5. DERS: ŞEYTANIN DESİSELERİ - HAKİKİ KİŞİSEL GELİŞİM SİTESİ

İçeriğe git

Ana menü:

5. DERS: ŞEYTANIN DESİSELERİ

2. KUR

WORD HALİ


BİR AYET:


Bakara / 168.

"Ey insanlar! Yeryüzünde bulunanların helâl ve temiz olanlarından yiyin, şeytanın peşine düşmeyin; zira şeytan sizin açık bir düşmanınızdır.”


BİR HADİS:


İbnu Mes'ud (ra) anlatıyor: Resûlullah (sav) buyurdular ki:

"Şeytan da, melek de insanoğluna sokularak onun kalbine birtakım şeyler atarlar. Şeytanın işi kötülüğe çağırmak, sonu fena ve zararlı olan şeylere teşvik etmek ve hakkı yalanlamak, haktan uzaklaştırmaktır. Meleğin işi hak ve hayra, iyiliğe çağırmak ve kötülükten uzaklaştırmaktır. Kim içinde hakka, hayra, iyiliğe çağıran bir ses duyarsa bilsin ki bu Allah'tandır ve hemen Allahu Teala'ya hamdetsin. Kim de içinde şer ve inkâra çağıran bir fısıltı duyarsa ondan uzaklaşsın ve hemen şeytandan Allah'a sığınsın."


ŞEYTANIN YARATILMASININ HİKMETİ NEDİR?


       Allah (cc), abes iş işlemekten münezzeh ve müberradır. Hakîm olan ve her şeyinde bin bir hikmet gizli bulunan -insanlar anlamasa da- Allah hakkında böyle bir şey düşünme, Allahı bilememenin, Onu tanıyamamanın bir ifadesi olsa gerek. İnancımıza ait bu temel kaideyi pekiştirdikten sonra diyebiliriz ki, şeytanın yaratılarak Müslümanlara musallat edilmesi, onları teyakkuza sevk eder. Sevk etmiştir, ediyordur ve edecektir de. Böylece insan ondan korunma mekanizmasını harekete geçirecektir. Demek ki şeytanın tasallutu, insanda mevcut bulunan korunma mekanizmasının rantabl çalışmasına vesile olacaktır. Yani nasıl tarlada akreplerin ve zehirli yılanların olması tarlada çalışanları dikkat ve teyakkuza zorlar ve dikkat etmeye ait istidatları inkişaf ettirir. Dahası, insanların Allaha dehaletine, Sünnet-i Seniyye kalesine sığınmasına vesile olur. Zaten Kurân da çeşitli ayetleriyle bu hususa işaret eder. Meselâ, “Eğer şeytanın fitlemesi seni dürterse hemen Allaha sığın. Çünkü O işitendir, bilendir.” (Arâf, 7/200) gibi…



ŞEYTAN İNSANA HANGİ YOLLARDAN YAKLAŞIR?


Şeytan, “Çık buradan, sen artık kovulmuş ve uzaklaştırılmışsın” (Hicr, 15/34) âyeti ile ifade edilen tokadı yedikten sonra, insanoğluna gayz, kin ve nefretle, Allaha karşı da küskünlükle, ikinci bir fıtrat kazanmıştır.


Şeytanın Hz. Âdem(as)e secde etmemesi, onun Rahmet-i İlâhîden kovulmasına; Allahın kovması da, onun Allaha karşı düşmanlık göstermesine zahirî birer sebeptirler.


Hz. Âdem (as) ile imtihan olma ve bu imtihanı kaybetmesi şeytana çok dokunmuş ve kasemle “Rabbim! Beni azdırmana karşılık ben de yeryüzünde onları (günahları) süsleyeceğim ve onların hepsini mutlaka azdıracağım. Ancak onlardan ihlâslı kulların müstesna” (Hicr, 15/39) demiştir.


Demek ki, şeytan, bu hâdiseler nedeniyle, Âdem (as)in şahsında bütün insanoğluna karşı kinle dolmuştur. Kinle dolu bir gönülde muvazenenin olmayacağı aşikârdır.


Keza şeytan, Kurânın Araf sûresinde belirttiğine göre kin ve gayzını şu cümlelerle ifade etmiştir:


“Öyleyse beni azdırmana karşılık, and içerim ki, ben de onları saptırmak için senin doğru yolunun üstüne oturacağım. Sonra mutlaka onlara, önlerinden arkalarından, sağlarından, sollarından sokulacağım ve sen onların çoğunu şükredenlerden bulmayacaksın.”(Araf, 7/16,17).


EŞEK TÜCCARI ŞEYTAN VE MÜŞTERİLERİ


Şeytan ateşten yaratılmıştır. Böyle yaratılışı Ona bazı hususiyetler de kazandırmıştır. Nitekim şeytan çeşitli kılık kıyafete girer, muhtelif görünüşlerde dolaşabilir.


