14. DERS: CENNET - HAKİKİ KİŞİSEL GELİŞİM SİTESİ

İçeriğe git

Ana menü:

14. DERS: CENNET

3. KUR

WORD HALİ


BİR AYET:

       

Nisa / 13. “İşte bütün bu hükümler, Allah'ın koyduğu hükümler ve çizdiği sınırlardır. Kim Allah'a ve Peygamberine itâat ederse Allah onu altlarından ırmaklar akan cennetlere koyar. Onlar, orada ebedî olarak kalacaklardır. İşte büyük kurtuluş budur.”

BİR HADİS:

       

Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor:


"Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Bana cennete giren ilk üç kişi arz edildi. Bunlardan biri şehid, biri iffetli olan (ve azla yetinerek) iffetini koruyan, biri de Allah'a ibadetini güzel yapan ve efendilerine hayırhah olan bir köle idi."


CENNET'İN KAPILARINI AÇAN AMELLER

       

İnsanların burada yaptıkları ibadetler, sırtlarına aldıkları mükellefiyetler ve çektikleri sıkıntılar öbür âlemde çok farklı manalara bürünecek ve farklı mahiyetler şeklinde sahibinin karşısına çıkacaktır.
     

Nasıl ki, küçücük bir tohum kocaman bir ağacın programını taşımakta ve toprağın bağrına atılınca neşv ü nema bularak o ağacın şeklini almaktadır; aynen öyle de, bu dünyada eda edilen ibadetler, katlanılan musibetler ve kulluk hesabına ortaya konulan fiiller, öbür tarafta büyüyüp boy atacak ve meyveye duracak birer çekirdek mahiyetindedir. Buradaki her bir tekbir, tehlil ve tesbih, tıpkı toprağıyla buluşmuş bir tohum gibi, ahirette değişik Cennet nimetlerini netice verecektir.
       

Hatta denebilir ki; Cennet'te çeşit çeşit nimetlerin inkişafı, mü'minin dünyadaki ameline bağlıdır. Binaenaleyh, Ehl-i Sünnet'e göre, şu anda Cennet bir çekirdek halinde mevcuttur. Cennet'i inkâr etmek Ehl-i Sünnet ve'l-Cemaat daire-i kudsiyesinden dışarıya çıkmak demektir. Ancak, Cennet'in, bir çekirdeğin bir ağaç haline gelmesi misillü gelişip olgunlaşması ve tamamiyet kazanması mü'minlerin amellerine bağlıdır. Ameller devam ettikçe onun inkişafı da sürüp gidecektir.


Bu itibarla, her mü'min, hayatı boyunca kendi Cennet'ini inşa, ikmal ve itmam etmeye çalışacaktır. O, yaşadığı sürece namazıyla, orucuyla, haccıyla, zekâtıyla ve sadâkatiyle kendi Cennet'ine yeni yeni buudlar kazandıracak, renkler katacak; nihayet, haşr u neşr olup ahirete gittiği zaman onu tam inkişaf etmiş olarak bulacaktır.
       

Bundan dolayıdır ki, Cennet'in de tabakaları vardır; Firdevs, Adn, Naim, Daru'l-Huld, Me'va, Daru's-Selâm ve İlliyyûn gibi isimlerle anılan bu tabakalardan her birinde, mü'minlerin yaptıkları iyi işler karşılığında girecekleri veya yükselecekleri mertebeler bulunmaktadır. Ayrıca, Cennet'in her tabakasının da pek çok seviyesi vardır; nitekim, ayet-i kerimelerde "Naim Cennetleri" veya "Firdevs Cennetleri" şeklinde çoğul ifade kullanılması bu farklı mertebelere işaret etmektedir.


Şu kadar var ki, herkes kendi marifet ufkunun enginliğine göre ve istidadlarının inkişaf edişi ölçüsünde Cennet nimetlerini duyacak ve tadacak olsa da, Cennet'in hangi tabakasında yer alırsa alsın, orada her mü'min, kendi halinden memnun kalacak, hususî mertebesini zirve gibi algılayacak ve hep itminan içinde bulunacaktır.


