî suhuf kesin bir şekilde haber verip müjdeliyor.

Eğer mahpus, zulümle, haksız yere mahkûm olmuşsa, farz namazını kılmak şartıyla, her bir saati bir gün ibadet yerine geçer.

Hapis onun için inzivaya çekildiği bir çilehane olur. O mahpus, eski zamanlarda mağaralara girerek ibadet eden münzevi salihlerden sayılabilir.

Dışarıdaki karmakarışık, her taraftan günahların hücumuna maruz kalınan serbestlikten çok o hapiste durmaktan hoşlanabilir.

Hapisten tam terbiye alır. Çıktığı zaman bir kâtil veya intikam peşinde biri değil; tevbekâr, tecrübeli, terbiyeli, millete faydalı bir insan olarak çıkar.

Hakiki zevk, elemsiz lezzet, kedersiz sevinç ve hayattaki saadet yalnız imandadır, iman hakikatleri dairesinde bulunur.

Dünyevî bir lezzette ise çok elem var.

Dünya bir üzüm tanesini yedirip on tokat vurur gibi, hayatın lezzetini kaçırır.
Ey hapis musibetine düşen biçareler!

Madem dünyanız ağlıyor ve hayatınız acılaştı. Çalışınız, ahiretiniz de ağlamasın!
Bâki hayatınız gülsün, tatlılaşsın!

Hapisten istifade ediniz. Nasıl bazen ağır şartlarda, düşman karşısında bir saat nöbet bir sene ibadet hükmüne geçebilir; aynen öyle de, sizin bu ağır şartlar altında her bir saat ibadet zahmetiniz saatler hükmüne geçip o zahmetleri rahmete çevirir.

-----------------------------------------------------------------------------------

DUA İKLİMİ”
Rahman ve Rahîm Allah’ın adıyla…
Ey bütün noksan sıfatlardan münezzeh ve topyekün kemâl vasıflarıyla mevsuf yüce Rabbimiz! Senin yol göstericiliğine sığınmayan gafil kimselerin düşe kalka yürüdükleri yollar ne kadar dar; dosdoğru yola hidayet buyurduğun bahtiyar insanların salına salına yürüdükleri yollar ise ne kadar açık ve ne kadar geniştir!

Ya Rab! Senden, bizi Sana ulaştıracak yollara, o yollar içinde de en kestirme olanına hidayet etmeni, uzakları yakın hâle getirmeni, zorları da kolaylaştırmanı diliyoruz.

Bizi de hep hoşnutluğun istikametinde koş(uş)turup duran..
ülfet ve ünsiyete mağlup olmayıp daima Senin kapının tokmağına dokunan..
gecelerin karanlığını ibadet ü tâatla aydınlığa çeviren..
Senin mehabetin karşısında yüreği her zaman kıpır kıpır olan..
beslenme kaynaklarını dupduru kıldığın..
arzu ettikleri şeyleri is’af buyurduğun..
talep ettikleri payelere ulaştırdığın..
fazlınla ihtiyaçlarını giderdiğin..
sevginle gönüllerini doldurduğun ve sinelerini yüce katından mâ-i zülâllerle doyurduğun kullarından eyle!

O kullar ki, Senin inayetinle münacaatın lezzetine ermiş ve gözlerini diktikleri zirvelere doğru hiç durmadan yürümeye muvaffak olmuşlardır.

Ey Kendisine teveccüh edenleri yalnız bırakmayıp fazlıyla sevindiren; zikrinden gafil bulunanlara bile rahmet ve re’fetle muamelede bulunan, Vedûd ve Atûf isimleriyle kullarını cezbeden Allah’ım!

Beni de nezdindeki lütuflardan en çok hissesi olan, yüce katında yüksek payelere ulaşmış, sadrı sinesi Senin muhabbet ve marifetinle meşbu bahtiyar kullardan eylemeni diliyorum!

Rabbim! Himmetimi hizmetine, rağbetimi de Sana hasrettim. Yegâne muradım Sensin; başkası değil. Gözlerim sadece Sana mülâkî olduğum gün aydın olacaktır. Aşkım da şevkim de, içimdeki iştiyakım da sadece Sanadır ve yalnız Senin içindir. İhtiyacım da, muradım da Senin rıza ve rıdvanındır.

Gayem yakınlığına mazhar olmaktır. Kalbim sadece Senin kapında gedâlık yapmakla ve yalnız Senin yüce huzurunda yalvarıp yakarmakla ünse erer ve huzur bulur. Dertlerimin dermanı da, yanan sineme serinlik verecek ilaç da yine Sende(n)dir. Tasalarımı giderip, sıkıntılarımı izale edecek biri varsa, o da yine Sensin!

Rabbim! Enîsim ol.. vahşetimi gider.. sürçmelerimi, tökezlemelerimi görmezden gel.. hatalarımı setret.. tevbemi kabul buyur.. dualarımı geri çevirme.. bu aciz bendeni hiçbir elin ulaşamayacağı sıyanet fanusun içine al ve fakr u zarûretimi sonsuz havl ve kuvvetinle zenginleştir.. ümidimin sönüp gitmesine müsaade etme.. beni uzaklığın yakıp kavuran rüzgârlarına terk etme; ey Cennetlerin Sahibi, dünya ve âhirette her şeyim olan Rabbim!

Allah’ım! Resûl-i Mücteba Efendimiz Hazreti Muhammed’e ve ehl-i arza risalet vazifesiyle gönderdiğin, büyük bir beladan kurtardığın, neslinden Efendimiz Hazreti Muhammed’in (aleyhisselâm) atası İbrahim Peygamber’i çıkardığın, “(Binin gemiye!) Onun yüzüp gitmesi de, durması da Allah’ın adıyladır. Gerçekten Rabbim Ğafûr’dur, Rahîm’dir.” diyerek Sana hamdeden ülü’l-azm nebîn Nuh’ a (aleyhisselâm) salât eyle. Senin salâtın Efendimiz’in ve o nebînin üzerine olsun. Amin..!

-----------------------------------------------------------------------------------

GÜNÜN ZİKRİ: " ER- RÂFİ "
TESBİH ADEDİ: 351
TESBİH NİYETİ: İNSANLAR İÇİNDE VE İŞİNDE YÜKSELMEK, TEVAZU SAHİBİ OLMAK...


 
İçeriğe dön | Ana menüye dön