27. GÜN - HAKİKİ KİŞİSEL GELİŞİM SİTESİ

İçeriğe git

Ana menü:

27. GÜN

ÖZEL KUR-1

MEAL”

NİSA-135:Ey iman edenler! Bizzat kendinizin, anne-babanızın ve yakınlarınızın aleyhine de olsa, haktan yana ve Allah için şahitlik yapanlar olarak var gücünüzle ve kılı kırk yararcasına adaleti gerçekleştirin ve koruyun.
(Lehinde ve aleyhinde şahitlikte bulunacağız kişi) zengin de olsa fakir de olsa bilin ki Allah, onların her ikisine de sizden daha yakındır;
bu sebeple (zengine hürmetinize veya ondan beklentinize ve fakire merhametinize takılarak), nefsinizin meyillerine uyup adaletten ayrılmayın.
Eğer dilinizi eğip bükerek doğru şahitlikte bulunmaz veya şahitlik yapmaktan (ya da doğruyu söylemekten) büsbütün kaçınırsanız, unutmayın ki Allah, her yaptığınızdan hakkıyla haberdardır.”

---------------------------------------------------------------------------------

HADİS”

Yönettikleri insanlara, ailelerine ve sorumlu oldukları kişilere karşı adaletli davrananlar, Allah katında, Rahman’ın yanında nurdan minberler üzerinde ağırlanacaklardır.”  

(Nesai)

---------------------------------------------------------------------------------

TEFEKKÜR PENCERESİ”

*İnsanın kendini ve kendi varlığını sezişinin unvanı olan vicdan; dileyen, sezen, kavrayan ve sürekli sonsuza açık bulunan bir ruh mekanizmasıdır.
*Vicdan, Hakk’ı gösteren pırıl pırıl bir aynadır ve Zât-ı Ulûhiyet’e tercüman olmada da eşi-menendi yoktur.
*Müftüler çoktur ve hemen hepsi de, anlayabildiklerince aynı kaynaklara müracaat eder ve fetva verirler. Vicdan, nazarı keskin öyle bir müftüdür ki, fetva verirken hakikate göre fetva verir ve verdiği fetvalarda da kimseyi yanıltmaz ve kimseye haksızlık etmez.
*Vicdan-ı umumî, büyük çoğunluğun hissi, sezişi ve idraki demektir ki; yanılması oldukça azdır.
*Vazife o iştir ki, Allah, onu emreder; enbiyâ gibi selim vicdanlar da canlandırır. Artık onu kabul etmemek elden gelmez.
*Hak, hâkim-i mutlak; vicdan ise, onun en doğru aynasıdır. Ara sıra bulanık gösterse de, çok defa, gösterdiklerini doğru gösterir.

---------------------------------------------------------------------------------

NURDAN YANSIYANLAR”

Ey gaflete dalıp, bu dünya hayatını tatlı görüp, ahireti unutup dünyaya talip olan bedbaht nefsim!
Neye benzediğini bilir misin? Deve kuşuna...

Avcıyı görür fakat uçamaz; avcı onu görmesin diye başını kuma sokar, koca gövdesi dışarıda kalır. Avcı onu görür, fakat o gözünü kuma soktuğu için avcıyı görmez.

Ey nefis! Başta Habibullah (aleyhissalâtü vesselam) olmak üzere, bütün dostların kabrin öbür tarafındadır. Burada kalan bir-iki dostun da gidiyor.

Ölümden ürküp, kabirden korkup başını çevirme!
Kabre mertçe bak, ne talep ediyor, dinle!
Ölümün yüzüne erkekçesine gül, ne istiyor, anla!

Ey nefsim! “Zaman değişti, asır başkalaştı, artık herkes dünyaya dalmış, hayata tapıyor. Herkes geçim derdiyle sarhoş.” deme!

Çünkü ölüm değişmiyor. Ayrılık, bekâya dönmüyor. İnsanın aczi ve fakrı bitmiyor; artıyor. Yolculuğu kesilmiyor, sürat kazanıyor.

Hem, “Ben de herkes gibiyim.” deme!