Burada Amel Çekirdeği, Ötede Cennet Meyvesi

       

İşte, amel tohumlarının sermedî lütuflara dönüşmesi ve çeşit çeşit meyveler vermesi daha Cennet'e giriş esnasında kendisini hissettirecektir; çünkü, her amelin kendine mahsus bir kapısı olacaktır ve o amel ile bütünleşen kimse o kapıdan çağrılacaktır. Aslında, sâlih ameller sekizden çok daha fazladır; fakat, ihtimal, Cennet'in sekiz kapısı bu amellerin en önemlilerinin isimlerini almıştır.


Bir yönüyle, Salât, Cihad, Reyyan, Sadaka, Hac, (insanları çokça bağışlayanların gireceği) Afv, (öteye görülmemiş hesaplar bırakmayan mübareklere ayrılmış) Eymen ve Zikir-İlim adındaki kapılar, Cennet'in ilk giriş kapılarıdır; Allahu a'lem, kabul salonundan sonra, büyüklü küçüklü her güzel iş ve güzel ahlak sahipleri için ayrılmış başka kapılar da vardır.


CENNETİN ANAHTARI

      

Bir hadis meâlini hatırlayanlar, Veheb bin Münebbih'e sordular:

"Cennetin anahtarı "Lâ ilâhe illâllah" değil midir?"     

Cevap verdi: "Evet, Cennetin anahtarı Kelime-i Tevhid'dir. Ancak anahtarın dişleri eksik olmamalıdır. Sadece söylenip şuurla düşünülmeyen bir Kelime-i Tevhid, dişleri eksik anahtar gibidir. Dualar okunup zikirler yapılırken mânâya dönülmeli, iç âleme dalınmalı, tefekkür ve vicdani muhasebe yapılmalı ki, maksat hâsıl olsun: Anahtarın Cennet kapısını açacak dişleri de te'min edilmiş olunsun."



CENNETE KİM ÖNCE GİRECEK

       

Fudayl Bin İyaz anlatıyor:
-Bir gün Muhammed Bin Vasi ile Yusuf bin Esbat’ı rüyamda gördüm. Her ikisi cennetin kapısının önünde duruyordu. Ben hangisinin önce gireceğini görmek için merakla bakıyordum. Derken Yusuf bin Esbat, cennete önce girdi. Oradaki bir meleğe:
-Niçin bu, ondan önce cennete girdi? Diye sordum. Melek bana şu cevabı verdi:
-Bunun bir gömleği, onunsa iki gömleği vardı.


İBRAHİM EDHEMİN HAHAM PARASI

       

İbrahim Edhem Hazretleri bir gün hamama girmek İstemiş. Hamamcıya:
—Param yok, hamama girmeme müsaade etmez misiniz? demişti.


Hamamcı parasız hamama girilmez diyerek hamama sokmadı, İbrahim Edhem Hazretleri ısrar etti ise de hamamcı kabul etmedi.


Boynu bükük olarak hamamdan ayrılan İbrahim Edhem Hazretleri, öyle bir bağırış bağırdı ki yer gök çın çın öttü...


Bu sesi duyan halk, ağlamakta olan İbrahim Edhem Hazretlerinin başına toplanıp :
—Bu kadar feryada hacet yok,  hamam  parasını biz verelim de ağlama!, dediler.


İbrahim Edhem Hazretleri toplanan kalabalığa şöyle seslendi :
—Ey ehalî! Siz, benim  hamama giremediğim İçin mi ağladığımı sanıyorsunuz? Ben hamama giremediğim için ağlamıyorum. Ben dünyada iken parasız hamama bile sokmuyorlar... Ya ahirette de senin cennete girecek bir amelîn yok diye kapıdan geri çevrilirsem benim halim ne olur? diye ağlıyorum...

Çünkü salih amelî olup oraya girmeyi hak etmeyenleri içeri sokmayacaklar, buyurdu...

 
İçeriğe dön | Ana menüye dön