16. GÜN - HAKİKİ KİŞİSEL GELİŞİM SİTESİ

İçeriğe git

Ana menü:

16. GÜN

ÖZEL KUR-1

MEAL”

AL-İ İMRAN-119:Siz öylesine (safî, kalbleri dupduru ve herkesin iyiliğini isteyen) kimselersiniz ki, o (düşmanlarınızı) bile seviyorsunuz, ama onlar sizi sevmezler;
siz, (âyetleri arasında hiçbir ayırım yapmadan) Kitabın bütününe ve Allah’ın gönderdiği bütün kitaplara inanıyorsunuz.
Onlar ise, ancak sizinle karşılaştıkları zaman “İnandık!” deyip geçerler;
fakat birbirleriyle baş başa kaldıklarında ise size olan kin ve düşmanlıklarından dolayı parmaklarını ısırır, dişlerini gıcırdatırlar.
(Onlara), “Gayzınızda boğulun!” de!
Şüphesiz ki Allah, sinelerin özünü, onlarda saklı tutulan bütün sırları hakkıyla bilir.”
120:Size küçük bir iyilik, bir ferahlık, bir nimet ulaşsa, bu onları tasaya sevk eder;
bir belâya giriftar olsanız, bu defa sevinçten bayılırlar.
Her şeye rağmen sabreder ve (haktan, adaletten sapmadan) takva çizgisinde hareket ederseniz, onların hile ve tuzaklarının size hiçbir zararı dokunmayacaktır.
Her ne yapıp ediyorlarsa, Allah (ilmi ve kudretiyle) hepsini kuşatmış durumdadır.”

----------------------------------------------------------------------------------

HADİS”

İbnu Amr İbni'l-As (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

"Dört haslet vardır; kimde bu hasletler bulunursa o kimse halis münafıktır:
-Emanet edilince hıyanet eder.
-Konuşunca yalan söyler.
-Söz verince sözünde durmaz.
-Husumet edince haddi aşar."  

(Buharî)

----------------------------------------------------------------------------------

TEFEKKÜR PENCERESİ”

*Hakikatı bulma ve ona gönül verme ne kadar ehemmiyetli ise, bulduktan sonra vefalı olup, o yolda sebat göstermek de o kadar önemli ve üzerinde titizlikle durulmaya değer bir husustur.
*Ruhunda hakikatin aydınlığına ermiş birisinin kolay kolay yol ve yön değiştireceği de düşünülmez.
*Sabah-akşam durmadan mihrap değiştirenlere gelince; bunlar, hakikati bulamamış bir kısım tali’sizler veya onun kıymetini kavrayamamış idraksizlerdir.
*Devamlı dalgalanıp duranlar; onlar, ya arama usûlünü bilmeyen bir düzine görgüsüz, ya da arama ile bulmayı birbirine karıştıran muhakemesizlerdir.
*Sadece arayanlar bulur; bulanlar, yerinde kalır; bulduğunu zanneden sergerdanlar ise, bütün hayat boyu hep aynı yerde döner dururlar.
*Her cephe firarîsi, evvelâ kendi vicdanında, sonra tarih ve gelecek nesiller karşısında kendini mahkûm etmiş, dolayısıyla da maksadının aksiyle tokat yemiş sayılır.
*Her yüce davada, yerinde sebat edip cepheyi koruma, bir yiğitlik nişânesidir.
*Birbirine kenetlenmiş bir mefkûre kadrosundan bazılarının kopup gitmesi, dostları sarsıntı, bedbînlik ve inkisara; düşmanları da sevince gark eder.
*Bugün bir kısım küçük hesaplar altında kalıp ezilenler ve makam, mansıp, şöhret, şehvet gibi şeylere takılıp kalanlar, menfaatlerin gökkuşağı gibi ufkumuzu saracağı, korku ve endişelerin iradelerimize kement salacağı günlerde bilmem ki ne yapacaklar..?

----------------------------------------------------------------------------------

NURDAN YANSIYANLAR”

Ahiret inancının, insanın şahsî ve toplum hayatında en temel esas ve saadetin, faziletin kaynağı olduğunu gösteren yüzlerce delilden sadece dört tanesine bir ölçü mahiyetinde işaret edeceğiz.

Birinci delil: İnsanlığın hemen hemen yarısını meydana getiren çocuklar, kendilerine dehşetli ve ağlatıcı görünen ölümlere yalnız cennet fikriyle dayanabilirler.

Böylece gayet zayıf ve nazik vücutlarında manevî bir kuvvet ve her şey karşısında çabuk incinen ruhlarında cennet inancıyla bir ümit bulup mutlu yaşayabilirler.

İkinci delil: İnsanlığın yarısı olan ihtiyarlar, yaklaştıkları kabre ancak ahiret inancı ile tahammül edebilir ve çok alâka duydukları hayatlarının yakında bitecek, güzel dünyalarının kapanacak olması karşısında bir teselli bulabilirler.

Üçüncü delil: Toplum hayatının temeli olan gençlerin, delikanlıların coşkun hislerini, haddi aşan kötü arzularını tecavüzlerden, zulümlerden ve başkalarına zarar vermekten yalnız cehennem fikri alıkoyar ve toplumda huzurun devamını sağlar.

Cehennem endişesi bulunmazsa, “Kuvvetli olan hükmeder” kaidesince o sarhoş delikanlılar, heveslerinin peşine düşüp biçare zayıflara, acizlere dünyayı cehennem eder ve yüksek insanlığı gayet süflî bir hayvanlığa dönüştürürler.