Çünkü herkes sana ancak kabir kapısına kadar arkadaşlık edebilir.
Herkesle musibette beraber olma tesellisi ise kabrin öbür tarafında pek temelsizdir.

Hem kendini başıboş zannetme!

Zira şu dünya misafirhanesine hikmet penceresinden baksan, düzensiz, gayesiz hiçbir şey göremezsin. Sen nasıl başıboş, gayesiz kalabilirsin!

Bir gün gelecek, şu itaatkâr yerküre, yüzünün süsü olan insanlığın eserlerini şirke bulaşmış ve şükürsüz görüp çirkin bulacak.

İşte o zaman Hâlık’ın emriyle büyük bir deprem bütün yüzünü siler, temizler.

Yeryüzü Allah’ın emriyle O’na ortak koşanları cehenneme döker, şükredenlere “Haydi, Cennet’e buyrun!” der.

---------------------------------------------------------------------------------

DUA İKLİMİ”

Rahman ve Rahîm Allah’ın adıyla…
Allahım! Diller, celâline yaraşır şekilde Seni senâ etme hususunda tâkatsiz kaldılar. Akıllar, cemâlinin künhünü idrake kalkıştı fakat aciz düştüler. Gözler de aynı âkıbetle karşı karşıya kaldı ve Senin sübuhât-ı vechini müşahedeye güç yetiremediler. Hiç kimse Seni bilmeye, marifetine ermeye tam muktedir olamadı ve bilme peşinde olanlar bu husustaki acziyetlerini en büyük idrak bildiler.

Rabbimiz! Bizleri sadr u sinelerinde şevk ü heyecanın kök saldığı..
muhabbet hislerinin bir karasevda hâlinde kalblerinin bütününü sardığı..
tefekkür deryalarında derinleştikçe derinleşmiş..
kurbiyet payesiyle şereflendirilmiş..
muhabbet havuzundan kana kana içmiş..
özlerinde saflığa, duruluğa ermiş..
gözlerindeki perde kalkmış..
imanın hazzını vicdanlarında tam hissetmiş..
bütün şek ve şüphelerden kurtulmuş..
gönülleri, Seni bilip bulmanın inşirahıyla dolup taşmış..
himmetleri coşmuş..
eksiksiz huzuru ve tastamam saadeti elde etmiş..
Hakk’ın muâmelesi gibi bir âb-ı hayat kaynağından kevserler içmiş..
içleri üns esintileriyle ayrı bir güzelliğe ulaşmış..
her türlü korkudan, endişeden emin kılınmış..
ruhları yakîn zirvelerinde felahı bulmuş
ve dünya-âhiret pazarında, dünyayı verip âhireti almak suretiyle kârlı bir ticarete muvaffak olmuş bahtiyar kullarından eyle!

Rahmet ve Şefkat Sultanı Mevlâmız!

Ne olur, bizi, huzurdan kovulup uzaklaştırılmanın azabıyla tanıştırma ve bizi marifet erbabı has kullarının zümresine ilhak eyle!

İhsanına, rahmet ve merhametine sığınarak bunları Senden dileniyoruz, dualarımızı kabul buyur, ey azamet ve ululuk tahtının Sultanı ve ey lütf u keremiyle, sevdiklerini umduklarına nâil eyleyen Merhametliler Merhametlisi Rabbimiz!

Allahım! Mefhar-i Enbiya Efendimiz Hazreti Muhammed’e ve hüznünü giderdiğin, kerem timsali oğluna kavuşturduğun, Hazreti İbrahim’in oğlu Hazreti İshak’ın oğlu Hazreti Yakub’a (alâ nebiyyina ve aleyhimüsselâm) salât ve selâm eyle. Senin salât ü selâmın Efendimiz’in ve onların üzerine olsun. Amin..!

---------------------------------------------------------------------------------

GÜNÜN ZİKRİ: " EL - BASİR "
TESBİH ADEDİ: 302
TESBİH NİYETİ: ACZİYETİN KALKMASI, BASİRETLİ OLMAK...

 
İçeriğe dön | Ana menüye dön