İsa(as)a, şeytan bir gün, eşek tüccarı kılığında görünmüş. Kendisini hemen tanıyan Allahın Nebisi sormuş:
-“Ey şeytan, böyle eşek tüccarı kılığında nereye gidiyorsun?” tanındığını anlayan şeytan gerçeği gizlemeyi ihtiyaç duymadan cevap vermiş:
-“Nereye olacak pazara gidiyorum!”
-“Ne yapacaksın pazarda?”
-“Şu eşekleri yükleriyle birlikte satacağım.”
       

İsa (as) merak etmiş. Eşekleri yükleriyle birlikte kim alır diye sormuş:
-Eşekleri ayrı, yüklerini de ayrı satman gerekmez mi?
-“Hayır, eşeklerimin yükleri de kendileri gibi kıymetlidir. Eşeği almak isteyenler yükünü de almak isterler. Onun için onları üzerindeki yükleriyle birlikte satacağım.”


Hz. İsa büsbütün meraklanmış.
-“Ey şeytan, sen bu eşeklere ne yükledin ki, ikisini birden satacağını sanıyorsun? Eşeğin yükü çok mu kıymetli sanki?” demiş.


Şeytan kahkahayı basmış:
-Sen, demiş, bu yükleri bilsen şaşıp kalırsın. Bilmiyorsun da onun için tereddüt ediyorsun.
-“Anlat bakayım neler yükledin eşeklerine.” Şeytan başlamış anlatmaya:
-“Şu birinci eşekte (hased), ikincisinde (kibir), üçüncüsünde (zulüm) yüklüdür.”
       

Hz. İsa (as) daha çok meraklanmış:
-Ey şeytan, kim alır senin hased, kibir, zulüm yüklü eşeklerini? Deyince bir kahkaha daha atan şeytan:
-“Bak demiş, anlatayım kimler müşteri olacak, eşeklerimi yükleriyle birlikte satın almaya?”
       

En öndeki eşeği göstermiş:
-“Şu birinci eşekte “hased” yüklüdür. Bunu, bilginlere, azıcık ilim sahiplerine satarım. Zira bilginlerin bir kısmında hased arzusu zirvededir. Onlar kendileri gibi olan diğer bilginlere hased etmeden duramazlar. Hased ve kıskançlık onların en çok kullandıkları sermayelerdir. Bu eşek onlarındır.”
       

Sonra ikinci eşeği göstermiş:
-“Şu ikinci eşekte “kibir” yüklüdür. Bunu da cahil zenginlere satarım. Serveti çok, bilgisi az zenginler, çok kibirli olurlar. Başkalarını küçük, kendilerini büyük görürler. Kibirsiz duramazlar. Bu eşek de onlarındır.”
       

Son eşeği gösterirken de şöyle demiş:
-Bu üçüncü eşekte ise "zulüm" yüklüdür. Bunu da salahiyet sahibi amirlere, hükümet büyüklerine satarım. Onlar vatandaşın istediklerini rüşvetsiz yapmazlar. İstedikleri zamana kadar geciktirirler. Zulümsüz duramazlar. Bu da onlarındır.


Bunları dinleyen İsa (as) ellerini açıp Allah
a yalvarmış:


-“Ey Rabbim, bu eşek tüccarlarına müşteri olmak istemeyenleri sen koru, hased, kibir, zulüm eşeklerine muhtaç eyleme.”



ŞEYTANI DİZE GETİREN TÖVBE-İSTİĞFAR


Bir sabah meşhur sahabelerden birisinin şiddetle kapısını vurup uykudan uyanması sağlanır. Güneşin doğmasına az kalmıştır. Sahabe, “sen kimsin? Bu saatte benden ne istiyorsun?” diye sorar. Kapıyı vuran, “ben inanmayacaksın ama şeytanım, senin güneş doğmadan önce sabah namazını kılmanı istiyorum. Hemen acele et!” der.


Sahabe, “Sen hep şer peşinde koşarsın, niçin böyle bir hayra sebep olmak istiyorsun?” diye sorunca:


-“Evet, doğru ama hatırlayacaksın, geçen seni bir defa meşgul ettim, gaflete boğdum ve sabah namazına kalkmanı engelledim. Fakat sen öyle bir pişmanlık gösterdin, öyle bir tövbe istiğfar ettin ki, sabah gafletinle beraber daha pek çok günahlarını da affettirdin. Bu işten ben zararlı çıktım. Onun için şimdi kurnazlık yapıp, bir daha öyle bir dua ve yalvarmayla tövbe etmemen için sana iyilik yapıyormuşum gibi davrandım. Fakat sen acele et, yine geç kalıp başıma iş açacaksın.” diye cevap verir.


EBU MUHAMMED MERVEZİ DER Kİ:

Şeytan ancak şu beş hasletten dolayı bedbaht olmuştur:
Günahlarını ikrar ve itiraf etmedi.
İsyanından dolayı pişman olmadı.
Kendisini hiç kınamadı.
Tövbe etmedi.
Allah
ın rahmetinden ümidini kesti.

Âdem (as) ise, bunların aksine şu beş hasleti yüzünden saadete kavuşmuştur:
Günahlarını itiraf etti.
Günahından dolayı pişman oldu.
Kendini kınadı.
Hemen tövbe etti.

Allahın rahmetinden ümit kesmedi.


 
İçeriğe dön | Ana menüye dön