Dördüncü delil: İnsan için dünya hayatındaki en mühim merkez ve itici kuvvet, dünya saadeti için bir cennet ve sığınak, aile hayatıdır.

İnsanın evi, onun küçük dünyasıdır. O evde aile hayatı ve saadeti, ancak samimi, ciddi ve vefalı bir şekilde hürmet ve hakiki, fedakârca bir merhamet ile sürdürülebilir.

Bu hakiki hürmet ve samimi merhamet de ebedî bir arkadaşlığın, daimî bir beraberliğin ve sonsuz bir zamanda, sınırsız bir hayatta baba-oğul, kardeş, hayat arkadaşı münasebetlerinin devam edeceği fikriyle ve inancıyla sağlanabilir.

Mesela insan, “Hanımım, ebedî âlemde, sonsuz bir hayatta daimî eşim olacak. Şimdilik ihtiyarlayıp çirkinleşmişse de zararı yok. Çünkü gelecek ebedî bir güzelliği var. Böyle daimî bir arkadaşlığın hatırı için her fedakârlığı yapar, ona merhamet ederim.” diyerek o ihtiyar hanımına, sanki bir huriymişçesine sevgiyle, şefkatle, merhametle davranabilir.

Yoksa kısacık, bir-iki saatlik, görünüşte bir beraberlikten sonra ebedî bir ayrılığa uğrayan arkadaşlık, elbette geçici ve temelsizdir.

İşte haşre imanın yüzlerce neticesinden biri, toplum hayatıyla alâkalıdır.

Bu tek neticenin de yüzlerce farklı yönünden ve faydasından, yukarıdaki dört delile ötekiler kıyaslansa anlaşılır ki:

Öldükten sonra diriltilip mahşer meydanında toplanacağız. Bu, insanlığın yüce hakikati ve küllî duası derecesinde kesindir. İnsanın midesindeki ihtiyacın varlığının, yiyeceklerin varlığını göstermesinden daha açıktır, haşrin gerçekleşeceğini bundan daha kuvvetli bir şekilde bildirir.

Eğer haşir hakikatinin neticeleri insanlıktan çıksa, insanın o çok mühim, yüksek ve canlı mahiyetinin, murdar ve mikrop yuvası bir leş hükmüne ineceği açıkça görülür.

----------------------------------------------------------------------------------

DUA İKLİMİ”

Rahman ve Rahîm Allah’ın adıyla…
Ya Rabbî! Berat fermanını almış biri gibi kendimi bütün bütün emniyet duygusuna salmama hiçbir zaman müsaade etme. Gönlüme ve dilime zikrini unutturma. Sıyanet örtünü üzerimden kaldırma. Rahmetinin gelip beni de sarıp sarmalayacağı hususunda ümitsizliğe düşürme. Görüp gözetmenden ve yakınlığından beni mahrum etme. Ansızın bastıran azabından, gelip çatan gazabından Sana sığınıyorum; beni onlara maruz bırakma.

Hayatımın hiçbir zaman diliminde, rahmetin ve şefkatin hususunda ye’s gibi bir çıkmaza düşmemem için hep elimden tut!

Tut elimden Allah’ım, tut ki edemem Sensiz!

Yüce Allah’ım! Enîsim Sen ol ve beni, yalnızlık hissi de dâhil her türlü korkudan emin kıl! Belalardan, afetlerden, helake götürebilecek yollardan, dünyada ve ukbada gam, keder, hüzün ve tasa sebebi olabilecek bütün gâilelerden muhafaza buyur!

Rabbim! Sen asla sözünden dönmez, vaad ettiklerine muhalif bir iş işlemezsin; ne olur, bize olan vaadlerini de lutfet!

Rahmeti, merhameti, re’feti ve şefkati sonsuz Allah’ım! Nezdindeki yerimi yücelt, derecelerimi artır ve beni seviyesiz insanlar gibi olmaktan koru! Mahrum bırakmayıp lütufta bulunduğun, alçalmasına izin vermeyip yüksek mertebelere ulaştırdığın, güzelliklerini artırdığın, azabınla değil de merhametinle muamele ettiğin, hep nusretinle te’yîd buyurduğun, işlerinde fiyaskoya uğratmadığın, koruyup kolladığın ve yalnızlığa terk etmediğin, hata, kusur ve günahlarını örttüğün, utanç sebebi olabilecek hallere düşürmediğin, hıfz u inayetinle desteklediğin ve kayıplar yaşamasına müsaade etmediğin bahtiyar kullarından eyle!

Yüce Mevlâm! Bütün bunları Senden ve sadece Senden diliyor ve dileniyorum; zira Sen gücü her şeye yeten yegâne Kâdir-i Mutlaksın!

Ey celâl ve ikram sahibi Allah’ım! Efendimiz Hazreti Muhammed’e, tertemiz ehl-i beytine, ashâb-ı kirâmına da salât ve selâm eyle. Amin..!

----------------------------------------------------------------------------------

GÜNÜN ZİKRİ: " EL- VEHHÂB "
TESBİH ADEDİ: 14
TESBİH NİYETİ: SIKINTISIZ VE MADDİ AÇIDAN RAHAT BİR HAYAT SÜRMEK..


 
İçeriğe dön | Ana menüye dön