14. GÜN - HAKİKİ KİŞİSEL GELİŞİM SİTESİ

İçeriğe git

Ana menü:

14. GÜN

ÖZEL KUR-1

MEAL”

BAKARA-286: (Onların bu dualarına karşılık Allah şöyle buyurdu:
Ey mü’minler! Allah’ın, içinizde kurduğunuz niyet ve planlardan dolayı bile sizi sorguya çekeceğinden çok endişe duyuyorsanız, şunu da bilin ki:)
Allah, kimseye kapasitesinin üstünde bir sorumluluk yüklemez;
herkesin kazandığı (hayır) kendi lehine, işlediği (fenalık da) aleyhinedir.
(Siz, şöyle dua edin:)
Rabbimiz, (Sana itaat etmeye çalışırken) eğer unuttuk veya kastımız olmadan bir yanlış yaptıysak, bundan dolayı bizi sorguya çekme!
Rabbimiz, bizden önceki ümmetlere (zamanın, şartların ve mizaçlarının gerektirdiği terbiyeleri icabı) yüklediğin gibi, bize öyle ağır yükler yükleme!
Rabbimiz, takat getiremeyeceğimiz hükümlerle bizi yükümlü tutma! Ve günahlarımızdan geçiver;
bizi bağışla ve bize acı, rahmetinle muamele buyur!
Sen, bizim efendimiz, yardımcımız, koruyucumuzsun;
şu kâfirler güruhuna karşı ne olur, bize yardım et ve zafer ver!’”

----------------------------------------------------------------------------

HADİS”

Bir kimsenin yanında mü’min kardeşi hakarete uğrar, zillete düşürülür de gücü yettiği hâlde ona yardım etmezse, Allah da onu kıyamet günü herkesin huzurunda zelil eder.”

(İbn Hanbel)

----------------------------------------------------------------------------

TEFEKKÜR PENCERESİ”

*Dua, ruhun gıdasıdır, bu gıda ruha fâsılasız verilmelidir.
*Dua, iradeyi kanatlandıran bir büyüdür; ona devam edenlerden başkası da, onun bu güçlü sırrını anlayamaz.
*Dua, sebep ve vasıtaları aşarak, hem Allah’ın kudretine itimadı, hem de beşerî zaafı ilândır.
*Duaya musallat en tehlikeli virüs, sebeplere tesir-i hakikî vermektir. Bu virüsü kapmış ruh, “ekstra” tedavi ister.
*Şiddete karşı yapılan en güzel dua, rahat ve rehavet zamanında yapılan duadır.
*Allah’ım, Sana ve dualara itimadımı artır; sebeplere riayeti de bir vazife şuuru olarak vicdanıma duyur!
*Allah’ım, ne azabına dayanacak hâlim, ne de rahmetinden mahrum kalmaya mecalim var...

----------------------------------------------------------------------------

NURDAN YANSIYANLAR”

Sakın, “Şu küçücük insanın ne önemi var ki, bu koca dünya onun, amellerinin hesabını vermesi için kapansın ve başka bir âlem kurulsun?” diye düşünme.

Çünkü şu küçücük insan, yaratılışının kuşatıcılığı itibarı ile bütün varlıklar içinde bir ustabaşı, ilahî saltanatın bir ilancısı ve küllî bir kulluğa mazhar olduğundan büyük kıymete sahiptir.

İnsan kısacık bir ömürde nasıl ebedî azaba müstahak olur?” diye de düşünme.

Zira küfür, Samed Yaratıcının muhteşem sanatını anlatan bir mektup derecesindeki ve kıymetindeki şu kâinatı mânâsız, gayesiz bir seviyeye düşürür.

Küfür, kâinatı hor görme olduğu gibi, her şeyde cilveleri, nakışları görünen, Cenâb-ı Hakk’ın bütün mukaddes isimlerini inkâr, ret ve O’nun adaletini, doğruluğunu gösteren sınırsız delilleri yalanlama mânâsına geldiğinden sonsuz bir cinayettir.

Sonsuz cinayet ise sonsuz azabı gerektirir.

Geçici misafirhane gibi bir memleketi bulunan padişahın, haşmetine ve büyük saltanatına yakışır başka, sabit, daimî bir memleketinin bulunmaması hiçbir şekilde mümkün değildir.

Bu fâni âlemin bâki Yaratıcısının burayı var edip ebedî bir âlemi yaratmaması da aynı şekilde mümkün değildir.

Evet, şu benzersiz fakat geçici kâinatın ebedî Sâni’inin burayı vücuda getirip de başka, daimî bir kâinatı yaratmaması hiç mümkün müdür?

Bir sergi, imtihan meydanı ve tarla hükmündeki bu dünyanın Hakîm, Kadir ve Rahîm Fâtır’ının burayı yaratıp onun bütün gayelerine mazhar olacak ahiret yurdunu yaratmaması imkânsızdır!

----------------------------------------------------------------------------

DUA İKLİMİ”

Rahman ve Rahîm Allah’ın adıyla…
Allah’ım! Kendisinden başka ilah olmayan gerçek Melik Sensin. Sen benim Rabbimsin, ben de Senin kulunum. Çok kötülük işledim, nefsime pek zulmettim ve işte huzurunda günahlarımı itiraf ediyorum.

Ey Ğafûr, ey Şekûr, ey Halîm ve ey Rahîm, ne olur, günahlarımı mağfiret buyur çünkü onları Senden başka affedecek kimse yoktur.

Rabbim! Her ne zaman Seni ihsanlarınla yanımda görmeyi umduysam, açık ya da gizli inayet ve iyiliklerinle hep yakınımda buldum. İşlerimi görüp gözettin ve hep yardım ettin. Başıma gelebilecek bütün zararlardan, kayıplardan, musibetlerden, hicap sebebi olacak hallere düşmekten, darlık ve kıtlık yaşamaktan, baskılara maruz kalmaktan, gam ve tasa yudumlamaktan, dehrin hâdiseleri altında ezilmekten ve daha başka belalara dûçâr bulunmaktan beni koruyan ve koruyacak olan yalnız Sensin Allah’ım!

Ne olur Allah’ım, ne olur! Dilimden dökülen azıcık hamd ü sena ifadelerine nezdinden bereket ihsan buyur.

Allah’ım! Bu çaresiz kulunu mağfiret buyur; zira onun günahlarını sadece Sen bağışlayabilirsin. O hata, ayıp, kusur ve günahları Senin affından başka silip süpürecek yoktur. Onları görmezden gelebilecek iyilik de yalnız Sana aittir.

Ya Rab! Günlerimi, gecelerimi, aylarımı ve senelerimi sadık yakînlerle doldur, doldur ki, iki dünyanın musibet ve hüzünleri o yakîn sayesinde hafiflesin. Yakînimi öyle artır ki Rabbim, Sana olan şevk u iştiyakım ve nezdindekilere rağbetim artsın. Bu bendeni mağfiret buyurduğun ve yüce payelerle şereflendirdiğin kullarına dâhil et.

Allah’ım! Senden hayırlı işlerde sebat, doğru yol üzerinde yürümede azm ü ikdam ve nimetlerine karşı şükür hissi diliyorum. Zalimlerin zulmünden, bâğîlerin taşkınlığından, hasetçilerin hasedinden, komplocuların komplosundan, tuzak kuranların tuzağından, gadredenlerin gadrinden ve düşman şamatasından Sana sığınıyorum.

Senin salât ve selâmın O Nebîler Serveri’ne, tertemiz, dupduru ehline, kerîm ve ebrâr ashâbına ve bütün enbiya ve mürselîne olsun. Âmin..!

----------------------------------------------------------------------------

GÜNÜN ZİKRİ: " EL- GAFFÂR "
TESBİH ADEDİ: 1281
TESBİH NİYETİ: BAĞIŞLANMAK VE GÜNAHLARDAN KORUNMAK...


 
İçeriğe dön | Ana menüye dön